sonra verilmesi halinde kefile müracaat hakkının doğduğunu, müvekkilinin de ipotek rehnini sonradan düzenlediğini, ipotek bedelinden kaynaklanan borcu ödeyen müvekkilinin alacaklının haklarına halef olduğunu, müvekkiline ödeme yapmayan davalıların aşkın zarara sebebiyet verdiklerini ileri sürerek müvekkilinin takip dosyasına ödediği 1.230.422,56 TL’nin ve 03.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama sırasında belirlenecek aşkın zararın da yasal faizi ile birlikte rücuen tahsilini talep etmiştir....
Dava konusu ipotek sözleşmesinde bankadan kullandırılan çeklerden dolayı bankanın sorumluluğuna gidilmesi halinde ipotek malikinin bundan sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Bununla beraber tazmin olan çeklerle ilgili banka dava dışı ------- dayanarak kredi kullandırmış, ipotek malikinin sorumluluğunu da bu ipoteğin kullandırılan kredilerin teminatı olduğuna dayanarak, kredilerin bedellerini istemiştir. Fakat tazmin olan çekler de, kullandırılan kredilerde dava dışı ------- tarihinden sonradır. Bir kişinin vefat etmesinden sonra kendisi ile bir kredi sözleşmesi yapılması, kendisine kredi açılması imkânı yoktur. İpotek akitleri de asıl alacağa sıkı sıkıya bağlı ayni haklardır. Asıl alacağın kurulamadığı, geçersiz olduğu bir yerde bu alacak ile ilgili ipotek teminatına gitme imkanı yoktur....
Davacının asıl borçlu borcunun teminatı olarak banka lehine tesis ettiği ipotek senedinin incelenmesinden; söz konusu ipoteğin tesisi anında doğmuş ve doğmamış tüm borçların teminatı olarak tesis edildiği anlaşılmıştır. Öncelikle ipoteğin üst sınır ipoteğimi yoksa ana para ipoteğimi olduğu değerlendirilmelidir. İpoteğin kuruluşu sırasında teminat altına alınacak alacağın doğmuş ve miktarının belirli olması halinde söz konusu alacak tutarının tapuya tescil edilmesiyle kurulan ipotek ana para ipoteğidir. Ana para ipoteği sadece alacak miktarının belirli olması halinde tesis edilebilirken üst sınır ipoteği her türlü alacak için söz konusu olabilecek genel ipotek türüdür. Alacağın bir borç ilişkisi gereği doğmuş fakat miktarının belirli olmaması ya da henüz doğmamış olması halinde de ipotek tesis edilebilir. Ayrıca henüz doğmamış bulunan alacağın doğmasının kesin ya da sadece ihtimal dahilinde olması mümkün olduğu gibi şarta bağlanmış bulunan alacaklarda teminat altına alınabilir....
Kısaca, ipoteğin üst sınır ipoteği olması durumunda borçlu sadece ipotek akit tablosunda belirtilen miktar ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Diğer taraftan taşınmaz malikinin ödeme iddiası varsa bu iddianın da yazılı delille kanıtlanması zorunludur. Bütün bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılması gereken iş; ipotek, azami meblağ (üst sınır) ipoteğine ilişkin bulunduğundan, ipotek akit tablosunda gösterilen limiti alacaklıya ödenmek üzere davacı depo ettiğinden, ipotek şerhini terkin etmek olmalıdır. Mahkemece, ipotek bedelinin güncellenmesi suretiyle bulunan bedelin davacı tarafça depo edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 12.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı aracın davalının çalışma yaptığı yerdeki su borusunun patlaması üzerine bahçe duvarının park halindeki araç üzerine yıkılması sonucu hasarlandığını, araç malikinin müvekkili ve davalı aleyhine açtığı dava ve yapılan icra takibi sonucu tazminat ödendiğini, hasardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, takip dosyasına ödenen 15.754,00 TL. nın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Tüm dosya kapsamı, kayıt ve belgeler ile usul ve yasaya uygun olarak alınan denetlenebilir bilirkişi raporu birlikte değerlendirilerek; Türk Medeni Kanunu'nun "İpoteğin Terkinini İsteme Hakkı" başlıklı 883.maddesinde; alacak sona erince ipotekli taşınmazın malikinin, alacaklıdan ipoteği terkin ettirmesini isteyebileceği, düzenlemesi yer almaktadır. Düzenleme ile birlikte somu olaya gelince, davalı banka ile dava dışı ... arasına ticari kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamında dava dışı ...'e kredi kullandırıldığı, davaya konu taşınmazın da ipotek senedinden anlaşılacağı üzere davalı banka lehine fekki davalı bankaca bildirilinceye kadar ipotek verildiği, bankacı bilirkişinin raporuna göre dava tarihi itibariyle dava dışı ...'...
Dosyanın incelenmesine göre, davacının davalının aracının trafik sigortacısı olduğu, rücuen alacak isteminin dayanağını davacının dava dışı şahıslara 31.03.2009 tarihinde yaptığı 87.341 TL'lik ödemenin oluşturduğu, davacı vekilinin fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.000 TL için rücuen tazminat davası açtığı, ancak uyuşmazlığın ödeme yapılan miktarın tamamına ilişkin olduğu ve dava değerinin dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 1086 Sayılı HUMK'nun 4/2 maddesine göre belirlenmesi gerektiği, buna göre de uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek, çözümlenmesi gerektiği anlaşılmıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK'nun 22. ve 23. maddeleri gereğince Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 27.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Somut olayda, bağımsız bölüm malikinin halefi olan davacı ... şirketi, davalı bağımsız bölüm malikinin dairesinden gelen su sızıntısı nedeniyle oluşan zararın rücuen tahsilini talep etmekte olup, bu şekilde Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılan uyuşmazlığın Bakırköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği anlaşılmaktadır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Bakırköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 13.06.2016 gününde oy birliğiyle karar verildi....
İpotek TMK 881/1 uyarınca halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla birlikte, doğması kesin ve olası bulunan herhangi bir alacak için kurulabilir. İpoteğin maddi yönden doğumu, varlığı, miktarı, sona ermesi, alacak hakkına bağlıdır; güvence altına alınan alacağın hukuki durumu ve bu durumdaki değişiklikler doğrudan doğruya rehin hakkını da etkiler. İpotek, alacağa bağlı bir hak olduğundan alacağın sona ermesi ipoteğin de sona erme sonucunu doğurur. Bu durumda ipoteğin alacaklı talebi ile terkin edilmesi mümkündür. (TMK m.883/1) (Sirmen Lale A.):Eşya Hukuku 7. s.643,644). 7181 sayılı Kanun ile TMK’nın 883. maddesine eklenen düzenlemeden önce, ipotek süresini doğrudan düzenleyen bir hüküm bulunmamaktadır. TMK’nın 858. maddesinde taşınmaz rehninin terkin yahut taşınmazın yok olması ile son bulacağı belirtilmiş, TMK’nın 884. maddesi ile de alacak sona erince taşınmaz malikinin ipoteğin terkinin isteyebileceği düzenlenmiş olup süreli ipotek hakkında bir hüküm öngörülmemiştir....
ya kullandırılan kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığı, müvekkilinin taşınmazı üzerinde bulunan ipoteğin tesis edildiği tarihte malikinin davalı M.. K.. olduğunu belirterek 250.000 TL. kredinin şimdilik 10.000 TL.'si için davalı bankaya borçlu olunmadığının tespitine, ödenen 18.900 TL.'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı banka vekili, davacının ipotek veren 3. kişi olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. Davalı M.. K.. davaya cevap vermemiştir. Diğer davalı; (davacının taşınmazı üzerinde davalı banka lehine 250.000 TL. alacak miktarı için ipotek tesis edildiği) davanın reddini istemiştir. Mahkemece; taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiği tarihten sonra yeni malik olan davacının taşınmazı devralmasından önceki tarihte malik olan davalı M.. K.. gibi ipotek borcundan sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir....


