Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşıldığı üzere davacı, şirket ortağı olmadığı ve davalılarca kendisinden dolandırıcılık suretiyle para alındığını ileri sürmüştür. Her ne kadar mahkemece davacının, davada taraf olmayan ... İnşaat Tarım ve San. Tic. A.Ş.'...
Mahkemece toplanan delillere göre: “borçluya dava konusu haciz adresinde tebligat yapılmadığı, takip adresinde yapılan 30.03.2010 günlü hacizde borçlunun hazır bulunarak borcunu kabul ettiği, mahcuzlarla ilgili sunulan faturaların üçüncü kişinin ticari kayıtlarında yer aldığı, bunların borçluya ait olduğunun davacı tarafça kanıtlanamadığı“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesi gereğince açtığı “istihkak iddiasının reddi” davası niteliğindedir. Takip borçlusu icra takibine dayanak çekin keşidecisidir ve imzasının altında “toptan ve perakende inşaat malzemeleri satışı“ ibaresi yazmaktadır. Çekin lehtarı olan davacı şirket, davalı şirket ve borçlu aynı alanda faaliyet göstermektedir. Öte yandan iki ortağı olan üçüncü kişi şirketin hissedarları 07.11.2008’den itibaren borçlu ile kardeşi...dır....
nın LTD Şirket ortağı olup bilanço usulüne tabi olduğunun bildirildiğinden davacı ...'nın tacir olduğu ve davasının ticari dava olduğu" gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi "Her ne kadar Diyarbakır 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin ....Karar sayılı kararında davacının şirket ortağı olduğu, bilanço usulüne tabi defter tuttuğundan bahisle dosya mahkemelerine gönderilmiş ise de; gelir idaresi yazı cevabında davacının bilanço usulüne göre defter tuttuğuna dair bir ibarenin yer almadığı, gayrimenkul sermaye iradı esası usulünde vergilendirildiğinin belirtildiği, ayrıca bir kişinin şirket ortağı veya yetkilisi olmasının tek başına tacir olmasını gerektirmeyeceği (bakınız aynı doğrultuda karar için; Yargıtay 19....
Davacı ise limited şirket ortağı olup, 24. madde kapsamında sigortalıdır. Ticaret sicili kayıtlarına göre şirket 01/02/2014 tarihinde ticaret sicilinden terkin edilmiş olup davacının ortaklığı da bu tarih itibariyle sona ermiştir. Zira şirket ortakları yönünden .... kapsamında sigortalı sayılabilmek için limited şirket ortağı olmak yeterli olup şirketin vergi kaydının sona ermesinin bir önemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacının ortaklığı devam ettiği sürece ve şirketin ticaret sicilinden terkinine kadar olan dönem yönünden davalı Kurum tarafından davacının sosyal güvenlik destek primine tabi tutulması işleminde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır....
nın 5 yıl süre ile şirketi münferiden temsile yetkili olduğunun belirtildiği, adı geçen sanığın ise şirketin ortağı olduğunun Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 21/10/2016 tarihinde ilan edildiğinin anlaşılması karşısında, şirketin ortağı olan sanığın çekin keşide ve ibraz tarihinde şirketi temsil ve ilzama yetkisinin bulunup bulunmadığının araştırılıp, sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve tespiti gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesine isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla, Gereği görüşülüp düşünüldü: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin internet sitesinde inceleme tarihinde yapılan araştırma sonucu, çek hesabı sahibi şirketin, 20.09.2016 tarihli gazete ilanında, şirketin en son temsilcisi de dahil olmak üzere tüm ortakların hisselerini, sanık ...'...
sanığın hangi tarih itibarıyla şirket ortağı ve müdürü olduğunun tespit edilmesi, sanığın savunmasında belirttiği... ve...'...
nin hissedarı olduğunu, bu şirketin davalıya devredildiğini, davalının "... isminde bir ortağı olmadığını, ancak ... isminde bir ortağı olduğunu" bildirdiğini, isimlerin özensiz olarak kayda geçirildiğini ileri sürerek müvekkilinin murisi ...'in davalıya devredilen ...'nin hissedarı olduğu hususunun tespitini, murisin hisseleri karşılığı tahakkuk etmiş olan ve bugüne kadar ödemesi yapılmayan kâr paylarının tespitini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere tespit edilecek kâr paylarının faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, kayıtlarda ... isminde bir ortağın tespit edildiğini, ancak davacının murisinin ... olduğunu belirttiğini, davacının murisinin şirket hissedarı olduğunun tespiti halinde dahi, müvekkilinin kâr payı dağıtımı yapmadığını, elde edilen kârların sermayeye eklendiğini savunarak davanın reddini istemiştir....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/373 Esas KARAR NO : 2023/592 DAVA : Ayni Sermaye Tespiti (TTK' nun 343. Maddesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/05/2023 KARAR TARİHİ : 06/09/2023 Mahkememizde görülmekte olan Ayni Sermaye Tespiti (TTK' nun 343. Maddesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; ...Şirketi ortağı olan müvekkili şirkete ait makine ve ekipmanların, yeni kurulan ... Bitkisel Ürünleri Anonim Şirketinin sermaye artışında kullanılmak üzere ayni sermaye olarak konulacağını bildirmiş, müvekkili şirkete ait makine ve ekipmanların değerinin bilirkişiler marifetiyle tespitinin yaptırılarak Türer Synthite ... Şirketi'ne ayni sermaye olarak konulması konusunda tesciline karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: İstem, TTK'nun 342 ve 343. maddeleri uyarınca; davacının ortağı olduğu, ......
yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, öncelikle Ticaret Sicil Memurluğundan Stek şirketinin ortaklarının ve yetkilisinin kim olduğunun sorulması ile ...'...
Dava, davacının şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olmadığının tespiti istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, bozmaya uyularak yapılan yargılamada dosyada mevcut ticaret sicil memurluğu evrakı içindeki imzaların davacıya ait olup olmadığının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve grafoloji ve sahtecilik uzmanı bilirkişi asıl ve ek raporlarında, davacının imzasını taşıyan 22.12.1993 ve 04.01.1994 tarihli kararlarda davacı adına atılı imzalar ile mukayese imzalar karşılaştırıldığında, anılan tarihli kararlardaki imzaların kısmi benzerlik nedeniyle davacının eli ürünü olduğunun kuvvetle muhtemel göründüğü ancak mza asıllarının sunulmamış olması ve 1994 yılı ve öncesine ait mukayese imzaların yetersiz olması yanında mevcut davacı imzalarının da çok basit imzalar olması dolayısıyla daha ileri derecede kanaat beyanında bulunmanın mümkün olmadığını bildirmiştir....


