Mahkemece; .../07/2016 tarihli genel kurulun 9. gündem maddesi ile şirket üzerine kayıtlı gayrimenkulün satışı için şirket yönetim kuruluna yetki verilmesi kararının, davalı şirketin feshi ve tasfiyesi ya da davacının şirketten çıkartılmasına ilişkin açılmış olan dava nazara alındığında, taşınmazın satışı halinde şirketin gayri faal hale geleceği, taşınmazın satılmasının ortaklık amacına aykırılık teşkil edeceği, ayrıca şirketin fesih ve tasfiyesi için açılan davada pay değerinin tespiti için şirketin aktif değerlerinin tespitinde davacının aleyhine olacağı, taşınmazın satışına karar verilmesinin dürüstlük kuralına ve afaki iyi niyet kurallarına da aykırı olduğu, .../07/2016 tarihli genel kurulda alınan diğer kararların ise ... 436/.... maddesine aykırı olsa da yönetim kurulu üyesinin ibrasına ilişkin aile şirketlerinde sorunlar yaşandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile gündemin 9.maddesi ile alınan...
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 14/05/2025 tarih ve 2024/305 Esas - 2025/388 Karar sayılı kararında;" Dava, anonim şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup davacı vekili dava dilekçesinde, Yönetim Kurulunun hiç toplanamaması veya toplanıp da karar alamamasına uygulamada "kilitlenme" denildiği, Gelinen aşamada şirketin yönetim kurulu ve genel kurulu uzun süreden beri toplanmamış olup, şirketin amaçlarının da bu doğrultuda ifa edilmediği, tüm bu sebeplerden dolayı TTK.m.S31 uyarınca haklı sebeplerin oluşmuş olması sebebiyle şirketin feshini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Çözümlü fesih davasını açma hakkını tanımasının sebebi, AOTann varlığını tehdit eden çoğunlukların hukuka uygun surette davranmaya, kararlannda adil olmaya ve modern yönetim anlayışına yöneltmektir. Bu suretle azlığı ve ortaklık malvarlığını korumak daha kolay olacaktır....
Şirketin fesih ve tasfiyesi istemli davada feshi istenen şirket yasal hasım olup, şirket ortakları yasal hasım olmadığından şirketin davalı olarak gösterilmesi halinde ise diğer ortaklara dava yöneltilmesinin yasal dayanağı olmadığı gibi gerek ve nedende yoktur. İlk derece mahkemesince şirket ortağı --- aleyhine açılan davanın husumetten reddi ve davalı ---lehine vekalet ücretine hükmedilmesi yönünde kurulan hükümde usul ve yasaya aykırılık bulunmamakta olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir." belirtmiştir. Yukarıda belirtilen emsal yüksek mahkeme kararları ve doktrinde de açıkça belirtildiği üzere şirketin feshi istemli bir davanın muhatabı şirket tüzel kişiliğidir. Şirket ortaklarının bu tür bir davada pasif husumeti yoktur. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d madde ve fıkrası tarafların dava ve taraf ehliyetine haiz olmaları hususunu dava şartı olarak düzenlemiş olup aynı kanunun 115....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tarafların karşılıklı beyanları ve tanık beyanları dikkate alındığında ortaklık ilişkisinin ortaklar arasında çekilmez hale geldiği, ancak alınan bilirkişi raporlarından, davalı şirketin faal olarak çalıştığı, bünyesinde ortalama 3 işçi çalıştırdığı, şirketin 2017 yılında kar etmeye başladığı, dosya kapsamında şirketin fesih edilmesini gerektirecek haklı sebeplerin bulunmadığı, yine dosya kapsamına göre 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince davalı şirketin fesih ve tasfiyesi yerine davacının davalı şirket ortaklığından çıkartılmasına ilişkin çözüm yolunun daha yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı ...'...
Çeyiz Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin TTK'nun 636 (3) maddesi hükmü uyarınca haklı sebeple fesih ve tasfiyesine, Tasfiye işlemlerini başlatıp sonuçlandırmak üzere bilirkişi listesinde yer alan SMMM ... ...'...
Ayrıca davacının şirket yöneticisinin sorumluluğu ve yine yönetici olmayan davalılar bakımından haksız fiil sorumluluğuna dayalı tazminat davası ile birlikte kar payı istemi, denetçi atanması ve şirketin fesih ve tasfiyesi davalarını da açmış olması nazara alındığında objektif dava yığılmasının olduğu bu durumda her bir davanın ayrı değerlendirilmesi gerektiği, davalardan birinin arabuluculuğa tabi olmamasının diğer davalar yönünden de arabuluculuk dava şartını ortadan kaldırmayacağı değerlendirilmiştir. 18. Bu durumda, davadan önce yapılmış arabuluculuk başvurusu bulunmadığı anlaşılmakla, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi ile HMK'nın 115/2. maddesi gereğince, davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....
Bilirkişi raporunda her ne kadar aktifte kayıtlı ticari malların reel değerlerinin hesaplanmasının uzmanlık gerektirdiği belirtilmiş ise de, şirketin fesih ve tasfiyesi şartları oluştuğundan mevcut durum itibariyle reel çıkma payı hesabı yapılmasının sonuca katkı sağlamayacağından bu konuda bilirkişi görevlendirmesi yapılmamış ve ek rapor alınmamıştır. Toplanan tüm deliller karşısında; davacı şirket ile davalının ...Ticaret Sicilinin... sicil numarasında kayıtlı ... Kuyumculuk Teks....
ifade edilmiştir.Mahkememizde açılan dava, davalı şirketin haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir....
Maddesi uyarınca davacının asıl talebi reddedilmeden feri talebinin karara bağlanamayacağını, davacının----- yasal dayanağının olmadığını, şirketin geçmiş yıllara dönük -------yasaya uygun olarak yapıldığını, davacının ---- katıldığını ve genel kurulda itiraz ve talebinin olmadığını, bu nedenle davacının kâr payına ilişkin bu davayı açma hakkı olmadığını, kâr payı alacaklarının ----- yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davacının bu hususu gözden kaçırdığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVANIN VE UYUŞMAZLIK KONULARININ TESPİTİ, DELİLLER, DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ NEDENLER VE SONUÇ: 3-Davanın ve uyuşmazlık noktalarının tespiti: Dava; ------- tasfiyesi, kâr payının ödenmesi, terditli talep ------yıllık kâr payının ödenmesi istemlerine ilişkindir. Dava; anonim şirketin fesih ve tasfiyesi, kâr payının ödenmesi, terditli talep ------yıllık kâr payının ödenmesi istemlerine ilişkindir. Davanın dayanağı, TTK'nin 530 ve 531....
Davacılar tarafından, davalı şirketin çoğunluk hisse sahibi ve 3. ortağı olan ... Group. B.V tarafından, ortaklık görevlerinin yapılmasının engellendiği, şirketi büyük ticari risklere sokan ve ortaklığının devamını ortadan kaldıran eylemlerde bulunulduğu ileri sürülerek, şirketin fesih ve tasfiyesi ile şirkete kayyım atanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece, 12/01/2024 ve 24/01/2024 tarihli ara kararlar ile talebin reddine karar verilmiştir. Ara kararlara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. HMK'nun 389. maddesine göre ihtiyati tedbirin şartları; "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkansız hale gelmesi veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğmasından endişe edilmesi" olarak açıklanmıştır. Ayrıca tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceği belirtilmiştir....


