taraf olduğu bedel artırım davalarına ilişkin esaslar düzenlenmiş olup, iş bu davada ise; imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payı nedeniyle davacı şahıs aleyhine tesis edilen ipotek bedelinin artırılması istemine ilişkin olduğundan zaten bahsi geçen yasal düzenlemeleri uygulama imkanı olmadığı anlaşıldığından direnme kararı sonucu itibariyle doğrudur....
Davalı-karşı davacı, binayı 1978 yılı içersinde yaptığını, 1990 tarihinde imar uygulaması sonucunda bu yerin davacı-karşı davalıya ait parsel içerisinde kaldığını öne sürerek davanın reddini savunmuş; karşı davada ise bu yeri 20 yıldan fazla bir süredir davacı-karşı davalının kullandığını ileri sürerek, ecrimisile karar verilmesini istemiştir. Mahkemece,keşfen saptanıp bilirkişi raporunda belirtilen 36 m² taşkınlığın imar uygulamasından kaynaklandığı muhtesatın kaim değeri belirlenerek davalı-karşı davacıya ödenmek üzere depo edilmesi yönünde davacı-karşı davalıya süre verildiği halde davacı-karşı davalının bedel ödemeyeceğini bildirmesi üzerine davanın ve karşı davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı-karşı davalı vekilince süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi ...'ün raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü....
Yukarıda açıklanan ayrıcalıklar ile bir kimse kendi taşınmazı üzerine bütünleyici parça (ayrılmaz parça) niteliğinde yapı inşa etmiş, imar uygulaması sonucu bu yer üçüncü kişiye ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamamış ve imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğu duyulmuştur. 3194 sayılı İmar Kanununun 18/9.maddesi gereğince, bu gibi durumlarda bedel ödenmesi gereken yapılar, araziyle bütünleşen ondan özelliğini kaybetmeden ayrılması mümkün olmayan binalardır. Duvar gibi yapılar, arazinin bütünlüğünü bozmadan ondan kolaylıkla ayrılması mümkün yapılar olduğundan, binalarda olduğu gibi bunlara arazi sahibinin ayrıca bedel ödemesi gerekmez. Mahkemece bu saptama gözden kaçırılarak, davacının 23 sayılı parseli içerisinde imar uygulaması sonucu kaldığı anlaşılan duvar kısmı için ona bedel ödettirilmesi doğru olmadığından, karar bu nedenle bozulmalıdır....
Hukuk Dairesi’nin 30.10.2019 tarihli, 2018/4259 Esas, 2019/9612 Karar sayılı ilamında; “…Mahkemece, tedavüllü tapu kayıtları getirtilerek davaya konu bölgede imar uygulaması yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, yapılmış ise taraflara ait imar öncesi ve imar sonrası tüm kayıtlar ve krokiler getirtilerek mahalline uygulanmalı, davalının çekişmeli yeri kullanımının imar uygulamasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı belirlenmeli, imar uygulamasından kaynaklanıyor ise çekişmeli yerde davalının imar öncesinde hukuken korunmaya değer bir hakkının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekir. Müdahalenin, imar uygulaması neticesinde meydana geldiğinin ve davalının korunmaya değer bir ... olduğunun tespiti halinde, yıkımı istenen yapının bedeli depo ettirilmek suretiyle, imar öncesi davalının korunmaya değer bir ... bulunmadığının belirlenmesi halinde ise bedel depo edilmeksizin yıkıma karar verilmelidir…” denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir....
Şöyle ki; 1-) Dosya kapsamında yer alan 22.11.2019 tarihli fen bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın alanının 11.190,38 m² iken, imar uygulaması sonrasından 6.094,16 m²'ye düştüğünün tespit edildiği ve dava konusu taşınmaz üzerinden geçen 154 kV İkizler-Payas TM enerji nakil hattının 459,97 m²'lik kısmının ise imar uygulamasından sonra parsel dışındaki imar yoluna denk gelen kısımda kaldığı belirtildiği halde, irtifak hakkı bedelinin imar uygulaması öncesine ait yüzölçümü üzerinden hesapladığı ve kararda dava konusu taşınmaz dışında kalan 459,97 m²'lik kısım için de irtifak hakkının tapuya tesciline hükmedildiği anlaşılmış olup; imar uygulamasından sonra oluşan yeni tapu kaydı dikkate alınmak suretiyle, fen bilirkişi raporunda sözü edilen 459,97 m²'lik kısımda davacıların mülkiyet durumu da araştırılarak sonucuna göre dava konusu taşınmazın yeni yüzölçümü üzerinden irtifak hakkı bedelinin hesaplanması ve imar uygulaması sonrasında oluşan irtifak hakkı durumuna göre tescil karar verilmesi...
olan 29.09.2011 tarihi itibariyle, somut emsal olarak incelenen ... ada 121 parsel sayılı taşınmazın ise değerlendirmeye esas alınan 23.02.2009 satış tarihi itibariyle imar düzenlemesi sonucu meydana gelen imar parselleri olup olmadıklarının, imar parseli iseler düzenleme ortaklık payının düşülüp düşülmediğinin, düşülmüş ise ne oranda düşüldüğünün belediye imar ve tapu müdürlüklerinden, 9-Dava konusu ......
tarihlerinin ilgili noterlikten araştırılıp buna ilişkin tüm bilgi ve belgelerin, 4-Dava konusu taşınmazın kamulaştırılması nedeniyle adli yargı ve idari yargı mercilerinde açılmış dava (kamulaştırmanın iptali, bedel arttırımı ya da indirimine ilişkin) bulunup bulunmadığı, varsa sonuçlanıp sonuçlanmadığı hususunun davalı idareden ve mahkemesinden sorulup belgelerinin ve alınacak cevap yazılarının, 5-Dava konusu taşınmazın kamulaştırılması nedeniyle davalı idarece bankaya yatırılan çekişmesiz kamulaştırma bedelinin kim adına yatırıldığının, davacılar ya da önceki malikler adına yatırılmış ise, önceki malikler veya davalıların kendileri veya yetkili temsilcilerine ödenip ödenmediğinin, ödenmişse hangi tarihte ödendiğinin davalı idareden ve ilgili bankadan sorularak alınacak cevap yazılarının, 6-Dava konusu taşınmazın ilk tesisten itibaren tüm tedavülleri ile birlikte üzerindeki şerh ve takyidatları da gösterir biçimde takyidatlı tapu kaydının ilgili tapu müdürlüğünden, 7-Dava konusu...
Dosya içinde yer alan tapu kaydında arsa vasıflı taşınmazın 3/20 hissesinin davacıya 03.12.2013 tarihinde intikalen tescil edildiği görülmekte olup taşınmazın ilk tesis tarihinden itibaren tedavüllü kayıtları ise getirtilmemiş ve davalı tarafından yapılan taşkın yapının imar uygulamasıyla oluşup oluşmadığı üzerinde durulmamıştır. Mahkemece, tedavüllü tapu kayıtları getirtilerek davaya konu bölgede imar uygulaması yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, yapılmış ise taraflara ait imar öncesi ve imar sonrası tüm kayıtlar ve krokiler getirtilerek mahalline uygulanmalı, davalının çekişmeli yeri kullanımının imar uygulamasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı belirlenmeli, imar uygulamasından kaynaklanıyor ise çekişmeli yerde davalının imar öncesinde hukuken korunmaya değer bir hakkının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekir....
Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece; "...çekişme konusu .. parsel sayılı taşınmazın öncesinin 796 ve 798 sayılı kadastral parseller olduğu, anılan parsellerin imar uygulamasına tabi tutulması sonucu .. parselin oluştuğu, taşınmaz kadastral parsel iken binaların yapıldığı, davacının imar uygulamasından sonra imar parselini satın almak suretiyle çekişme konusu taşınmazda malik olduğu, davacının 5622 sayılı imar parselinin kayıt maliki, davalılardan ...'in imar öncesi .. sayılı kadastral parselde paydaş; davalılar...in ise davalı ..'in oğulları oldukları, davalılardan....'...
Hal böyle olunca; 198 ada 45 ve 46 parsel sayılı taşınmazların imar öncesi tapu kayıtlarının ve tüm tedavüllerinin getirtilmesi, taşkınlığın imar uygulaması ile oluşup oluşmadığının, davalıların imar uygulamasından önce korunmaya değer bir hakkının olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, taşkınlık imar uygulaması ile oluşmuşsa ve davalılar korunmaya değer bir hakka sahipse taşkın kısmın yıkılması halinde binanın tümü yıkılacaksa tümünün değeri, aksi halde taşkın kısmın değeri saptanarak, bu bedel mahkeme veznesine depo edildikten sonra el atmanın önlenmesi ve yıkım kararı verilmesi, taşkınlık imar uygulaması ile oluşmamışsa ya da davalılar imar öncesi korunmaya değer bir hakka sahip değilse, bedel depo edilmeksizin el atmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesi gerekirken, değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir. Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir....


