Bu halde asıl borçlu olan davalı ---- ve onunla birlikte müteselsil borçlu olan firma yetkilisi ----- rücuen başvurularak davacı müvekkil tarafından ödenen meblağın ödeme tarihi olan 08.06.2022'den itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte müteselsil ve müştereken tahsilini talep etmekteyiz. İlgili ipotek tesisi dava dışı ----. ile ------arasında imzalanan kredi sözleşmesine dayanmakta olup, davalı firma yönünden ödenen meblağın rücuen tazmimine karar verilmesini talep etmekteyiz. Türk Medeni Kanunu'nun ipoteğin sona ermesi hâllerinden birini düzenleyen ve "Borçtan sorumlu olmayan malikin hakkı" başlığını taşıyan 884. Maddesinin birinci fıkrasında, borçtan kişisel olarak sorumlu olmayan rehinli taşınmaz malikinin, borçluya ait koşullar içinde borcu ifa ederek taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını isteyebileceği hükme bağlanmıştır....
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, ipotek resmi senedinin imzalandığı tarihte dava konusu taşınmazın malikinin davalı ... olduğu ve ipoteğin davalı bankanın konut kredisi alacak miktarını değil, doğmuş ve doğacak her türlü alacağı teminat altına aldığı, 27.12.2013 havale tarihli bilirkişi raporunda davalı ...'in iki adet kredi kartından dolayı toplam 35.017,31-TL, yeniden yapılandırılan ticari krediden dolayı da toplam 58.090,46-TL olmak üzere halen davalı bankaya borçlu olduğunun tespit edildiği, davacı ile davalı ... arasında imzalanan inanç sözleşmesinin davalı bankaya karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirkete ait, davalıya zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesiyle sigortalı olan aracın karıştığı trafik kazası sonucunda, zarar gören karşı araç malikinin müvekkili aleyhine açtığı Ankara 24.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kesinleşen 2001/562 Esas ve 2005/224 Karar sayılı dava dosyasında, hükmedilen tazminatın faiz ve fer’ileriyle birlikte toplam 12.514.66 YTL’nın alacaklıya ödendiğini, poliçe kapsamında kalan 3.600.00 YTL’nın faiziyle birlikte rücuen tahsili için başlatılan ilamsız icra takibinin itiraz üzerine durduğunu belirterek, davalının itirazın iptaliyle takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir...
Nitekim, 31.05.2006 tarihli satışa ilişkin resmi senette yeni malik olan davacının taşınmazın ipotek yüküyle satın aldığı görülmektedir. Kuşkusuz, Türk Medeni Kanununun 883.maddesi uyarınca alacağın sona ermesi halinde, ipotekli taşınmaz malikinin alacaklıdan ipoteği terkin ettirme yetkisi bulunmaktadır. Somut olayda, ipotek alacaklıları olan davalıların önceki malik aleyhine ipotek bedelinin arttırılması istemiyle İzmir 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/104 esasında kayıtlı davayı açtığı, mahkemece taleple bağlı kalınmak koşuluyla ipotek bedelinin 15.000,00 TL’ye arttırıldığı, hükmün Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Sözleşmeyle ve tarafların iradesiyle kurulan ipotek akit tablosuyla belirlenen değerlere kural olarak hakimin müdahale imkanı yoksa da imar uygulaması sonucu yapılan işlemle belirlenen bedel tarafların iradesiyle ortaya çıkmadığından, bu bedele hakim tarafından müdahale imkanı bulunmaktadır....
İpotek kişisel bir alacağın teminat alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinde alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasında anlaşmanın (rehin sözleşmesi) bulunması Türk Medeni Kanununun 856. maddesi uyarınca da tapu siciline tescil edilmesi gerekir. İpoteğin kapsamını da ipotek akit tablosu belirler . Kuşkusuz alacak sona erdiği halde alacaklı terkin taahüdüne rağmen terkin talebinde bulunmazsa taşınmaz maliki ipoteğin fekkini dava yoluyla isteyebilir. Davalı ipotek alacaklısı ... 1. İcra Müdürlüğünün 2009/8513 sayılı takip dosyasında adına kayıtlı 3 no'lu bağımsız bölüm için 12.10.2006 tarihli ipoteğe dayanarak 50.000,00 TL'nin tahsili için icra takibine girişmiş, icra takibinden sonra menf'i tespit ve ipoteğin fekki istemleriyle bu dava açılmıştır....
nun kredi borçlarının teminatını teşkil etmek üzere maliki bulunduğu bağımsız bölüm üzerine 09.10.2013 tarihinde ipotek tesis ettiği, ipotekli taşınmazın davacı ... tarafından 27.11.2014 tarihinde diğer davacı ...'ya satıldığı, davalı bankaca kredi hesaplarının kat edildiği 31.05.2015 tarihinde taşınmazın malikinin davacı ... olduğu, ihtarnamede davacı ...'nun yer almadığı, davacı ... ipotekle temin edilen borçtan şahsen sorumlu olmayıp, ipotekli taşınmazı ipotek yükü ile satın almış olmakla 3.kişinin borcu için ipotek veren durumunda olduğu, TMK'nın 887.maddesi uyarınca borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotekli taşınmaz maliki davacı ...'...
İpotek, halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla birlikte doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak için kurulabilir (TMK.m.881). Mevcut alacakları teminat altına almak için kurulan ipotek, anapara ipoteğidir. İlerde doğacak veya doğması muhtemel alacaklar için kurulacak ipotek ise üst sınır (azami meblağ) ipoteğidir. Eğer mevcut bir alacak için ipotek kurulmuşsa, alacağın geçerli olması gerekir. Zira, ipotekle alacak arasında çok sıkı bir birliktelik vardır. Alacak varsa ipotek kabul edilir. Ancak alacak doğmamışsa, hukuki nedeni dolayısıyla batılsa (BK.m.19/2, 20/1), ipotek tescil edilse bile hüküm ifade etmez ve rehinli alacaklıya icra takibi yoluyla alacağını elde etme yetkisi vermez. Vurgulanması gereken diğer bir hususta, ipoteğin tescilinin tarafları bağlayacağıdır. Fakat söylendiği üzere ipotek, rehnin temin ettiği alacağın varlığı yönünden bir karine ya da delil oluşturmaz....
ye ödenerek ipotek borcunun sona erdiği, davacıların alacağından düşülen kredi borcu nedeniyle taşınmazın serbest kaldığı, bu kapsamda taşınmazın malikinin aktifinde artış olduğu, bu artışın da satış ile ...'ye intikal ettiği, ipotek bedelinin ...'ye ödenmesinin sebepsiz zenginleşmesine yol açtığı, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında verilen kararın kesinleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 500.000,00 TL'nın 06/12/2005'ten itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir....
e düzenleme ortaklık payı alındıktan sonra ... ada, … sayılı parselde müstakil tahsis yapıldığı ayrıca ana parsel maliki ... lehine de ipotek tesis edildiği, davacının anılan parseli 28.3.2005 tarihinde ...'den satın aldığı ve ana parsel maliki lehine ipotek tesis edildiğinden bahisle 24.12.1986 günlü, … sayılı belediye encümeni kararı ile yapılan parselasyon işleminin iptali istemiyle 6.5.2005 tarihinde bakılmakta olan davayı açtığı anlaşılmaktadır. Olayda, bir taşınmazın satın alınma suretiyle malikinin değişmesi durumunun; taşınmazı her yeni satın alan için önceki malik zamanında yapılan ve parselin oluşumunun dayanağı olan parselasyon işlemine karşı dava açma süresini yeniden başlatma nedeni olamayacağı açıktır. Kaldı ki, davacı 24.12.1986 günlü, … sayılı belediye encümeni kararı ile yapılan parselasyon işlemi sonucu oluşan ... ada, … sayılı parseli ilk malikten rızasıyla satın alarak anılan taşınmaz üzerindeki bütün hak ve borçları da kabul etmiş bulunmaktadır....
Taşınmaz malikinin kanuni ipotek yükümlülüğü, yalnızca akdî ilişki nedeniyle sorumlu olduğu yapı alacakları için akidi olan yapı alacaklılarına karşı değil, kanun gereği sorumlu olduğu yapı alacakları için akidi olmayan yapı alacaklılarına karşı da söz konusudur. Taşınmaz malikinin kanuni ipotek yükümlülüğü akdî ilişki nedeniyle sorumlu olduğu yapı alacak ve alacaklıları ile sınırlı tutulamaz.Mahkemece taşınmaz malikinin kanuni ipotek yükümlülüğünün akdî ilişki dışında kanun gereği sorumlu olduğu yapı alacak ve alacaklılarını da kapsadığı nazara alınarak arsa sahipleri yönünden yapı alacaklısı ipoteğinin yasal koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenip değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozulması uygun bulunmuştur.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle asli müdahil vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın asli müdahil taşeron ......


