WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; parselin tamamının öncesinin orman olduğu, kesinleşen 2/B uygulaması sınırları içinde kaldığı iddiası ile açılan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 Sayılı Yasaya göre 18/08/1949 tarihinde ilan edilen ve kesinleşen orman kadastrosu, 29/08/1977 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde ve 1990 yılında yapılıp kesinleşen 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B uygulamaları bulunmaktadır. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi raporuna göre, mahkemece davanın reddi yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır....

Taraflar arasında görülen tapu iptal tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı ... tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi ...'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. -KARAR- Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı, çekişme konusu 777 parsel sayılı taşınmazı satın aldıktan sonra davalı ...’nın ..... Asliye Hukuk Mahkemesi 2007/105 Esas sayılı dosyası üzerinden tapu kaydında düzeltim davası açtığını ve kesinleşen ilam ile 777 ve 776 parsel sayılı taşınmazların sınırlarının değiştiğini, bu değişiklik ile deniz manzarası olan kısmın 776 parsel sayılı taşınmaza aktarıldığını, yapılan değişikliğin iyi niyetli olmaması nedeniyle kendisini bağlamaması gerektiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının eski hale getirilmesi isteminde bulunmuştur....

çıkacak olan depo ve dükkanların mülkiyetine sahip olacakları inancıyla yaptıklarını, sözleşmelerin de bu amaçla yapılmış ve bu hususlar kararlaştırıldığını, üyeler arasında yapılmış bulunan sözleşmelerde 5 yıllık kullanım süresi sonunda ana taşınmazın tapu kaydı üzerine konulmuş bulunan şerhin kaldırılması ve mülkiyetinin devrindeki engelin kalkması üzerine dava konusu taşınmazların davacıya tapudan devrinin yapılacağının kararlaştırıldığını, sözleşmeye bağlılık, ahde vefa ve iyiniyet ilkeleri gereğince tapu iptali ve tescil istemleri yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir. 3....

in de tescili gerçekleştirilecek olan Tapu Sicil Müdürlüğü bünyesinde çalışmaması dolayısı ile tescil işleminin yerine getirilmemesinden sorumlu olmayacağı, tescil işleminin yapılmamasından dolayı ancak tescil tarihindeki memurların sorumlu olabileceği, 17/11/2013 tarihli bilirkişi raporunda; davalılardan ... dışındaki davalıların doğan zarardan ayrı hukuksal nedenlerle müteselsilen sorumlulukları bulunduğu, davalılardan ..., ..., ..., ... ve ...'ın murisleri olan ...'ın davacının zarar görmesinde ağır kasıt altında hareket ettiği ve zarar nedeniyle %80 oranında sorumluluğu bulunduğu, davalılardan ... Tapu Sicil Müdürü ...'ın zararın doğmasında herhangi bir kusur ve ihmalinin bulunmadığı ve zararın doğumuyla eylemi arasında illiyet bağının bulunmadığı, davalılardan ... Mal Müdürü ...'ın şerhin kaldırılması için gönderdiği yazı nedeniyle hafif ihmali bulunduğu ve doğan zarardan %10 oranında sorumluluğu bulunduğu, davalılardan ...'...

Yönetimi, 18.07.2012 tarihli dava dilekçesi ile180 ada 2 parsel sayılı, 14.768,15 m2 yüzölçümü ve tarla vasfıyla ... adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın bir kısmının kesinleşmiş orman sınırları içerisinde kaldığını belirterek, bu kısmın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tecsilini, tapusu iptal edilen bu kısma davalının müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile arsel sayılı taşınmazın 10.09.2013 tarihli fen bilirkişi ve 14.09.2013 tarihli orman bilirkişi rapor ve krokilerinde (A) harfiyle gösterilen 90,85 m2 kısmının tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline, davalıların müdahalesinin men'ine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından yargılama giderleri ve esasa yönelik olarak temyiz edilmiştir. Dava kesinleşen orman sınırları içerisinde kalan taşınmaza yönelik açılmış tapu iptal ve tescil davasıdır....

Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davacı ... tarafından açılan çekişmeli 154 parsel üzerindeki şerhin silinmesine ilişkin davanın reddine, Hazinenin davasının kabulü ile 154 parselin tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, 154 parselin bitişiğinde bulunan ve 13.09.2005 tarihli krokili raporda (C) ile gösterilen 295,73 m2 ve (D) ile gösterilen 976,20 m2’lik kısımların orman vasfı ile hazine adına tapuya tesciline, davalı ...’ın vaki el atmasının önlenmesine karar verilmiş; hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapu kaydındaki şerhin kaldırılması ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir . Yörede, 3116 Sayılı Yasaya göre 1939 yılında yapılan orman kadastro çalışması ile 1988 yılında yapılan aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması çalışması bulunmaktadır....

Hukuk Mahkemesinin 1981/650 E. - 1984/645 sayılı kararı ile iptal edildiği anlaşılırsa, davaya konu yer halen orman sınırları içinde kalmaya devam etmekte olduğundan bu halde de yine gerçek kişinin açtığı davanın reddine, Hazinenin tapu iptali ve tescil davasının ise kabulüne karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra Hazinenin davasının kabulüne, karşı davacı ...'nün davasının reddine ve dava konusu ......

CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; görev itirazlarının olduğunu, zaman aşımı itirazlarının olduğunu, husumet itirazlarının olduğunu, öncelikli olarak mahkemece tapu malikleri tarafından şerhin kaldırılması istemiyle dava açılıp açılmadığının tespitinin yapılması ve şerhin kaldırılmasına yönelik herhangi bir dava açılmamışsa hukuki yarar bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, öte yandan tazminat talep edilebilmesi için ya sözleşmeye aykırılığın ya haksız bir fiilin yahut sebepsiz zenginleşmenin bulunması gerektiğini, dava konusu olayda bunların hiçbirinin söz konusu olmamakla birlikte haksız fiil teşkil eden kamulaştırmasız el atma unsurunun şartlarının dahi oluşmadığını, dava konusu taşınmaz üzerine devredilemez şerhi konulması mülkiyet hakkını kısıtlayıcı bir işlem olarak kabul edilemeyeceğinden ve ortada zarara sebep olabilecek bir tapu iptal işlemi de bulunmadığından, haksız ve yersiz açılan davanın reddini savunmuştur. III....

ŞİKAYET Şikayetçi 3. kişiler icra mahkemesine başvuru dilekçelerinde; icra takibinde borçlunun borcu nedeniyle haciz uygulanan ve tapunun 36 parselinde kayıtlı 9 numaralı bağımsız bölümde bulunan 1/6'şar hissenin, Asliye Hukuk Mahkemesinin tapu iptal ve tescil kararı gereğince şikayetçi 3. kişiler adına tesciline karar verildiğini, tapu iptal ve tescil kararından sonra İİK'nın 150/c maddesi gereğince taşınmaza uygulanan şerhin şikayetçilerin mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğundan bahisle, icra müdürlüğüne 150/c şerhinin kaldırılması maksadıyla yapılan talebin, müdürlüğün 01.7.2019 tarihli kararı ile reddedildiğini ileri sürerek söz konusu kararın iptalini talep etmişlerdir. II. CEVAP Şikayet edilen alacaklı cevap dilekçesinde; İİK'nın 150/c maddesi gereğince taşımaza şerh konulması sırasında taşınmazın tapu kaydında herhangi bir tedbir bulunmadığını ileri sürerek, şikayetin reddini istemiştir. III....

Bu durumda; davaya konu taşınmazın tapu kaydı üzerine tescil edilen kamulaştırma şerhi idari bir işlemin neticesi olarak tesis edilmiş ise de, söz konusu şerhin kaldırılması isteminin reddi hakkında düzenlenmiş bulunan davaya konu işlemlerin iptali istemi ile açılan davanın görüm ve çözümü adli yargının görevinde olduğundan, görev yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esasına girilerek, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 2. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 13/04/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi....

UYAP Entegrasyonu