"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi - K A R A R - Temyiz incelemesi yapılması gereken ve gerçek kişi ile Hazine arasında görülen bu davanın zilyetlik nedeniyle kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılan 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki on yıllık hak düşürücü süre içinde açılan tapu iptali ve tescile ilişkin olduğu ve 2797 sayılı Yargıtay Yasasının 14. maddesi ve Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 12.05.2011 gün ve 2011/1 sayılı kararı gereğince bu davada, orman kadastrosu kesinleşmiş olsun olmasın, orman kadastrosu ve orman rejimi dışına çıkarmayla ilgili tutanak ve haritalarının uygulanması ve orman araştırması yapılmasını gerektirir bir konu olmadığından, temyiz incelemesi Dairemizin görevi dışında olup, Yargıtay 8. Hukuk Dairesine aittir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; dosyanın görevli 8. Hukuk Dairesine gönderilmesine 31/10/2011 gününde oybirliği ile karar verildi....
Mahkemece açıklanan konular gözetilerek davanın esasına girilerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 20/10/2011 günü oybirliği ile karar verildi....
Kadastro Mahkemesinin 30.06.1997 tarihinde kesinleşen 03.04.1997 tarihli ve 1993/23 - 12 sayılı davanın yargılaması sırasında orman tahdidi yapıldığı; davanın, bu niteliği ile aynı zamanda orman tahdidine itiraz davası olduğu ve davalı taşınmazlar yönünden orman tahdidinin 30.06.1997 tarihinde kesinleştiği de nazara alındığında, davacıların davası aynı zamanda 6831 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz davası olduğuna, yöntemince orman araştırması yapılması ve dayanak tapu kaydının yöntemince zemine uygulanıp, 3402 sayılı Kanun'un 20/C ve 32/3 maddeleri nazara alınarak kapsamı belirlenmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm bir kısım davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Hemen belirtmek gerekir ki; ilan tarihinden yasanın değişmiş olması daha önceki yasa döneminde yapılıp tamamlanan orman kadastrosunun esasını etkilemez. Çünkü işin esası bitirilmiştir. ... yasa döneminde yapılan ilan, kadastro işleminin esası ile ilgili olmayıp sonuçlarının duyurulmasından ibarettir. Bu nedenle, ilanın 3373 Sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde yapılması, bu yasa ile tapulu taşınmaz yönünden getirilen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde orman kadastrosuna dava açma olanağı sağlamaz. 3373 Sayılı Yasada daha önceki yasalar döneminde yapılıp sonuçlandırılan, ancak ilanı bu yasa döneminde yapılan işlemlere ... yasanın getirdiği hükümlerin uygulanacağı konusunda da her hangi bir hüküm bulunmamaktadır....
Bu süre hak düşürücü süredir. Ancak, tapulu gayrimenkullerde tapu sahiplerinin, on yıllık süre içerisinde dava açma hakları mahfuzdur” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemedeki 6 aylık ve 10 yıllık hak düşürücü süreler orman kadastro komisyonunca orman sınırları dışında bırakılan veya nitelik kaybı sebebiyle orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların orman sınırları içine alınması istemiyle Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılacak davalarda, hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler tarafından da orman kadastro komisyonunca orman sınırları içinde bırakılan taşınmazların orman sınırları dışına çıkarılması istemiyle açılacak davalarda uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere orman kadastrosunun askı ilan tarihinden itibaren 6 ay içinde kadastro mahkemesine, 6 aylık süre dolduktan sonra ise tapu kaydına dayanılarak 10 yıl içinde genel mahkemelerde orman kadastrosuna itiraz davası açılabilecektir....
Bu itibarla mahkemece 1532 parsel sayılı taşınmazın eldeki davanın konusu olmayan krokide (B ve C) harfleri ile gösterilen bölümleri hakkında yazılı şekilde davanın reddine denilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. 2) 1532 sayılı parselin krokide (A) harfleriyle gösterilen bölümüne yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, orman kadastrosunca yapılan tespitin kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı tarih arasında on yıllık hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle, bu bölüme ilişkin davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, verilen karar usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki, öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman tahdidi 16/07/1999 tarihinde ilân edilmiş ve tahdit 17/01/2000 tarihinde kesinleşmiştir. Eldeki dava ise 03.12.2009 tarihinde yani 10 yıllık hak düşürücü süre dolmadan açılmıştır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Suşehri Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 23/10/2012 NUMARASI : 2011/102-2012/130 Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Ç.. K.. vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R 2007 yılındaki kadastro sırasında, O....Köyü .....ada 2 ve ... ada 1 parsel sayılı taşınmazlar, orman niteliğiyle Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı köy tüzel kişiliği, taşınmazların yayla olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılan davada tapuya dayanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 6831 sayılı Kanunun 11. maddesine göre 10 yıllık sürede orman tahdidine itiraz (tapu iptali ve tescil) niteliğindedir....
Hukuk Dairesinin 14.11.2005 tarih 2005/10057-13515 sayılı bozma kararında özetle: "Dava, tapu iptali ve tescil davası olmayıp, 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesi hükmüne göre açılan orman kadastrosunun iptali davası olduğu, 10 yıllık süre içinde zilyetliğe dayalı orman kadastrosunun iptalinin istenemeyeceği, davacı tapuya dayanmadığından hak düşürücü süre nedeniyle kesinleşen orman kadastrosunun iptalinin istenemeyeceği, dava konusu yerin dört tarafının kadastrosu kesinleşmiş devlet ormanı ile çevrili olup orman içi açıklık konumunda olup özel mülke konu olamayacağı gibi, davacı tarafca herhangi bir mülkiyet belgesine dayanılmadığından davanın reddine karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu ... Köyü 1157 sayılı parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir....
Devlet Ormanı ismiyle sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır. 1947 yılında yapılan orman kadastrosu seri bazında ve o tarihte yürürlükte olan 3116 Sayılı Yasaya uygun olarak yapıldığına göre çekişmeli parsel yönünden 1979 yılında yapılan orman kadastrosu ikinci kadastro sayılamaz, Ne varki: ilan tarihine göre bir yıllık hak düşürücü süre geçirilmiş ise de, 1744 Sayılı Yasayla değişik 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesi hükümlerine göre orman sınırları içine alma işleminin tutanaklarda ismi yazılı ilgililere Tebligat Yasasına uygun olarak tebliği gerekir. Başka anlatımla; orman sınırlaması yapılarak orman sınırları içine alınan taşınmaz hakkında tutanakda taşınmaz ilgilisinin adı geçiyorsa, dava açmak için yasada öngörülen hak düşürücü süre, tutanağın ilan tarihinden değil, sınırlama işleminin ilgilisine tebliğ tarihinden itibaren başlar. 31/07/1979 tarihli 8 numaralı tutanağın 4. sayfasında, 461 sayılı parselin o tarihteki tapu maliki olan Tatsan Turizm ve ......
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1948 yılında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 28.06.1982 ve 07.03.1989 tarihlerinde ilan edilerek kesinleşen sınırlaması yapılmamış yerlerde orman kadastrosu, tüm ormanlarda aplikasyon ve orman rejimi dışına çıkarma işlemleri vardır. Mahkemece 14.03.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasanın 2. maddesiyle yapılan değişiklik uyarınca 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibariyle dolduğu gerekçesi ile Hazine tarafından açılan davanın reddine karar verilmiş ise de; 5841 sayılı Yasanın 2. maddesiyle 3402 sayılı Yasanın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen üçüncü tümcesinde yer alan “iddia ve taşınmazın niteliğine…” ibaresi ile geçici 10. maddesi Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 gün ve 2009/31-2011/77 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve gerekçeli karar 23 Temmuz 2011 gün 28003 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir....


