Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile; borçlunun vekili bulunması halinde tebligatın vekile yapılmasına dair zorunluluğun asile tebligat yapılması gereğini ortadan kaldırmadığı, İİK'nın 76 ve 338. maddesinde düzenlenen suçlar yönünden asile tebligatın arandığı, hal böyle olunca borçlu asile icra emri tebliğinin usulsüz olmayıp, borçlunun vekiline de tebligat yapılmamasının sadece bir eksiklik olduğuna işaret edildikten sonra, mahkemece bu eksikliğin ikmaline karar verilmesi gerekmekle birlikte, İlk Derece Mahkemesinin karar tarihinden sonra 10.3.2021'de borçlunun vekiline de icra emrinin tebliğ edilmiş olması nedeniyle şikayetin konusuz kaldığı belirtilerek, alacaklının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle, konusuz kalan şikayet hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. V. TEMYİZ A....
Davalı alacaklı vekili, dava konusu haczin borçlu şirketin temsilcisi huzurunda yapıldığını tutanağın bir suretinin de bu şahsa tebliğ edildiğinden, haczin bu tarihte öğrenildiğini, istihkak davasının süresinde açılmadığından her iki davanın da reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı borçlu, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece, haciz sırasında hazır bulunan .......
Borçlunun, şikayet dilekçesinde ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek tebliğ tarihinin düzeltilmesini talep etmesi yeterli olup, ıttıla tarihinin bildirilmemiş olması şikayetin incelenmesine engel teşkil etmez. Zira, dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre borçlunun usulsüz tebliğ işleminden haberdar olma tarihi mahkemece belirlenecektir. Bu durumda, borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Hukuk Genel Kurulu'nun 12.02.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere beyan edilen öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez. Muhatap, şikayet dilekçesinde öğrenme tarihi bildirmemiş ise, en geç şikayet tarihinde öğrendiğinin kabulü gerekir. Hal böyle olunca, mahkemenin, şikayet dilekçesinde öğrenme tarihinin bildirilmemesi nedeniyle şikayetin yerinde olmadığına ilişkin ret gerekçesi yerinde değildir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki şikayet davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın haczin İİK.nin 96-97 maddesine göre yapılmasına ilişkin 4.7.2012 tarihli memur işleminin iptali ile 2.7.2012 tarihli haczin İİK.nin 99....
Aynı yasanın 25. maddesi hükmüne göre de; hakim, şikayet dilekçesinde bildirilen vakıalarla bağlı olup; ileri sürülmeyen maddi olayları kendiliğinden gözetemez. Somut olayda; borçlu.....'ne yapılan satış ilanı tebliğ işlemi, Teb.Kn.'nun 12. ve 13. maddelerine göre usulsüz olup, bu husus mahkemenin de kabulündedir. Ancak şikayet dilekçesinde sadece asıl borçlu ..... yönünden satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğu ileri sürülmüştür. İpotek borçlusu ...'e yapılan satış ilanı tebliğ işlemine dair herhangi bir iddia ileri sürülmediği halde, mahkemece şikayet dilekçesinde dayanılan vakıaların dışına çıkılıp, re'sen dikkate alınacak hususlar kapsamında da bulunmayan satış ilanının şikayetçi ...'e de usulsüz tebliğ edildiği nedenine dayalı olarak ihalenin feshine karar verilmesi doğru değildir. Kaldı ki, adı geçen borçluya yapılan tebligat da usulüne uygundur....
Borçlunun, kendisine gönderilen ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek, tebliğ tarihinin düzeltilmesi ve bu tarihe göre icra dosyasına yaptığı itirazın süresinde olması nedeniyle takibin durdurulması istemiyle icra mahkemesine başvurması “şikayet” niteliğindedir. İİK’nun 16/1. maddesi gereğince, şikayetin, öğrenme tarihinden itibaren yedi günlük sürede yapılması zorunludur (HGK. 05.06.1991 tarih ve 1991/12-258 E., 1991/344 K.). Borçlu vekili, öğrenme tarihi olarak 03.02.2015 tarihini bildirmiş olup, 11.02.2015 tarihinde icra mahkemesine yapılan şikayet, yasal yedi günlük süreden sonradır. Bu durumda mahkemece usulsüz tebligat şikayetinin süre aşımından reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi doğru değil ise de, sonuçta istem reddedildiğinden sonucu doğru kararın onanması gerekmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından genel haciz yoluyla başlatılan takipte borçlunun, hacizden 22 örnek davayetisinin tebliği ile haberdar olduğunu, haczedilen 36508 ada 2 parsel 11 bağımsız bölümün haline münasip evi olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, şikayetin süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmıştır.İİK'nun 82. maddesinin birinci fıkrasının 12. bendine dayalı olarak yapılan haczin kaldırılması istemi aynı Kanun'un 16.maddesi kapsamında şikayet olup, bu maddenin 1.fıkrası uyarınca haczin öğrenildiği tarihten itibaren 7...
Somut olayda, şikayetçi 3. kişi tarafından 89/2 haciz ihbarnamesinin iptali talep edilmiş ise de; icra müdürlüğünün 25.8.2020 tarihli kararı ile İİK’nun 89. maddesi gereğince konulmuş olan haczin, bu dosyaya şamil olmak üzere kaldırılmasına karar verildiği, buna göre de şikayet tarihi olan 28.8.2020 tarihi itibariyle hukuken geçerli bir haczin bulunmadığı anlaşılmıştır....
İcra Müdürlüğü'nün 2001/16329 Esas dosyasında 06.04.2009 tarihinde sıra cetveli düzenlendiğini, bu sıra cetvelinin iptali için şikayette bulunduklarını, aynı alacak için İcra Müdürlüğü'nün kendiliğinden 04.05.2009 tarihli yeni bir sıra cetveli daha düzenlediğini, icra müdürlüğünün kendiliğinden verdiği karardan rücu edemeyeceğini, şikayet sonuçlanmadan ikinci bir sıra cetvelinin düzenlenmesinin usulsüz olduğunu, 04.05.2009 tarihli sıra cetvelinin öncelikle bu yönden iptali gerektiğini, sıra cetvelinde ilk iki sırada bulunan şikayet olunanlara ait hacizlerin düştüğünü, satış bedelinin tamamının müvekkiline ait ... 4. İcra Müdürlüğü'nün 1998/6757 Esas sayılı dosyasına ayrılması gerektiğini ileri sürerek, 04.05.2009 tarihli sıra cetvelinin iptalini talep ve şikayet etmiştir. Birleşen dosyada şikayet olunan ... ve SGK vekilleri, şikayetin reddini istemiştir. Birleşen dosyada şikayet olunan ... ve şikayet olunan ..., şikayete cevap vermemişlerdir....
İİK’nun 16/1. maddesinde; “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas Dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır” hükmü yer almaktadır. Yukarıda anılan yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere, borçlunun, usulsüz tebligata ilişkin şikayetini, usulsüz tebligattan haberdar olduğunu bildirdiği tarihten itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikayet yolu ile getirmesi zorunludur. Somut olayda, borçlu, usulsüz tebligattan 20.07.2015 tarihinde haberdar olduğunu bildirdiği halde, icra mahkemesine, bu tarihten itibaren yasal yedi günlük süreyi geçirdikten sonra 03.09.2015 tarihinde başvurmuştur....


