Tebliğ işleminin usulsüzlüğü iddiasının yasal dayanağı İİK. nun 16. maddesi olup, bu yöndeki şikayet aynı maddenin 1. fıkrası uyarınca usulsüz tebliğ işleminin öğrenildiği tarihten itibaren 7 günlük sürede yapılmalıdır. 7201 Sayılı Kanunun 32. maddesi gereğince tebligatın usulsüz olması halinde muhatabı tebliğden haberdar olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Hukuk Genel Kurulunun 5.6.1991 tarih ve 1991/12-258 esas ve 1991/344 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere “..usulsüz tebliğ işlemini öğrenen muhatabın bu tebliği öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde şikayet yolu ile tebligatın usulsüzlüğünü İcra Mahkemesi önüne getirmesi gereklidir.” . Borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Hukuk Genel Kurulunun 12.02.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere beyan edilen öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez....
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının; kendisine, usulüne uygun olarak gönderilip tebliğ edilen 89/1 ve 89/ 2 haciz ihbarnamelerine süresi içinde cevap vermediği, Davacı itirazlarını KEP adresi üzerinden gönderdiğini iddia etmekte ise de ne dosya içine gelen ne de UYAP sistemine kayıtlı itiraz dilekçelerinin bulunmadığı, davacı süresi içinde itiraz etmediğinden İcra Müdürlüğü'nden davacı üçüncü kişiye 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnameleri gönderilmesinin talep edildiği, İcra Müdürlüğü tarafından yasaya uygun bulunarak haciz ihbarnamelerinin gönderildiği, dosya içinde fiziken ve/veya elektronik ortamda gönderilmiş itirazlar görülemediğinden/tespit edilemediğinden,bir dilekçeyle icra müdürlüğünden itirazların incelenmesinin talep edildiği, Yargıtay HD'nin 01.11.2017 Tarihli ve 2017/3342 E. 2017/6658 K....
İİK'nun 168/4-5. maddesi gereğince, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibinde borca itiraz ve takibin müstenidi olan senedin kambiyo senedi vasfını haiz olmadığına yönelik şikayetin yasal 5 günlük süresi içerisinde icra mahkemesine yapılması zorunludur. Bu süre, hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re'sen gözetilmelidir. Somut olayda, kararı temyiz eden borçlu şirkete ödeme emrinin 10/07/2014 tarihinde tebliğ edildiği, yasal 5 günlük itiraz ve şikayet süresinin 15/07/2014 tarihinde sona erdiği halde, borçlu şirketin süresinden sonra 16/07/2014 tarihinde icra mahkemesine müracaatla takibin iptalini talep ettiği, tebligat usulsüzlüğü yönünde bir itiraz da ileri sürmediği anlaşılmıştır. İİK'nun 168/5. maddesi uyarınca talebin süreden reddi gerekirken, işin esası incelenerek sonuca gidilmesi doğru değil ise de, sonuçta istem reddedildiğinden sonucu itibariyle doğru kararın onanması gerekmiştir....
Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, takip nedeniyle davacıya 1. ve 2. haciz ihbarnamelerinin gönderildiği, daha sonra 04/11/2021 tarihinde 89/3. maddesine göre 3. haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği, davacı tarafça bu ihbarnameye istinaden 15 günlük yasal süre içerisinde 19/11/2021 tarihinde iş bu davanın açıldığı, davacının dava dışı borçlu şirketin ortağı olduğu hususlarının ihtilaflı olmadığı aradaki uyuşmazlığın; borçlu şirketin ortağı olan davacının İİK 89. maddesi hükümlerine göre 3. kişi olarak kabul edilip edilmeyeceği, davacının borçlu şirkete sermaye borcunu yerine getirip getirmediği veya başka bir borcunun bulunup bulunmadığı, icra takibi dolayısıyla davacının sorumlu tutulup tutulamayacağı, mahkememizin görevli olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmaktadır....
Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 08.4.2016 tarih ve 2016/414 E. sayılı ihtiyati tedbir kararında, şikayetçi şirket hakkında 6183 sayılı Kanun'a göre yapılan takipler de dahil olmak üzere açılmış ve açılacak tüm icra takiplerinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine, davacı şirketlere ait menkul ve gayrimenkul malların, banka hesaplarındaki paraların, 3. şahıslardaki hak ve alacakların üzerine ihtiyati haciz konulmasının ve e-haciz, ihtiyati haciz yoluyla muhafaza altına alınmasının ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine hükmedilmiştir. İİK'nun 89. madde hükmünde öngörülen birinci haciz ihbarnamesinin üçüncü şahsa tebliği doktrinde bir icra takip işlemi olarak nitelendirilmektedir. Mahkemece iflasın ertelenmesi davasında ihtiyati tedbir yoluyla "...hiçbir takip işlemi yapılmamasına..." karar verildiği zaman, ayrıca tasrih edilmemiş olsa bile, bir icra takip işlemi olarak 89/1 ihbarnamesinin üçüncü kişiye gönderilmesi ve/veya tebliğ edilmesi yasaklanmış olmaktadır....
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından borçlular aleyhine İstanbul 6.İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan takip neticesinde davacıya 89/1,89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini ancak 89/3 henüz daha tebliğ edilmeden davacı tarafı haczedilen parayı göndermek yerine huzurdaki davayı açtığını, dava dilekçesinde salt soyut beyanlarla takip borçlularına borcunun olmadığını iddia eden davacının iddiasını ispata yarar yazılı somut bir belge sunamadığını, davalı şirketin davanın açılmasında herhangi bir kusuru ve kastı olmadığından tam aksine davanın açılmasına sebebiyet veren tarafın İİK 89 ihbarnamelerine itiraz etmeyen davacı taraf olması göz önüne alınarak davalı şirket aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti ve tazminata hükmedilmemesi gerektiğini, davanın açıldığından davalı şirketin ve taraflarının henüz bilgisi olmadığından davayı konu icra dosyası 19.09.2022 tarihinde dosyadaki farklı bir borçlu...
E sayılı dosyasından gönderilen İİK.89/1-2-3 haciz ihbarnamelerinin Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesi kararı ile iptal edildiği, dolayısı ile davacının takip alacaklısı şirketin ihyası için Mahkememizde açtığı iş bu davada hukuki menfaatinin kalmadığı, yargıma sırasında HMK 114/1-h maddesinde düzenlenen dava şartının ortadan kalktığı anlaşılmakla davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın USULDEN REDDİNE, 2-Harç peşin alınmış olmakla yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Sarf edilmeyen gider avansının HMK 333.maddesi uyarınca davacıya iadesine Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.05/07/2024 Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza...
Şti'nden alacağı dolayısıyla başlattığı icra takibinde müvekkilinin takip borçlusuna borcu olduğu gerekçesiyle 77.643,97-TL alacak için 15.01.2020 tarihinde müvekkiline ikinci haciz ihbarnamesi tebliğ edildiğini, müvekkilinin itiraz sürelerini kaçırdığını, 23.12.2021 tarihinde 3. haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiğini, müvekkilinin dava dışı takip borçlusu ... Dek. Mob. İnş. Plas. Taş. Teks. Dış Tic. Ltd. Şti'ne söz edildiği gibi bir borcu bulunmadığını, haciz ihbarnamesinin neye dayanılarak gönderildiğinin belirsiz olduğunu, bu hususa ilişkin ayrıca İcra Mahkemesinde haciz ihbarnamelerinin iptali için şikayet yoluna başvurulacağını, menfi tespit davası açmak hak düşürücü süreye tabi olduğundan bu süre içinde müvekkilinin haklarını zarara uğratmamak için dava açıldığını, müvekkilinin dava dışı takip borçlusu borçlu ... Dek. Mob. İnş. Plas. Taş. Teks. Dış Tic. Ltd....
Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket, davacının 89/1, 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerini gönderip hiçbir alakası olmayan dosyada borçlu ilan edildiğini fark etmiş olup bu haciz ihbarnamelerinin usulüne uygun olarak yollanmadığına dair memur muamelesini şikayet yoluna gidildiğini, ancak bu süre zarfında telafisi imkansız zararlarının doğumunun önüne geçebilmek adına da huzurdaki dava ikame edildiğini, müvekkili şirket, gliserin imalat ve ithalatı yapmakta olup dava dışı şirket isminden de anlaşıldığı üzere güvenlik sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu iki şirketin birbiri ile herhangi bir iş ilişkisinin olması da mümkün olmamakla birlikte böyle bir durum söz konusu olmadığını, müvekkili şirket ile, dava dışı icra dosyası borçlusu şirket birbirinden her anlamda ayrı iki şirket olduğunu, müvekkilinin UETS sistemini bilgi ve tecrübe eksikliğinden kontrol etmemiş olması...
Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket, davacının 89/1, 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerini gönderip hiçbir alakası olmayan dosyada borçlu ilan edildiğini fark etmiş olup bu haciz ihbarnamelerinin usulüne uygun olarak yollanmadığına dair memur muamelesini şikayet yoluna gidildiğini, ancak bu süre zarfında telafisi imkansız zararlarının doğumunun önüne geçebilmek adına da huzurdaki dava ikame edildiğini, müvekkili şirket, gliserin imalat ve ithalatı yapmakta olup dava dışı şirket isminden de anlaşıldığı üzere güvenlik sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu iki şirketin birbiri ile herhangi bir iş ilişkisinin olması da mümkün olmamakla birlikte böyle bir durum söz konusu olmadığını, müvekkili şirket ile, dava dışı icra dosyası borçlusu şirket birbirinden her anlamda ayrı iki şirket olduğunu, müvekkilinin UETS sistemini bilgi ve tecrübe eksikliğinden kontrol etmemiş olması...


