İ.İ.K'nun 96/3.maddesi hükmüne göre, "istihkak iddiası yapıldığı veya istihkak davası açıldığı tarihte, istihkak davacısı ile birlikte oturan kimseler aynı anda malın haczedildiğini öğrenmiş sayılmaları" gerekir. Aynı madde de "haczin yapıldığını öğrenen 3.kişinin 7 gün içinde istihkak iddiasında bulunmadığı takdirde aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybedeceği" öngörülmüştür. Dava konusu haczi aynı gün öğrendiği kabul edilen davacı 3.kişi İ.İ.K'nun 96.maddesinde yazılı 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde 22.10.2008 günü davasını açtığından, taraf delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken "süre yönünden reddine" karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır....
Şti. lehine haciz sırasında ileri sürülen istihkak iddiasına ilişkin sunulan faturaların tek başına mülkiyet iddiasını ispatlamaya yeterli olmadığı, davalı 3. kişi Şirket yetkilisinin sözlü beyanı davacı tarafından istihkak iddiası olarak değerlendirilerek, iş bu dava açılmış ise de, usulüne uygun bir istihkak iddiası olmaması nedeniyle takibin durmadığı, davacı alacaklının, takibin devam etmekte olması nedeniyle dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, ancak kısa kararda davanın kabulüne karar verildiği değerlendirildiğinde, HMK 298/2 maddesi gereğince çelişki oluşmaması gerektiğinden davacı alacaklı vekilinin talebinin kabulü ile, üçüncü kişi Şirketin istihkak iddiasının reddine, icra takibinin devamına karar verilmiştir. Hüküm, davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı 3.kişi vekili, ... 9.İcra Müdürlüğü’nün 2010/8469 Takip sayılı dosyasından gönderilen 30.7.2010 tarihli haciz yazısına müvekkili banka tarafından 6.8.2010 tarihli cevap yazısı ile dosya borçlusunun müvekkili banka ile yaptığı sözleşme hükümleri gereğince borçlunun hesapları üzerinde rehin hapis ve takas mahsup hakları bulunduğunu, bu haklardan sonra gelmek üzere haczin işlendiğinin bildirildiğini, bu cevabın alacaklı tarafından istihkak iddiası niteliğinde kabul edilerek kabul etmediklerini bildirmesi üzerine Mahkemece İik 96-97 maddeler gereğince müvekkiline süre verildiğini belirterek istihkak davasının kabülü ile hacin kaldırılmasını dava ve talep...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın süre yönünden reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Hükmüne uyulan Dairemizin bozma ilamında özetle “İİK 97/9.madde gereğince kendisine istihkak talebinde bulunmak imkanı verilmemiş olan 3.şahıs,haczedilen şey hakkında veya satılıpta bedeli henüz alacaklıya verilmemişse bedeli hakkında hacze ıttıla tarihinden itibaren 7 gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açabilir.Aksi takdirde aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder....
Hemen belirtmek gerekir ki, İİK'nin 97/1 maddesinde öngörülen prosedürün işletilmesi halinde icra mahkemesinin takibin devamına veya ertelenmesine ilişkin kararının üçüncü kişiye tefhim ya da tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde istihkak davasının açılması gerekir. Bu karar tefhim veya tebliğ edilmediği takdirde hacizli mal satılıp bedeli alacaklıya ödeninceye kadar 3. kişi tarafından istihkak davası açılabilir. İstihkak iddiasını daha önce ileri sürme olanağı bulamayan üçüncü kişi, haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde, hacizli mal hakkında, doğrudan istihkak davası açabilir. Somut olayda, İİK 97/ 1 maddesinde öngürülen prosedür dava dışı... Et ve Et ürünleri...Şti hakkında işletilmiş olup eldeki dava ise üçüncü kişi... Gıda Traım ve Et ve Et ürün...Şti tarafından doğrudan açılarak istihkak iddiasında bulunulmuştur ki bunu engelleyen yasal bir düzenleme yoktur....
İİK'nin 97/1 maddesinde öngörülen prosedürün işletilmesi halinde icra mahkemesinin takibin devamına veya ertelenmesine ilişkin kararının üçüncü kişiye tefhim ya da tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde istihkak davasının açılması gerekir. Bu karar tefhim veya tebliğ edilmediği takdirde, hacizli mal satılıp bedeli alacaklıya ödeninceye kadar davacı üçüncü kişi tarafından istihkak davası açılabilir. Yine İİK'nin 97/9. maddesine göre, kendisine istihkak talebinde bulunma imkanı verilmemiş olan üçüncü kişi önce icra dairesine istihkak iddiasında bulunmak zorunda olmaksızın,haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde doğrudan doğruya icra mahkemesinde istihkak davası açabilecektir. Bu durumda, borçlu şirket tarafından işletilip üçüncü kişi şirket tarafından devralınan rehabilitasyon merkezinin 2010 yılı aralık ayı ve devamınca tahakkuk edecek hak ve alacaklarının haczine yönelik İcra Müdürlüğü tarafından 16.2.2016 tarihinde ......
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir. Takip hukukuna dayalı istihkak davalarının dinlenebilmesi için genel dava koşullarının yanı sıra özel bir dava ön koşulu olarak geçerli bir haczin varlığı gerekmektedir. Geçerli bir haczin bulunması dava şartı olup, Mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir. Somut olayda, Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, dava konusu mallar 09.09.2010 tarihinde davacı 3.kişinin muhasebe müdürünün huzurunda haczedilmiş, muhasebe müdürü 3.kişi yararına istihkak iddiasında bulunmuş, alacaklı da istihkak iddiasına itiraz etmiştir. ... İcra Müdürlüğü'nce İİK.nun 97/1.maddesindeki prosedür işletilmiş, istihkak iddiası konusunda bir karar verilmek üzere dosya İcra Mahkemesine gönderilmiş ve ... İcra Mahkemesi'nce takibin devamına ilişkin olarak verilen 11.01.2011 tarihli karar 3.kişiye 15.03.2011 tarihinde tebliğ edilmiştir....
Mahkemece toplanan delillere göre; 3. kişinin takibin taliki veya devamı kararının kendisine tebliğinden önce ve talimat icra dairesinin bulunduğu yer icra hukuk mahkemesinde de dava açabileceğinden yetkiye ve hak düşürücü süreye yönelik itirazların yerinde görülmediği, ödeme emri tebliğ edilen adresin haciz adresinden farklı olduğu,haciz sırasında borçluya ait evrak bulunmadığı, davacı 3.kişiye ait vergi levhası bulunduğu, hacze konu mahcuzlara ilişkin faturaların ibraz edildiği, asıl takip dosyasından davacı şirkete 3. şahıs sıfatı ile 1. haciz ihbarnamesi gönderildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir....
Eğer istihkak iddiasına konu mal, borçlunun ya da üçüncü kişinin gıyabında (yokluğunda) haczedilmiş, yani haciz sırasında bunlar hazır bulunmamış ise, malın haczedildiğini öğrendikleri tarihten itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmak zorundadırlar; aksi takdirde aynı takipte bu iddiayı ileri sürme hakkını kaybederler. Şu halde bu ihtimalde,istihkak iddiasında bulunma süresi haczin yapıldığı tarihten itibaren değil,haczin öğrenildiği tarihten itibaren başlayacaktır. İİK'nin 97/1 maddesinde öngörülen prosedürün işletilmesi halinde icra mahkemesinin takibin devamına veya ertelenmesine ilişkin kararının üçüncü kişiye tefhim ya da tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde istihkak davasının açılması gerekir. Bu karar tefhim veya tebliğ edilmediği takdirde hacizli mal satılıp bedeli alacaklıya ödeninceye kadar davacı 3. kişi tarafından istihkak davası açılabilir. Yine İİK'nin 97/9....
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davası niteliğindedir. 1. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı 3.kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Dava reddedilmiş ve teminat karşılığı takibin durması kararı verilmiş olması nedeniyle İİK’nun 97/13maddesi uyarınca davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilmesi yerinde ise de, tazminat matrahında hata yapıldığı anlaşılmıştır. Tazminat matrahını takip konusu alacak miktarı ile haczedilen mal değerinden hangisi az ise o değer oluşturmaktadır.Somut olayda takip konusu alacak miktarı daha düşük olduğundan bu miktarın esas alınması gerekirken hacizli malın değerinin esas alınması usul ve yasaya aykırıdır....


