Tasarrufun iptali davası açılması koşullarından biri kesinleşmiş bir icra takibinin bulunmasıdır. İcra takibi, ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşir. Şayet borçlunun itirazı üzerine, alacaklı itirazın kaldırılması veya iptali davası açmışsa ortada kesinleşmiş bir icra takibi bulunmayacağından borçlu hakkında haciz uygulaması da istenemez ve dolayısıyla geçici aciz belgesi yerine geçecek haciz tutanağı veya kesin aciz belgesi verilemez. İcra takibine yapılan itiraz üzerine alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılmış ise mahkemece tasarrufun iptali davasında bu davanın sonucunun bekletici mesele yapılması gerekir. Somut olayda icra takibine borçlu davalı şirket tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durduğu, ancak alacaklı davacı tarafından Dörtyol 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/84 esas sayılı dava dosyası ile itirazın iptali davası açıldığı ve davanın derdest olduğu anlaşılmıştır....
Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi --- bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir....
Alacaklının duran takibin devamını sağlayabilmesi için, icra mahkemesince verilmiş bir itirazın kaldırılması kararını (İİK. m. 68) ya da genel mahkemece verilmiş itirazın iptali ilamını (İİK. m.67) icra dosyasına sunması gerekir. İtirazın iptali kararı, itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlamakla, takibe devam edilebilmesi için kesinleşmesine de gerek yoktur. İtirazın iptaline ilişkin kararın ilamsız icra takibinin başlatıldığı dosyaya sunulması gerekir. Buna göre, itirazın iptali kararı doğrultusunda, icra müdürlüğünce dosya alacağı hesaplanarak bu miktar üzerinden takibe devam edilmesi zorunlu olup, ayrıca borçluya icra emri düzenlenip gönderilemez. Ancak, ilamda ilk defa hüküm altına alınan yargılama gideri, vekalet ücreti ve tazminat alacaklarının aynı takipten tahsili isteniyorsa bunlar yönünden borçluya icra emri tebliğ edilmelidir. Somut olayda, alacaklının, itirazın iptali istemiyle açtığı dava sonucunda İstanbul 16....
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan deliller doğrultusunda davalının takipten ve ödeme emrini tebliğinden önce ödeme yapmasına rağmen takibe başlanmasına sebebiyet verdiğinden icra takip giderleriyle vekalet ücreti ödemekle sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş,hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Davacı tarafından takibe konu edilen alacağın ödeme emrinin tebliğinden önce ödendiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bununla birlikte ödeme emrinin tebliğinden sonra süresinde davalı borçlu takibe ve borca itiraz etmiştir. Alacaklının icra takibi nedeniyle icra masrafları ve vekalet ücreti isteyebilmesi için takibe yapılan itirazı kaldırtması ya da iptal ettirmesi gerekmektedir. Davalı borçlunun itirazı ile takip durduğuna ve devamı sağlanmadığına göre alacaklı bu takip nedeniyle talep edebileceği icra masrafları ve vekalet ücretini ayrı bir davanın konusu yapamaz. Mahkemece bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir....
İcra Müdürlüğünün 2011/3612 esas sayılı dosyası üzerinden 28.4.2011 tarihinde takip başlattığı, ödeme emrinin borçluya 11.5.2011 tarihinde tebliğ edildiği, takibe yapılan yetki itirazı üzerine dosyanın Tire İcra Müdürlüğüne gönderildiği ve 2011/975 esas numarasını aldığı, Tire İcra Müdürlüğü tarafından gönderilen ödeme emrinin ise borçluya 2.6.2011 tarihinde tebliğ edildiği, 6.6.2011 tarihinde takibe vaki itiraz üzerine de, itirazın iptali istemiyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Zamanaşımını kesen sebepler Türk Borçlar Kanunu’nun 154. (Mülga Borçlar Kanununun 133.) maddesinde düzenlenmiş, aynı 2014/11767-33994 Kanun’un 156/1.(Mülga Borçlar Kanunu’nun 135.) maddesinde ise zamanaşımı kesilince, kesilmeden itibaren yeni bir sürenin işlemeye başlayacağı hükme bağlanmıştır. Alacağın tahsili için icra takibinde bulunulması, Türk Borçlar Kanunu’nun 154. (Mülga Borçlar Kanununun 133.) maddesinde sayılan zamanaşımını kesen sebeplerden biridir....
Bu hükme göre; genel haciz yoluyla yapılan takipte, ödeme emrinin tebliğinden sonra borçlu tarafından yasal süre içerisinde ödeme emrine itiraz edilmemesi ya da itirazın icra mahkemesince kesin olarak kaldırılması veya mahkemece iptal edilmesi halinde ihtiyati haciz kendiliğinden kesin hacze dönüşecektir Somut olayda, borçlu şirkete ödeme emrinin 17/10/2018 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 18/10/2018 tarihli dilekçesiyle borç miktarının 119.672,50 TL'sini kabul ederek borca kısmi itiraz ettiği, kabul ettiği borç miktarı olan 119.672,50 TL'yi 23/10/2018 tarihinde icra dosyasına yatırdığı, bu miktar üzerinden 23/10/2018 tarihinde (% 4,55 oranında) 5.445,10 TL tahsil harcı alındığı, borçlunun yasal süre içerisindeki borca kısmi itirazı üzerine icra müdürlüğünce 23/10/2018 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının açtığı itirazın iptali davasında verilen ihtiyati haciz kararı uyarınca ihtiyati hacizler uygulandığı, ancak şikayet tarihi itibari ile itirazın kesin...
Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir....
Mahkemece 2.455,60 TL icra vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden itirazın iptaline, bu miktarın %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiştir. Davacı alacaklı tarafından itirazın iptâli davası açılabilmesi için dava tarihine kadar alacak aslının ve varsa faizinin ödenmemiş olması gerekir. Somut olayda 29.500,00 TL fatura bedelinin 10.000,00 TL’sinin daha önce ödendiği dava dilekçesinde açıklanmış, kalan 19.500,00 TL ise ödeme emrinin tebliğ edildiği gün davalı iş sahibi şirket tarafından davacı yüklenici şirketin banka hesabına yatırılmış, davalı iş sahibi şirket vekili icra takibine itiraz dilekçesinde de borcun tamamını ödediklerini belirterek icra takibine itiraz etmiştir. Davacı yüklenici şirket vekili mahkemeye verdiği 04.02.2010 günlü dilekçede icra takibine konu yapılan faiz yönünden herhangi bir taleplerinin bulunmadığını açıklamıştır....
Davalı, ödeme emrinin tebliği üzerine asıl alacak miktarı olan fatura bedelinin ödediğini, ancak kendisine ihtar çekilmediği için temerrüde düşmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile icra takip tarihine kadar işlemiş faiz miktarı olarak hesaplanan 622.652.085 TL için itirazın iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacının, faturaya bağlı 1.713.577.085 TL asıl alacak ile 775.569.683 TL işlemiş faiz alacağının tahsili için 2.1.2003 tarihinde icra takibi başlattığı, ödeme emrinin 20.1.2003 tarihinde davalı borçluya tebliği üzerine 22.1.2003 tarihinde fatura tutarı olan 1.714.000.000 TL 'nin borçlu tarafından ödendiği ve işlemiş faiz tutarına itiraz edildiği, icra dosyasının incelenmesinden anlaşılmaktadır. BK.nun 101/1 maddesi hükmü gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla mütemerrid olur. Davacı, icra takip tarihinden önce davalıyı temerrüde düşürdüğünü ispat edememiştir....
İcra Müdürlüğü'nün Merkezi Takip ... Esas sayılı dosyasının tetkikinden; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 86.294,39 TL alacak üzerinden takip başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlunun takibe ve yetkiye itiraz ettiği, itirazın süresinde olduğu ve takibin durdurulmuş olduğu görüldü. Davacı alacaklının başlattığı icra takibinde, ödeme emrinin tebliği üzerine davalı borçlu vekili icra dairesinin yetkisine itiraz edilerek yetkili icra müdürlüğünün müvekkili borçlu şirketin merkezinin bulunduğu İstanbul İcra Müdürlüğü olduğunu belirtip icra müdürlüğünün yetkisine, borca ve ferilerine itiraz etmiştir. Yargıtay' ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir....


