Böylece tamamen ıslah ile dava dilekçesi de dahil bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması söz konusudur ve tamamen ıslah ile talep sonucu ve dava sebebi değiştirilebilir. Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili 18.10.2017 tarihli bilirkişi raporuna itiraz ve davanın ıslahı konulu dilekçe ile itirazın iptali olarak açılan davayı alacak davası olarak ıslah ettiklerini beyan etmiş , İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi davayı alacak davası olarak sonuçlandırmıştır. Belirtmek gerekir ki, kısmi ıslahla davanın türü değiştirilemez. Bu nedenle davanın itirazın iptali davası olarak görülüp sonuçlandırılması gerekir. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince davacının kısmi ıslahına değer verilerek davanın alacak davası olarak karara bağlanması ve Bölge Adliye Mahkemesince bu hususta İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde bulunması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir....
Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/24 D.iş sayılı dosyası tespiti yaptırılan alacaklarının tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali isteminde bulunmuş, 12.03.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını alacak davasına dönüştürmüş ve İcra Müdürlüğü dosyasında sehven 15 numaralı dairenin alacaklısı iken 9 numaralı bağımsız bölümün alacaklısı olarak takip başlatıldığı 15 numaralı dairenin alacaklısı olarak talebini ıslah etmiştir. Davaya alacak davası olarak devam edilmek suretiyle 18.850,00 TL’nin tespit tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. HMK 176 maddesine göre taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir,bu çerçevede davacı maddi hatayı düzeltebileceği gibi itirazın iptali davasını ıslah ile alacak davasına dönüştürürebilmesi mümkündür. Islahın, bir tarafın tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile yapılması mümkün olup ,karşı tarafın veya mahkemenin kabulüne bağlı değildir....
itirazın itirazı davasının konusundan farklı olup, yapılan ıslah sonucu, yeni bir alacak talebinde bulunulduğundan, zorunlu arabuluculuğa tabidir....
Hatta bu koşul, öylesine sert ve bağlayıcıdır ki, şayet itirazın iptali davasına konu takip herhangi bir suretle geçersiz hale gelir veya ortadan kalkarsa bu durum yargılama sürecinde olsa dahi eldeki itirazın iptali davasının son bulmasına yol açacaktır. Zira, itirazın iptali davasının görülebilmesi için ilk şart, geçerli bir icra takibinin varlığıdır. Kuşkusuz sıkı sıkıya bağlılık, davanın başında itirazın iptali istenen icra dosyası için geçerlidir. Dolayısıyla, ıslah suretiyle icra dosyasının değiştirilmesi ve görülmekte olan itirazın iptali davasından koparılarak ayrıştırılması mümkün değildir. Bu itibarla, eldeki itirazın iptali davasına konu / davaya sıkı sıkıya bağlı takip, ... 36. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasıdır. Açıklanan nedenlerle de, icra dosyasının ıslah suretiyle değiştirilmesi mümkün görülmediğinden, geçerli bir ıslah talebi olmadığı sonucuna varılmıştır. Kaldı ki, davanın başında itirazın iptali davasına konu edilen ... 36. İcra Müdürlüğünün ......
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, çıkma payı alacağı nedeniyle başlatılan takibe yapılan itirazın iptali olarak açıldıktan sonra, davacı vekili mahkemeye verdiği 25.02.2011 havale tarihli dilekçeyle davayı alacak davası olarak ıslah ettiğini bildirmiştir. Mahkemece, davanın ıslahla alacak davasına dönüştüğü kabul edilerek davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. Davacı vekilinin itirazın iptali olarak açtığı davasını, alacak davasına çevirmesi, davanın tamamen ıslahı niteliğindedir. Gerek doktrinde (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru, "Hukuk Muhakemeleri Usulü" 6. Baskı, Cilt: IV, sh. 3984), gerekse Yargıtay içtihatlarında (Y.11.HD. 17.04.2008, 2007/3451 Esas, 2008/5198 Karar) davanın tamamen ıslahı için vekaletnamede vekile bu konuda özel yetki verilmiş olması gerekmektedir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 74. maddesinde de davanın tamamen ıslahı için vekaletnamede özel yetkinin bulunması gerektiği hüküm altına alınmıştır....
Davacı taraf ıslah yoluyla itirazın iptali davasını alacak davasına çevirebilir. Ancak takip talebinde dayandığı alacak sebebini ıslah yoluyla değiştirmesi mümkün değildir. Davacı takip talebinde dayandığı sebebi değiştirmek istiyorsa ıslah yoluyla hem itirazın iptali davasını alacak davasına, hemde alacak sebebini birlikte değiştirmesi gerekir. Bu husus itirazın iptali davasının dayandığı takipten ayrılamamasının ve davanın hukuki niteliğinin bir sonucudur. ---- Somut davada, davacı vekili tarafından dava dilekçesinin ve talep olunan vade farkı alacağının ıslah edilmiş olmasına rağmen mahkemece bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması isabetli olmamıştır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın iptali Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, davacı kiraya veren tarafından davalı kiracıya karşı açılan kira alacağı, elektrik ve su bedellerinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir....
Davalı vekili, davacı iddialarının doğru olmadığını bildirerek davanın reddini savunmuş ve davacı aleyhine ... 13.Asliye Hukuk Mahkemesinde itirazın iptali davasını açtıklarını bildirmiştir....
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirdiğinde; Davacı taraf, 2.12.2010 tarihinde mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davası açmış, 25.4.2011 tarihli dilekçe ile davasını tamamen ıslah ettiğini ve açtığı tapu iptali ve tescil davasını, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davasına dönüştürdüğünü bildirmiştir....
Dava itirazın iptali iken kayıt kabul davasına dönüşmekle dönüşen dava hali ile davacının yasal koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir. Dava kayıt kabul davasına dönüşmekle davanın mevcut hali itibariyle davacı lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmiş ve maktu harca hükmedilmiştir....


