Uyuşmazlıkta, davacının davasını idari işlemin iptali ile yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının iadesine ve 5.000,00 TL maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açtığı, davacının belirtilen istemleri yanında manevi tazminat talebinin bulunmadığı görülmüş olup, İdare Mahkemesince davanın reddi nedeniyle davacı aleyhine tek ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davacının 5.000,00 TL maddi tazminat isteminin yukarıda hükmüne yer verilen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/4. maddesinin "manevi tazminata" ilişkin hükmü kapsamında ele alınarak ikinci kez vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. Bu durumda;......
Yine Mahkememizin .. tarihli celsesinde tarafların duruşmaya katılmadıkları gibi mazeret dilekçesi de sunmadıkları, bu suretle eldeki dosyanın ikinci kez takipsiz bırakıldığı anlaşılmakla, bu celse tarihi itibariyle HMK 320/4 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Eldeki dosyanın ikinci kez takipsiz bırakıldığı anlaşılmakla davanın açılmamış sayılmasına, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 269,85 TL peşin harçtan davacı tarafından yatırılan 170,78 TL peşin harcın mahsubu ile 99,07 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Davalı taraf davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen ......
A.Ş. ne, ondan da 15.09.2010 tarihinde ...’a devredilmesi nedeniyle davacı bu kez 6100 sayılı HMK’nın 125. maddesi uyarınca davaya tazminat davası olarak devam etmek istediğini bildirerek seçimlik hakkını bu yönde kullanmıştır. Dava konusu payın ilk devri sırasında seçimlik hakkın tapu iptali ve tescil yönünde kullanılması dava konusu payın ikinci kez üçüncü kişiye devredilmesi halinde yeni bir seçimlik hak kullanılmasına engel teşkil etmeyeceğinden davaya tazminat davası olarak devam edilerek ve bu yönde hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçe ile tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 19.12.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi....
Somut olayda davacı tarafça geçerli bir mazeret bulunmaksızın davanın takip edilmemesi nedeniyle 13.12.2005 tarihinde ilk kez, 01.05.2007 tarihinde ikinci kez işlemden kaldırılarak yenilendiği halde 30.11.2010 tarihinde üçüncü kez takipsiz bırakıldığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerle duruşma zabıtlarının incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır. Her ne kadar hüküm tarihinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüğe girmişse de anılan yasanın “Zaman Bakımından Uygulanma” başlığını taşıyan 448/1.maddesi “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır” hükmünü içermektedir. Bu madde hükmüne göre, kanunda aksine bir düzenleme getirilmediği takdirde, yeni usul hükümleri tamamlanmış usul işlemlerine bir etkisi olmayacak, önceki kanuna göre yapılmış ve tamamlanmış olan işlemler geçerliğini koruyacaktır. Buna karşın, tamamlanmamış usul işlemleri yeni kanun hükümlerine göre yapılacaktır....
İcra Müdürlüğünün 2012/9 sayılı satış dosyasında yapılan ilk ihalede tellal görevlendirilme yazısının yazılmaması ve ihale günü resen tellal görevlendirilmesi nedeniyle ihalenin fesih edilmesi üzerine ikinci kez ihale yapıldığını, satış müdürünün kusurlu eylemi nedeniyle ikinci kez satışa çıkarılan taşınmazları daha yüksek bedellerle almak zorunda kaldığını, ilk ihale sonrası taşınmaz üzerinde inşaata başlayabilecekken ihalenin feshi nedeniyle inşaata geç başlamak zorunda kaldığını, uğranılan zararın satış müdürünün kusurundan kaynaklandığını belirterek inşaat yapma düşüncesi ile satın alınan taşınmazlarda inşaata geç başlama nedeniyle uğradığı zararları ile ihalenin fesih edilmesi nedeniyle daha yüksek ihale bedeli ve harç ödemek zorunda kaldığını belirterek uğradığı zararın ödetilmesini istemiştir.Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece; davacının fiilen oluşmuş bir zararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir....
Mahkemece; öncelikle destek yolcunun trafik akışına ilişkin olarak kusursuz olduğu kabul edilerek, desteğin emniyet kemeri olmadan yolculuk yaptığı hakim tarafından değerlendirilerek, dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken hem kusur raporunda desteğe %12,5 oranında kusur verilmesi ve mahkemece ayrıca tazminattan aynı gerekçeyle ikinci kez %10 oranında indirim yapılmasının hatalı olduğu; davacıların desteğinin, sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca binmiş olması nedeniyle olayda müterafik kusuru söz konusu olduğundan yalnızca mahkemece tazminat miktarı belirlenirken Dairemiz uygulamalarına göre desteğin müterafik kusuru nedeniyle %20 oranında indirim yapılması gerekirken, sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca binmiş olması nedeniyle bilirkişi raporunda indirim yapılmasının hatalı olduğu mahkemece değerlendirilmeden, tazminat miktarı belirlenirken mahkemece aynı gerekçeye dayanılarak müterafik kusur nedeniyle ikinci kez indirim...
karar verilmesi gerektiği; aynı maddenin ikinci fıkrasının iptali istemi yönünden, 1. fıkraya bağlı olup uygulanma imkânı kalmayan dava konusu 2. fıkranın, düzenlemenin sebep unsurunun iptal edilmiş olmasıyla ortadan kalkmış olması nedeniyle iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir....
İcra Müdürlüğünün 2013/4563 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, hakkında birden fazla takip başlatılması nedeniyle müvekkilinin iş yerinde olumsuz etkilendiğini, kantindeki görevinden alındığını, sicilinin bozulduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı banka vekili, davacının kredi borcunu ödememesi nedeniyle aleyhinde icra takibi başlatıldığını, ... 2. İcra Müdürlüğünün 2013/2900 esas sayılı dosyası ile başlatılan ikinci icra takibinin sehven yapıldığını, durumun anlaşılması üzerine bu takipten vazgeçildiğini, davacının, borcunu 26/11/2013 tarihinde müvekkil banka tarafından başlatılan takiplerden sonra ödediğini, başlatılan ikinci takip nedeniyle davacının herhangi bir mağduriyetinin oluşmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur....
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu vergi ziyaı cezalarına ilişkin düzenlenen ihbarnameler için 06/12/2019 tarihinde birinci kez tebliğe çıkıldığı, görevli memurun adreste kimsenin bulunamadığı yönündeki şerhiyle iade edilen tebliğ evrakının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 14. maddesinde belirtilen asgari 15 günlük süreye riayet edilmeden 09/12/2019 tarihinde ikinci kez tebligata çıkarıldığı, ayrıca ikinci tebliğ alındısında, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren pusulanın kapıya yapıştırıldığı hususunun tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilmediği dolayısıyla tebligatın 213 sayılı Kanun'un tebliğe ilişkin düzenlemelerindeki usullere aykırı olduğu, 7201 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca, usulüne aykırı olarak yapılan tebliğ nedeniyle ihbarnamelerin, davacının tebliğe muttali olduğu anlaşılan dava dilekçesinin düzenlendiği 08/01/2020 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu durumda, 2014 yılına ait vergi ziyaı cezalarına...
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, müvekkili idarece 30.11.2004 tarihinde yapılan açık artırmalı satışta 2396,2359 ve 2362 parti nolu emvallerin ihalesinin davalıda kaldığını, davalının kesin satışı yaptırmaması nedeniyle aynı emvallerin ikinci kez satışa çıkarılması sonucu müvekkilinin zarara uğradığını belirterek toplam 5.014.38 YTL idare zararının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir....


