"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından bonolara dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takibe karşı borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; örnek 10 nolu ödeme emrinin usulsüz tebliğ ediliğini ileri sürerek borca itiraz ettiği, mahkemece, borçlunun şikayet ve itirazlarının süre yönünden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır....
Somut olayda, icra mahkemesince; ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan ilamlı icra takibine ilişkin olarak borçlular tarafından yapılan işlemiş faiz tutarına ve faiz oranına yönelik şikayetin kısmen kabul kısmen reddi ile takip tarihi itibariyle işlemiş faizin 23.281,02 TL olarak tespitine, işlemiş faiz yönünden icra emrinin bu şekilde düzeltilmesine, faiz oranına ilişkin itirazın ise reddine karar verildiği, şikayetçi borçluların mahkeme kararını temyiz etmesi üzerine, Dairemizce mahkeme kararının onandığı görülmektedir. Bu durumda, alacaklı T. Vakıflar Bankası T.A.O.'nun anılan karara yönelik olarak kararın düzeltilmesini istemekte hukuki yararı bulunmamaktadır....
Katılanların sanığın evinde kiracı oldukları, sanık tarafından 15/12/2004 düzenleme tarihli ve 6.000 Euro bedelli senedin boş olduğu halde doldurularak icra takibine konulduğu, sanığın bu suretle bedelsiz senedi kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; Katılanlar aleyhine başlatılan bahse konu icra takibi nedeniyle ödeme emrinin 27.03.2006 tarihinde tebliğ edildiği halde, katılanların sanık hakkında şikayet süresi geçtikten sonra 18.03.2013 tarihinde şikayette bulunduğu gerekçesiyle kamu davasının düşmesinde ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesi ve Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/4. maddelerinde beraat eden sanık yararına avukatlık ücretine hükmolunmasına ilişkin hükmün bulunması ve sanığın beraat etmeyip hakkındaki kamu davasının şikayet yokluğu nedeniyle düşmesine karar verilmiş olması nedeniyle, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir....
İİK'nun 17. maddesinin 1. fıkrası; '' Şikayet icra mahkemesince, kabul edilirse şikayet olunan muamele ya bozulur, yahut düzeltilir.'' hükmünü içermektedir. Somut olayda icra takibine dayanak yapılan ilamda müşterek müteselsil tahsil hükmü bulunmadığı halde, iadesine karar verilen 142.955,52 TL'nin davalılardan müşterek ve müteselsil tahsili sonucunu doğuracak şekilde, takip başlatıldığı, bu hususun Yasaya aykırı olduğu Mahkemece de belirlendiğine göre, icra emrinin yukarıdaki Yasa maddesine göre düzeltilmesi yerine takibin iptaline karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4....
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı tarafından verilen ve Mahkeme kayıtlarına 09/07/2019 havale tarihinde giren cevap dilekçesi ve ekindeki ödeme dekontlarından dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan ecrimisil borcunun 26/07/2017 tarihli dekontlarla ödendiği, davanın 24/04/2019 tarihinde açıldığı, ... günlü, ... sayılı ödeme emrinin davacıya 08/04/2019 tarihinde tebliğ edildiği, ödeme emrinin dayanağı olan ecrimisilin ödeme emrinin tebliğinden çok önceki bir tarih olan 26/07/2017 tarihinde ödendiği ve davalı idarenin 21/06/2019 havale tarihli cevap dilekçesi ve ekindeki belgelerden ödeme emrinin davalı idarece borcun ödenmesinden dolayı 16/04/2019 tarihinde işlemden kaldırıldığının anlaşıldığı görülmektedir....
Dava, kesinleşen icra takibi nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. İİK 269/2 maddesinde, "ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde itiraz sebeplerini 62.madde hükümleri dâhilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak red etmez ise akdi kabul etmiş sayılır" hükmüne yer verilmiştir. Olayımızda; davalı borçlu süresinde verdiği itiraz dilekçesinde, dosya alacaklısına borcu bulunmadığını bildirerek itiraz etmiştir. Davalı borçlu takibe itirazında açıkça ve ayrıca kira ilişkisine ve borç miktarına karşı çıkmamış, alacaklı görünen şahsa herhangi bir borcu olmadığını ileri sürerek takibe ve borca itiraz etmiştir. Borçlunun kira ilişkisine ve kira miktarına açıkça karşı çıkmaması karşısında İİK.nun 269/2. maddesi gereğince kira ilişkisinin ve kira miktarının kesinleştiğinin kabulü gerekir. Bu durumda uyuşmazlıkta yargılamayı gerektirir bir husus bulunmamaktadır....
Bilirkişi tarafından sunulan 06.12.2023 tarihli raporda özetle; davacı tarafından Konya .İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına 20/03/2018 tarihinde 2.900,00 TL + 01/06/2018 tarihinde 644,00 TL asıl alacak olarak ödeme yapıldığını, Konya .İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında örnek 10 ödeme emrinin davacıya tebliğ edilmediği anlaşıldığından davacıdan tahsil edilen toplam 3.564,00 TL üzerinden tahsil harcı alınmasının mümkün olmadığını, bu nedenle hesaplamada davacı yönünden sadece icra dosyasına beyan edilen toplam 3.564,00 TL ödeme asıl alacak olarak kabul edilmek suretiyle ödeme tarihlerinden başlamak üzere ....
Ç.. tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü; Gerekçeli karar başlığına 05.11.2007 olarak yanlış yazılan suç tarihinin, 13.04.2007 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. Suça konu senedin, tahsil için 13.04.2007 tarihinde icra takibine konulup, ödeme emrinin katılana 25.04.2007 tarihinde tebliği olduğu ancak katılanın, fiilden haberdar olduğu bu tarihten itibaren altı aylık süresinin dolmasından sonra 05.11.2007 tarihinde şikâyette bulunduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmakla; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin, hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, sanık hakkında açılan kamu davalarının TCK 73 ve 223/8 maddeleri gereğince düşürülmesine ilişkin hükmün, isteme uygun olarak ONANMASINA, 24.12.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik Gerekçeli karar başlığında "2007" şeklinde yanlış yazılan suç tarihinin, suça konu kambiyo senedinin İcra Müdürlüğünde takibe konulduğu tarih tespit edilememiş ise de; en aleyhe kabulle ödeme emrinin "05.02.2007" tarihinde tebliğ edildiğinin anlaşılması nedeniyle, "05.02.2007" olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. 5271 sayılı CMK’nin 231/8-son cümlesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 07.07.2010 tarihinden, denetim süresi içinde ikinci suçun işlendiği 04.07.2011 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede; Sanığa yüklenen “Resmi belgede sahtecilik” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, 05.02.2007 olan suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanık ile müdafisinin temyiz nedenleri...
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra dosyası incelendiğinde dosya borçlusunun ... değil ... olduğunu, davacının borçlu olarak eklenmesinin icra müdürlüğünün hatası olduğunu, hatanın düzeltilmesi için icra müdürlüğüne başvuru yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, çeke dayalı başlatılan icra takibi kapsamında imza inkarı nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Tarafların bildirdiği deliller toplanmış, ... Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası dosyaya konulmuştur. Dava konusu çekteki cirantanın davacı olmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının icra dosyasında borçlu sıfatıyla eklenmesinin icra müdürlüğünün hatası neticesinde olup olmadığı, düzeltme talebi neticesinde davanın görülmesinde hukuki yarar bulunup bulunmadığı ve davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır....


