İstihkak davacısı malı ne suretle iktisap ettiğini ve borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiili sebep ve hadiseleri göstermek ve bunları ispat etmekle mükelleftir.” düzenlemesi getirilmiş, 99. maddesinde ise; “…Haczedilen şey, borçlunun elinde olmayıp da üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia eden üçüncü kişi nezdinde bulunursa, bu kişi yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. İcra müdürü, üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verir. Bu süre içinde icra mahkemesine istihkak davası açılmaz ise üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır. Alacaklı tarafından süresinde açılan dava sonuçlanıncaya kadar, haczedilen malın satışı yapılamaz. Haczin, üçüncü kişinin yokluğunda yapılması ve üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunulması halinde de bu fıkra hükmü uygulanır.” amir hükmüne yer verilmiştir....
Gerçekten kayıt malikinin, mülkiyeti kötüniyetle kazandığı ileri sürülmüşse, üçüncü kişinin ayni hakkın yolsuz olarak tescil edildiğini bilen veya bilmesi gereken şahıs olup olmadığına bakılması gerekir. Çünkü TMK'nın 1024. maddesi uyarınca, bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmişse, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişilerin yolsuz olan bu tescile dayanma olanakları yoktur ve yasa ve uygulamadaki deyimiyle bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan ve hukuki sebepten yoksun bulunan tesciller yolsuz tescil sayılacağından, hakkı zedelenen üçüncü kişinin iyiniyetli olmayan malike karşı doğrudan doğruya şahsi hakkına dayanması mümkündür. Davada, davalı yüklenicinin yaptığı 05.09.1990 tarihli temlik işlemine dayanılmıştır.Davacı arsa sahibi ile yüklenici arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yüklenici hissesine düştüğünü belirtttiği 100/654 arsa paylı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmektedir....
Bakanlığı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, üçüncü kişilerin İİK'nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Mahkemece, haczin borçlu şirketin ticaret sicil adresinde gerçekleştirildiği, üçüncü kişi şirketler ile borçlu arasında organik bağ olduğu, üçüncü kişinin karinenin aksini ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı üçüncü kişiler istinaf yoluna başvurmuştur. ... Bölge Adliye Mahkemesince, davaya konu mahcuzların toplam değeri 8.350-TL olup, parasal kesinlik sınırı geçmediği, ilk derece mahkemesi kararının kesin nitelikte olduğundan davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, takip borçlusu Digital ... San. Tic. A.Ş. hakkında ... .......
Temyiz Sebepleri Şikayetçi alacaklı temyiz dilekçesinde; haciz mahallinde davalı borçlu adına şahsi ve muhasebesel bir çok evrak bulunduğunu, bu belgelerin üçüncü kişi nezdinde bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, borçlu ile üçüncü kişinin kardeş olduklarını ve aynı işkolunda faaliyet gösterdiklerini, bunun gibi haczedilen malların borçluyla ilgisini gösteren somut emareler bulunduğunu, mülkiyet karinesinin borçlu ve dolayısı ile alacaklı lehine olduğunu, iş yerinin borcun kaynağı olan kredi sözleşmesinden sonra kurulduğunu, üçüncü kişi tarafından mahcuzların kendisine ait olduğuna dair fatura ibraz edilmediğini, dolayısıyla üçüncü kişi tarafından karinenin aksinin ispatlanamadığını, davalı borçlu ile üçüncü kişinin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla birlikte hareket ettiğini, mahkemelerce bu iddialar hakkında değerlendirme yapılmadığını, kararların somut olaya uygun olmadığını ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ile ilk derece mahkemesi kararının...
İcra dosyasında taraf olmayan 3. kişi, haczin kaldırılmasını şikayet yoluyla isteyemez. Bu konuda aktif dava ehliyeti yoktur. 3. kişi ancak istihkak iddiası ve prosedürüne göre haczin kaldırılmasını isteyebilir. Somut olayda, haczedilerek muhafaza altına alınan malların DSİ Genel Müdürlüğü'ne ait olduğu iddia edilerek mahcuzlar üzerindeki hacizlerin kaldırılması talep edilmiş olmakla, davacı üçüncü kişinin talebinin istihkak davası niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Olayların hukuksal açıdan değerlendirilmesi ve nitelendirilmesi mahkeme hakimine aittir. Hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, olayların hukuki nitelendirmesini kendisi yapar. Üçüncü kişinin başvurusu açıklanan bu şekliyle istihkak davası niteliğindedir. Dilekçede şikayetten söz edilmesi HMK'nin 33. maddesi uyarınca "Hukuki tavsif hakime aittir" kuralını değiştirmez. İstihkak davaları İİK’nin 97/11. maddesi uyarınca genel hükümlere göre basit yargılama usulüne tabidir....
ın icra mahkemesine başvurusunda, takibin usulsüz olduğunu,edinilmiş mallara katılma rejiminin, mal ayrılığı rejimine dönüştürülmesi ile taşınmazın 1/2 hissesinin adına şerh edildiği, 3. kişi sayılmadığından bahisle haczin kaldırılması talebinde bulunmuş olup mahkemece, istemin süresinde olmadığından reddine karar verilmiştir. Hukuk Genel Kurulu'nun 07.04.2004 tarih ve 2004/12-210 E., 2004/208 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, taşınmazın borçlunun borcu nedeniyle haczedilebilmesi için haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı olması zorunludur. Takipte borçlu sıfatı bulunmayan üçüncü kişinin, mülkiyeti kendisine ait taşınmaza konan haczin kaldırılmasını icra mahkemesinden şikayet yolu ile isteme hakkı vardır. 4721 Sayılı TMK'nun 705/1. maddesi; "Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde mülkiyet tescilden önce kazanılır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı (3.kişi) vekili, davalı (alacaklı) tarafından Antalya 5.İcra Müdürlüğünün 2009/8821 Esas sayılı dosyasından borçlu aleyhine yapılan takipte, müvekkilinin haciz tarihinden önce noter satış sözleşmesi ile satın almış olduğu 07 KZ 277 plakalı araç üzerine haciz konulduğunu ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır....
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak davacı üçüncü kişinin istinaf başvurusunun reddine, davalı lehine maktu vekalet ücreti takdir edildiğinden davalının istinaf talebinin kısmen kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ile davanın reddine, davalı alacaklı lehine 10.940 TL nispi vekalet ücreti takdirine karar verilmiş, karara karşı davacı üçüncü kişi temyize başvurmuştur. 1.Yargıtay ilamında belirtilen bozma sebepleri çerçevesinde işlem yapılarak karar verilmiş, bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılmasına usul hükümleri elvermemiş bulunmasına ve temyiz edilen kararda yazılı gerekçelere göre davacı üçüncü kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Davacı üçüncü kişi vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İstihkak davalarında davanın esasına yönelik karar verildiği hallerde karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca...
Aile Mahkemesi’nin 08.04.2014 tarih ve 2013/668 esas, 2014/247 karar sayılı ilamında, sadece iptal ve tescil ile yetinilmiş, hacizlerin kaldırılması ile ilgili bir hükme yer verilmemiştir. İcra müdürü haciz işlemini yaparken bir başka anlatımla haciz tarihinde, taşınmazın borçlu adına kayıtlı olması zorunlu ve yeterlidir. Böyle olduğu takdirde icra müdürünün haciz işleminde bir usulsüzlük bulunmadığı sonucuna varılmalıdır ...nun 13.6.2001 tarih, 2001/12-461 E. - 2001/516 K.). Haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı taşınmaz için 3. kişinin açmış olduğu tapu iptal ve tescil davasının kabul edilip kesinleşmesi halinde dahi, haciz tarihindeki mülkiyet durumuna etkisi olmaz. Tescil kararı hacizden sonra verildiğinden ve tapudaki hacizlerin kaldırılması yönünde bir hüküm taşımadığından, haczin kaldırılması istemi 3. kişinin genel mahkemede açacağı davada tartışılabilir ve bu karar sebebiyle ihalenin feshine karar verilmesi isabetsizdir....
Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı hem davacı üçüncü kişi vekili hem de davalı alacaklı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.Mahkemece 8.3.2017 tarihli ek karar ile, muhtıraya rağmen istinaf başvuru harcı tamamlanmadığı gerekçesi ile davalının istinaf başvuru talebinin reddine karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin 17.7.2017 tarihli ve 2017/ 1048 Esas, 2017/ 1302 Karar sayılı kararı ile, istinaf talebinin kabulüne dava konusu menkullerin değerinin belirlenerek eksik harcın tamamlanması gerektiğinden bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece, mahcuzların değerinin belirlenmesi için bilirkişi raporu alındıktan sonra davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile bir kısım mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına, diğer mahcuzlar yönünden haczin kaldırılması talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı üçüncü kişi vekili ile davalı alacaklı vekili istinaf yoluna başvurmuştur....


