İtirazın iptali davasında ispat yükü kural olarak davacı alacaklıdadır. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. Borçlu itirazın iptali davasına karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlı değildir, borçlu her türlü borca itirazını ödeme emrine itirazından bağımsız olarak ileri sürebilir. Davalı, cevap dilekçesinde ileri sürdüğü hususları ispat ile yükümlüdür....
ISLAH: Davacı vekili vermiş olduğu 02/03/2020 tarihli dilekçesi ile, açmış oldukları işbu itirazın iptali davasını alacak davası olarak ıslah ettiklerini, 850.000TL asıl alacağa, ıslah ettikleri itirazın iptali davasının açılış tarihi olan 01/11/2019 tarihinden itibaren banka reeskont haddi üzerinden faizi v KDV'si ile işlemiş faiz alacağı 186.578TLnin bila faiz KDVsi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2022/302 KARAR NO: 2023/692 DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ: 25/04/2022 KARAR TARİHİ: 18/10/2023 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili 25.04.2022 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle;---------- Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi yapılarak borçluya ödeme emri gönderildiğini, borçlu tarafından ödeme emrinin tebliğ alınması üzerine icra takibine konu edilen borca ve ferilerine itiraz edildiğini, borcun dayanağının fatura olduğunu, fatura suretlerinin icra dosyasına sunulduğunu, borçlunun itirazının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, haklı bir gerekçeye dayanmadığını, tarafların aralarında yapmış olduğu anlaşmaya göre işverenin davalı şirket, iş görenin ise davacı şirket olduğunu, itirazın iptali davasına konu faturaların taraflar arasındaki anlaşmadan kaynaklı...
İtirazın iptali davası yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda ön görülen istisnalar dışında karşı taraf kanuni karinenin aksini ispat edebilir. (HMK M.190). İtirazın iptali davasında ispat yükü kural olarak davacı alacaklıdadır. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. Borçlu itirazın iptali davasına karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlı değildir, borçlu her türlü borca itirazını ödeme emrine itirazından bağımsız olarak ileri sürebilir. Eser sözleşmesi yüklenicinin bir eser meydana gelirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m.470)....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO :2017/491 Esas KARAR NO:2022/151 DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:29/05/2017 KARAR TARİHİ:15/03/2022 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesi ile, davacı ile davalının İstanbul ili ... ilçesi ......
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO :2017/491 Esas KARAR NO:2022/151 DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:29/05/2017 KARAR TARİHİ:15/03/2022 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesi ile, davacı ile davalının İstanbul ili ... ilçesi ......
Görüldüğü gibi; “menfi tespit” niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunlu olduğu gibi, kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun itirazları da üç nedenle sınırlandırılmıştır. Kanun koyucu tarafından, tahsil edilmesi istenen alacak, kamusal nitelikte imtiyazlı olduğundan sürüncemede kalması önlenerek, hızla tahsilinin sağlanması istenmiş, bu nedenle kamu alacağına ilişkin takip kesinleştikten sonra, yeni ve ayrı bir menfi tespit davası açılması yönünde herhangi bir hüküm öngörülmemiştir....
Taraflar arasında görülen huzurdaki davaya benzer nitelikli bir başka dava hakkında Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından verilen 29/11/2021 tarihli, 2021/602 Esas ve 2021/612 Karar sayılı kararda aynen; "...Uyuşmazlık Mahkemesi'nce 2004 sayılı Kanun'un değişik 67. maddesine göre açılan itirazın iptali davasının görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yönünde kararlar verilmiş ise de, 2004 sayılı Kanun'un 42. maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesi’nin 22/10/2020 tarihli ve E.2020/78, K.2020/59 sayılı kararı doğrultusunda; idari yargının görev alanına giren konulara ilişkin uyuşmazlıkların, itirazın iptali davası yoluyla görülmesi mümkün olmadığından içtihat değişikliğine gidilmiştir..." denilerek haksız fiile dayalı olarak davalı ... aleyhine açılan davaların İDARİ YARGI YOLUNDA çözümlenmesi gerektiğine karar verilmiştir....
Talimat sayılı İcra dosyasından yapılan 01.10.2013 tarihli ihale sonucu, 44.100.000,00 TL bedelle, ilgili banka tarafından satın alındığını, şirketin borca batık ve el konulmuş durumda olduğu hususu sabit olup anılan şirkete daha önce de başvuru yapıldığını, işbu başvurudan da sonuç alınamadığını, İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ödenen tutar için şirkete icra takibi de başlatıldığını ancak kötü niyetli olarak takibe de itiraz edildiğini, işbu itirazın iptali için de itirazın iptali davası ikame edildiğini, ... Holding A.Ş.'...
İcra Dairesi'nin... esas sayılı dosyasıyla takip yaptığını, ödeme emrinde 1.761.200-TL asıl alacak ve 6.514,03-TL işlemiş faiz istenildiğini, müvekkilinin takibe itiraz ettiğini, davacının itirazın iptali davası açmak yerine doğrudan alacak davası açarak, ancak takip ile alacak davasında farklı tutarlarda ve farklı ödeme birimleri üzerinden alacak talebinde bulunduğunu, icra takibi itirazla durmuş ise de, hukuk aleminde varlığını sürdürdüğünü, icra takibinde "Borcun sebebi: 06.11.2019 tarihli, 1.761.200.TL tutarlı asıl alacak" şeklinde belirtilmiş iken, davada 08/08/2019 tarihli banka havalesine dayanarak 280.000-Euro talepte bulunamayacağını,takip öncesi veya dava tarihinden faiz talep edemeyeceğini; havale ödeme vasıtası olup karine olarak var olan bir borcun ödendiğini gösterdiğini, davacının alacak dayanağı olarak gösterdiği banka havale dekontunda havale nedeni gösterilmediğini,havale belgesinin alacağın değil, borcun ödendiğinin kanıtı olduğunu,proforma fatura ve içeriğinin kabulünün...


