sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmaz imar-ihyaya konu olmuş ise imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişiden, yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde, taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, taşınmazda imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcı, şekli ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir....
da bulunan "Toprak Villaları" adıyla bilinen villalardan ... kapı numaralı villanın tüm projelerinin müvekkiline ait olduğunu, ancak, müvekkilinin tesadüfen bu projenin tümden değiştirildiğini, eserin bütünlüğünün bozulduğunu, aslına aykırı ve uygun olmayan malzemeler kullanılması sonucunda projenin özgünlüğünün yitirildiğini gördüğünü, bu durumun müvekkilinin haklarına zarar verdiğini ileri sürerek, projesi müvekkiline ait binanın izinsiz ve imar yasasına aykırı değişikliklerinin bedeli davalıdan peşin alınmak suretiyle kal'ini, ....000 TL maddi ve ....000 TL manevi tazminatın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının iddialarının aksine, müvekkili tarafından yapılan bir inşaat bulunmadığını, zira dava tarihi itibariyle taşınmazın malikinin müvekkili olmadığını, izinsiz ve imar yasasına aykırı olarak da yapılan bir tadilatın bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir....
koşullarının davacı taraf lehine oluşup oluşmadığı hususu üzerinde durulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir....
Hâl böyle olunca, çekişme konusu 297 ada 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazların imar öncesi olan 485 parsel sayılı taşınmazın 335424/614400 payının mirasbırakandan davalı ...’a devredildiği gözetilerek, gerekirse uzman bilirkişilerden rapor almak sureti ile mirasbırakandan satış yolu ile temlik edilen payların imar sonrası oluşan hangi parsele ne miktarda pay gittiği belirlendikten sonra ( hangi miktarın iptal edileceği belirlenerek) bu miktar üzerinden davacıların miras payı oranında iptal- tescil hükmü kurulması gerekirken davalı ...’a intikalen geçen 22188/614400 payın da kabul kapsamına alınması doğru değildir. Kabule göre de, mirasbırakandan sonra 27.07.2005 tarihinde eşi ...’nin de öldüğü anlaşılmakla, yeni veraset ilamı temin edilerek hüküm kurulması gerekirken, nüfus kayıtları esas alınarak belirlenen pay oranlarına göre hüküm kurulması da doğru değildir....
ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ-ECRİMİSİL-YIKIM Taraflar arasında görülen davada; Davacı, imar uygulaması sonucu davalıya ait 1 parsel sayılı taşınmazda yer olan bahçe duvarı ile kuyu ve ağaçların maliki olduğu 2 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığını, davalının elatmasının önlenmesine, yıkıma ve ecrimisile hükmedilmesini istemiştir. Davalı, yıkılması istenen yapı, tesis ve ağaçları imar öncesinde sahibi olduğu kadastral parseli üzerine yaptığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; davalının el atmasının önlenmesine, taşınmazda bulunan taş duvar ve kuyunun yıkılmasına, ağaçların kaldırılmasına, davacı tarafın ecrimisil talebinin reddine, asgari levazım bedelinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine dair verilen karar, Dairece; “Davalı tarafından, yapılan kuyunun basit nitelik taşıyıp taşımadığı ve 3194 sayılı Yasanın 5 ve 20.maddesi kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi gerekeceği tartışmasızdır....
taşınmazın kadastro paftası ve imar planına göre durumunu gösterir denetlemeye elverişli kroki çizilmelidir....
Dava konusu taşınmazın 25 No.lu plan ile imar uygulamasına alındığı, ilk senet yüzölçümü 18.000 m² iken 4.500 m²lik kısmının ada dağıtım cetvelinde yola terk olarak ayrılıp kalan 13.500 m²lik kısmının imar adalarına tahsis edildiği, yola terk olarak ayrılan bölümün tapuda malikleri adına yaşamaya devam ettiği, dava konusu taşınmazın tapu kaydına 06.02.1967 tarihinde 25 No.lu imar planına tabi olduğu şerhinin ve 06.04.1967 tarihinde 25 No.lu imar planına göre yola gideceği şerhinin işlendiği, dava konusu 4500 m²lik kısmının fiilen yol olarak kullanıldığı anlaşılmıştır....
Dosyada bulunan ve geri çevirme kararları üzerine getirtilen belgeler ile tapu kayıtları içeriği ve taraf vekillerinden alınan bilgilere göre; davacılardan ... ile .... 1886 ada 1 parsel sayılı taşınmazda kat malikleri olup diğer davacılar .... ... kat maliki değillerdir. Davalı şirketin ticaret sicilindeki adresi 1886 ada 2 parsel olup kiracı olarak kullandığı bağımsız bölüm ’un (dava dışı) mülkiyetindedir. Davalılardan ...kat maliki olmayıp davacıların davaya konu ettikleri bağımsız bölümün maliki ise.... A.Ş.(dava dışı) dir. Davacı yönetim tarafından davadan önce yaptırılmış olan ve mahkemece hükme dayanak alınan tespit raporunda ise, tespitin hangi ada hangi parsel sayılı taşınmazda yapıldığına ilişkin bir saptama bulunmamakta, tespitin posta adres bilgilerine göre yapıldığı anlaşılmaktadır....
Hâl böyle olunca; yukarıda açıklanan ilke ve olgular ile iddia ve savunma doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, çekişme konusu binanın imar uygulamasından önce gerçekten davacıya ait 302 parsel sayılı taşınmazda olup olmadığının ve imar uygulaması ile 335 ada 1 parsel sayılı imar parselinde kalıp kalmadığının açıklığa kavuşturulması, bu hususlarda mahallinde uzman bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak bilirkişilerden uygulamayı gösterir, denetime elverişli rapor alınması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre elatmanın önlenmesi ve yıkım isteği bakımından bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir. Davacının bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerindedir....
Yerleşik Yargıtay uygulamasına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorunu elatmanın önlenmesi davasıyla değil kesin sonuç sağlayacak taksim veya şüyuun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözülebilir. Paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmazın belli bir bölümünü kullanması ve diğer paydaşların kullanmaya rıza göstermeleri o paydaşın sadece kullandığı yerin maliki olmasını gerektirmez. Kullanım, yararlanmayla ilgili olduğundan o kişiye mülkiyet hakkı sağlamaz. Somut olayda; davacı ile davalının 27 parsel sayılı taşınmazda imar uygulaması sonucu paydaş oldukları, davacının dava konusu taşınmazda herhangi bir yer kullanmadığı sabit olduğundan davacının payına vaki el atmanın önlenmesine karar verilmesi gerekir iken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir....


