WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 19 Haziran 2026

Davalının binası, imar uygulamasından önce inşa edilmiştir. 3194 sayılı İmar Yasası'nın, arazi ve arsa düzenlemesine ilişkin 18/9 maddesi ile imar uygulaması sonucunda binası başka kişilere tahsis ve tescil edilen parselde kalan yapı sahiplerinin yapılarına ilişkin kullanım hakları korunmuştur. b) Yasal düzenlemeyi bu şekilde belirledikten sonra yargısal inançlara da bakmak gerekir. 3194 sayılı Yasa'nın 18. maddesi uyarınca şuyulandırma sonucunda oluşan parsele elatma halinde muhdesat bedeli ödenmeksizin men, kal ve ecrimisil istenilemez. (1, 2, 3) Ayrıca İmar Kanunu'nun 18. maddesine göre üzerinde bina bulunan hisseli parsellerde şuyulandırma zemine ait olup, ortaklığın giderilmesinde bina bedeli ayrıca dikkate alınır....

Zira, imar planının uygulanması nedeniyle, mülkiyet hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı, idarenin İmar Kanunundaki hükümlere uygun hareket edip etmediği ve kamulaştırma kanunu hükümleri uyarınca kamulaştırma işleminin tesisinin zorunlu olup olmadığı ve bu işlemin hangi idare yada idarelerce gerçekleştirileceğinin tespiti ancak bu konuda açılacak iptal davası ile açıklığa kavuşturulabilecektir. Bedel tespiti ve tescili ise ancak kamulaştırma işleminin gerekliliği ve kamulaştırmayı yapacak idarenin tespitinden sonra kamulaştırma sürecinin bir parçası, tamamlayıcısı niteliğindedir. Nitekim, Kamulaştırma Kanunundaki düzenleme de bu şekilde olup kamulaştırma işleminin uygulanması, gerçekleştirilmesi amacıyla açılan bedel tespit ve tescil davası idarenin taşınmaz mülkiyetini üzerine almasını temine yöneliktir....

Borçlar Kanununun 42. maddeleri uyarınca ve aynı zamanda sebepsiz zenginleşmeyi önleyecek biçimde en uygun şekilde tayin ve takdir edilerek önceden ödenen bedel var ise mahsup edilmek suretiyle arsa sahibine ödenmek üzere depo ettirilmelidir. Somut olayda : Dosya kapsamından taraflara ait taşınmazın evveliyatının 6781 parsel numarası ile bir bütün olduğu, 8.8.1990 tarihinde yapılan imar uygulaması neticesinde 666 ada 2 ve 3 sayılı imar parsellerinin oluştuğu, imar uygulamasından önce davalı-davacı ...’e ait 97.00 metrekareden ibaret tek katlı bir bina bulunduğu, bu binanın inşaat izninin 18.9.1988 tarihinde, yapı kullanma izninin ise 19.6.1991 tarihinde alındığı anlaşılmıştır....

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı- karşı davacının sözleşmeden sonra işlem yapmadığı gibi, imar değişikliği nedeniyle işin yapılmayacağını davacılara bildirmemesi sebebiyle kusurlu olduğu, imar uygulamasından kaynaklı gecikmede davacılara yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı, davalı- karşı davacının malzeme stokladığının ispat edilemediği, sözleşme ile üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğinden yoksun kaldığı kârı talep edemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile sözleşmenin geriye etkili olarak feshine, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, asıl davada davalı- karşı davada davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı- karşı davada davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir....

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.08.2013 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın yargı yolu nedeniyle reddine dair verilen 05.03.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, imar uygulamasından kaynaklı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili, 3861 parsel sayılı taşınmazın yapılan imar uygulaması neticesinde davalı adına tapuya tescil edildiğini, tapu kütüğünün 3859 nolu sahifesinde taşınmazın 30920/63209 payının ... adına, 32289/63209 payının ise ... adına kayıtlı olduğunu, yapılan imar uygulaması neticesinde ...'...

Dava, imar uygulamasından kaynaklı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: 6100 sayılı HMK'nın 341 inci maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar, 361 ve 362 nci maddelerinde de temyiz edilebilen ve temyiz edilmeyen kararlar belirlenmiştir. Dosya içeriğine göre dava değeri 10.000,00 TL olarak gösterilmiş ve bu miktar üzerinden harçlandırılmıştır....

Hal böyle olunca; mahkemece yerinde uzman bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılmak suretiyle, tapu kayıtları tüm tedavülleriyle birlikte getirtilmeli, İmar uygulamasından önceki kadastral parsel sınırlarını gösteren kroki de getirtilerek hangi kadastral parselde davalının ne şekilde hissedar olduğu araştırılmalıdır. 2- Davalıya ait ve imar uygulaması ile oluşmuş 318 ada 4 parselde davalının hangi tarihte, ne şekilde hissedar olduğu hususu da açıklığa kavuşturulmalı, taşkınlığın imar uygulaması ile oluşup oluşmadığı tüm bilgi ve belgeler dosya içerisine alınarak araştırılmalı, taşkınlık imar düzenlemesinden kaynaklanmışsa İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca bir karar verilmeli, taşkınlığın imar düzenlemesinden önce de var olduğu saptanırsa elatmanın önlenmesi ve kal davası ile asgari levazım bedeli yönünden bir hüküm kurulmalıdır....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin imar uygulamasından önce yapılan özel parselasyon planına göre 179 ada 10 parselden haricen taşınmaz satın aldığını, 10 parselin ..., ..., ..., ..., ... ve ... adına kayıtlı olduğunu haricen satılan taşınmazın imar uygulaması sonucu ... ilçesi, ... mah. 10494 ada 11 parsel olarak tescil edildiğini, taşınmazın 22/06/2012 tarihi itibariyle malikinin dava dışı ... olarak göründüğünü, taşınmazın daha sonra 2012 yılı içerisinde dava dışı...'ya, ...'dan da emlakçı dava dışı...'ye 7.000,00 TL bedel ile satıldığını, 2012 yılında ise 13.000,00 TL'nin yeniden...'...

Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; davacı binanın ikinci katına çıkmak için kullanılan merdivenlerinin, davalıya ait 3493 ada 1 parsel sayılı taşınmaza 1997 yılında yapılan imar uygulaması ile ... hale geldiğini ileri sürmüş; 10.02.2014 tarihinde yapılan keşif sonucu alınan 24.02.2014 tarihli fen-mülk-inşaat bilirkişilerinin kurul halinde dosyaya sunmuş oldukları raporda 1997 tarihinde yapılan imar uygulamasından önce imara aykırı olarak parsellerde bina yapıldığı, imar uygulamasından sonra davacının kullanımında olan iki katlı binanın merdiveninin 1 nolu parsele tecavüzlü hale geldiği belirtilmiştir. Mahkemece, yukarıda açıklanan temliken tescil şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin; binanın mütemmim cüzü sayılamayacak eklenti niteliğindeki merdivenin bulunduğu alanın ifraz edilerek davacı adına tesciline karar verilmiştir....

Hal böyle olunca; 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazların imar öncesi tapu kayıtlarının ve tüm tedavüllerinin getirtilmesi, taşkınlığın imar uygulaması ile oluşup oluşmadığının, davalının imar uygulamasından önce korunmaya değer bir hakkının olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, taşkınlık imar uygulaması ile oluşmuşsa ve davalı ...’nın korunmaya değer bir hakka sahipse taşkın kısmın yıkılması halinde binanın tümü yıkılacaksa tümünün değeri, aksi halde taşkın kısmın değeri saptanarak, bu bedel mahkeme veznesine depo edildikten sonra el atmanın önlenmesi ve yıkım kararı verilmesi, yine taşkınlık imarla oluşmuşsa tecavüz kamusal tasarruf sonucu oluştuğundan ecrimisilden sorumlu olmayacağı gözetilerek ecrimisil isteminin reddine, taşkınlık imar uygulaması ile oluşmamışsa ya da davalı imar öncesi korunmaya değer bir hakka sahip değilse, bedel depo edilmeksizin el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisile karar verilmesi gerekirken, değinilen hususlar incelenmeksizin yazılı olduğu şekilde karar...

UYAP Entegrasyonu