Dava, on yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 14/06/2007 gününde oybirliği ile karar verildi....
değişik 11/1 maddesi gereğince ancak tapuya dayanılarak 10 yıllık süre içerisinde istenebileceğine, bu durumda davacının hak düşürücü süre nedeniyle kesinleşen orman kadastrosunun iptalini isteyemeyeceğine, 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca orman rejimi dışına çıkarılan yerler üzerinde oluşturulan tapu kayıtlarına ve sürdürülen zilyetliğe hukuken değer verilemeyeceğine göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 13/09/2006 gününde oybirliği ile karar verildi....
Köyü 126 ada 508 nolu orman parseli içerisinde bırakıldığı iddiasıyla bu bölümün iptali ile adına tescilini istemiştir. Mahkemece; 6831 sayılı Kanunun 11. maddesinin 1. fıkrasına göre kesinleşen orman kadastrosunun iptalini, ancak tapulu taşınmazlar yönünden tapu sahiplerinin 10 yıllık hak düşürücü süre içinde isteyebileceği, zilyetliğe dayanılarak iptal istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, orman kadastrosu sonucu Hazine adına tesbit ve tescil edilen orman parselinin zilyetliğe dayalı olarak tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu Samrı Köyünde orman kadastrosu, 3402 sayılı Kanuna esas olmak üzere 6831 sayılı Kanuna göre yapılarak 11.04.2003’de kesinleşmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi - K A R A R - Temyiz incelemesi yapılması gereken ve gerçek kişi ile Hazine arasında görülen bu dava; Zilyedinin kimlik bilgilerinin tam ve kesin olarak belirlenemediğinden, bir hak kaybına neden olmaması için, emaneten yazıldığı tutanağın edinme bölümünde belirtilerek, Hazine adına tesbit ve tescil edilen Hisarönü Köyü 268 ada 8 parsel sayılı taşınmaza yönelik kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle kadastrodan önceki hukukî sebeplere dayanılan 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesindeki on yıllık hak düşürücü süre içinde açılan tapu iptali ve tescile ilişkin olduğu, 2797 sayılı Yargıtay Kanunun 14. maddesi ve Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 21/01/2013 gün ve 2013/1 sayılı kararı gereğince bu davada, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların gerçek kişiler adına tarla niteliğiyle tesbit ve tescil edildiği, sınırında orman ve Hazine yeri bulunmadığı, orman kadastrosu kesinleşmiş olsun olmasın, orman kadastrosu ve orman rejimi...
Bu itibarla, orman iddiasıyla Hazine ve Orman İdaresince açılan tapu iptali ve tescil davalarında orman araştırması; taşınmaz hakkında 6831 sayılı Kanun'a göre yapılıp kesinleşmiş bir orman kadastrosu bulunup bulunmadığı dikkate alınarak yapılmaktadır. Tapuda kayıtlı olan ve hakkında 6831 sayılı Kanun'a göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunan bir taşınmaza karşı, Hazinece veya Orman idaresince orman iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davalarında, mahkemece orman araştırması, 6831 sayılı Kanun'a göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu esas alınarak yapılır. 19. Hak sahipleri tarafından 6831 sayılı Kanun'un 11. maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde orman kadastrosuna itiraz edilerek dava açılmamış ise, kesinleşen orman sınırları içinde kalan tapu kayıtları yasal değerini yitirmiş olacağından, taşınmazın halen orman sınırları içinde bulunduğunun kabulü gerekir. 20....
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre hüküm kurulmuş olduğuna ve çekişmeli 104 ada 1 sayılı parselin kadastro tesbit tutanağının dava tarihinden önce 23.06.2006 tarihinde kesinleştiği, 27.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5831 sayılı Yasa ile 6831 sayılı Yasanın 7. maddesinin birinci fıkrasının sonuna "3402 sayılı Yasa hükümlerine göre belirlenen orman sınırı, orman kadastro komisyonlarınca belirlenen orman sınırı niteliğini kazanır" hükmünün eklendiği, bu hüküm ve 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesindeki orman kadastrosunun kesinleşmesinden sonra ancak tapuya dayanılarak 10 yıllık hak düşürücü süre içinde orman kadastrosunun iptali dava edilebileceği hükmü göz önünde bulundurularak zilyetliğe dayalı açılan davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın esasına girilerek reddine karar verilmesi yanlış ise de, sonuç olarak dava reddedildiğinden temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,...
Bu durum karşısında kadastro tutanağının kesinleştiği 15/02/2001 tarihinden davanın açıldığı 05/09/2012 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra davacılar tarafından dava açıldığından hak düşürücü sürenin geçmiş bulunması nedeniyle davacıların davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle isteğin kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır. Yüksek Yargıtay ve Daire uygulaması da bu yöndedir. Hak düşürücü süre kamu düzeniyle ilgili olup, kendiliğinden göz önünde tutulur. Kadastro tespitinden önceki hukuki sebeplere dayalı olarak açılan tüm davalarda 766 sayılı TK'nin 31/2 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. fıkralarında yer alan hak düşürücü sürelerin uygulanacağı, Yargıtay uygulaması gereğidir....
nin Mayıs 1991 sayısında yayınlanan 15.01.1991 gün ve 1990/5423-1991/121 sayılı kararından makiye ayrılan yerin halen orman kadastro sınırı içinde kalmaya devam ettiğinin kabul edildiği, Orman Yönetimi de, Maki Yönetmeliği ve Maki Talimatnamesindeki hükümleri bu şekilde anlayıp yorumlayarak, uygulamalarını da buna göre yürüttüğü, Hazinenin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer iddiası ile açacağı iptal davaları 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı, aynı nedenle, Orman Yönetimi tarafından açılan davanın da 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı, Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritaları, arazi kadastro paftası ile makiye ayırma tutanaklarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişiler ve harita mühendisi bilirkişinin müşterek imzalı raporuyla, çekişmeli parselin 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bırakıldığı...
Davacı ..., 714 ada 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazların evveliyatından beri orman olduğu iddiasıyla 27.01.2011 tarihinde dava açmış; mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesine göre, kadastrodan evvelki sebeplere dayanılarak, tespitin kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açılamayacağı, aynı maddeye 25.02.2009 tarihinde 5841 sayılı Kanunla eklenen, "Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır" cümlesi ile bu sürenin tarfların sıfatına ve taşınmazın niteliğine bakılmaksızın uygulanması gerektiği belirtilerek, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1996 yılında orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması yapılmıştır....
Bu iki hak arama süresinin dışında, nedeni ne olursa olsun süresiz hak arama özgürlüğü tanıyan bir kanun hükmü yoktur. 3373 sayılı Kanun ile getirilen 10 yıllık hak düşürücü süreye ilişkin kuralın kanunun yürürlük tarihinden önce düşmüş olan haklara uygulanacağına dair bir hüküm de bulunmamaktadır....


