bir sebep ortaya konulamadığından, dolayısıyla ödeme emri içeriği amme alacağının tarh zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından, tarh zamanaşımına uğramış amme alacağının tahsili için kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen 03 sayılı ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu 04/07/2019 tarih, ... sayılı ödeme emrinin 2011/10 dönem özel usulsüzlük cezasının tahsili için asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... nolu ihbarnameye ait tebliğ alındısının yalnızca dağıtıcının imzasıyla adres yetersiz, ismen tanınmıyor, iade şerhiyle 08/07/2014 tarihinde iade edildiği, tebliğ alındısının Kanunda belirtilen kişilerin imzası alınmak suretiyle tutanak haline getirilmediğinden, yapılan ilanen tebliğin de hukuka aykırı ve geçersiz olduğu, bahse konu amme alacağının doğduğu 2011 yılını takip eden yıl başından itibaren 5 yıllık tarh zamanaşımı süresinin sonu olan 31/12/2016 tarihine kadar davalı idarece tarh zamanaşımını kesen hukuken geçerli herhangi bir sebep ortaya konulamadığından...
İNCELEME VE GEREKÇE : Dava tacirlar arası satım ilişkisinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasında açık hesap şeklinde devam eden bir akdi ilişkinin varlığı tarafların kabulünde olup, ihtilaflı husus dava tarihi itibari ile alacağın varlık ve miktarı ile; icranın geri bırakılmasına karar verilen takip dosyasının eldeki davayı nasıl etkileyeceği noktasındadır. Mahkememizin ------ sayılı esas numaralı dosyasında kayıtlı alacağın bonoya dayalı olduğu ve zamanaşımı nedeni ile icranın geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği , hacizlerin kaldırıldığı görülmektedir. Dava dilekçesi incelendiğinde ; alacağın senede dayandığı görülmektedir. Senedin zamanaşımına uğradığı hususu da ihtilafsızdır. HMK 202 (HUMK 192.)maddelerinin içerikleri ve Yargıtay uygulamalarında zamanaşımına uğramış kambiyo senetlerinin TTK anlamında kambiyo senedi niteliğini kaybederek yazılı delil başlangıcı niteliğini kazandığı istikrarlı olarak benimsenmiştir....
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü ve Yedinci Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na, 3619 sayılı Kanun'la eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın UYAP kayıtlarıyla birlikte incelenmesinden; 2 sayılı ödeme emrinin dayanağını oluşturan asıl borçlu şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca tebliğ edilmek yerine, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca tebliğ edildiği görüldüğünden, anılan ihbarnamelere konu vergi ve cezaların zamanaşımına uğradığı sonucuna varılmıştır....
tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla defter ve belge isteme yazısının tebliği usulsüz olduğundan sanığa yüklenen suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraatine hükmedildiği, öte yandan, Ümraniye Uygulama Denetim Müdürlüğü'nün ... tarih ve ......
davacıya hesabın zamanaşımına uğradığı yönünde geçerli bir ihtar mektubu gönderilmediğini, tek başına bir hesabın zamanaşımına uğramasının hukuken mümkün olmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulü ile haksız ve usulsüz şekilde zamanaşımına uğratılarak ...'...
Kanun ve yönetmeliğin amacı, tebligatın muhatabına en kısa zamanda ulaşması, konusu ile ilgili olan kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususların belgeye bağlanmasıdır. Hâl böyle olunca, yasa ve yönetmelik hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. Kanunun ve yönetmeliğin belirlediği şekilde yapılmamış ve belgelendirilmemiş olan tebligatların geçerli olmayacağı Yargıtay içtihatlarında açıkça vurgulanmıştır. Uyuşmazlığın çözümünde usulsüz tebligat kavramının da açıklanması gerekmektedir. Tebligatların, Tebligat Kanunu'na ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenip tebliğe çıkarılması gerektiğinden, Kanun veya yönetmeliğe uygun düzenlenmeyen veya tebliğ edilmeyen tebligat usulsüz tebligattır....
Nitekim, bu husus Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2006 gün ve 2006/21-198 E. 2006/249 K. sayılı kararında da belirtilmiştir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesi, tebligat yapılacak şahsın bilinen en son adresine tebligat yapılacağına, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek tebligatın buraya yapılacağını hüküm altına almıştır. Aynı yasanın 16. Maddesi, “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.”, 17....
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, şirket yetkilisinin vergi borçlarının yapılandırılması amacıyla vergi dairesine gittiğinde söz konusu borçlardan haberdar oldukları, defter ve belge ibraz yazısının şirketin mükellefiyet kaydının re'sen terk olması nedeniyle şirketin kanuni temsilcisinin adresinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102/5. maddesi uyarınca 20/11/2019 tarihinde tebliğ edilmiş sayılmasının usulsüz olduğu, e-tebligat uygulamasının hak arama özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiği, defter/belge ibrazının istenildiği yazı posta yoluyla gönderilirken ihbarnamelerin e-tebligat yoluyla gönderilmesinin çelişkili ve hukuka aykırı olduğu, davacı şirket yetkilisinin hastanede tedavi gördüğü sırada işyerine gelemediği dönemde re'sen terk işlemi tesis edilmesinin de hukuka uygun olmadığı, cezalı tarhiyatın zamanaşımına uğradığı ve kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir....
Davacı bankanın, dava dışı şirkete usulsüz kredi kullandırılmak suretiyle banka zararına sebebiyet verdiklerinden bahisle, şube yetkilisi, kredi tahsis yetkilisi ve yönetim kurulu üyelerinden oluşan davalılardan zararın tahsilini istediği, davalıların ise açılan davanın zamanaşımına uğradığı, yapılan işlemlerin bankacılık mevzuatına ve usule uygun yapıldığı, kredi işlemlerinde her zaman risk faktörünün bulunduğu, banka zararının oluşmadığı, bir kısım davalılar ise yönetim kurulu üyesi olmadıklarından kendilerine husumet yöneltilemeyeceği savunmaları ile davanın reddini istedikleri görülmüştür....
İİK'nun 71/2. maddesinde; "Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33/a maddesi hükmü kıyasen uygulanır" hükmüne, İİK'nun 33/a-1. maddesinde de; "ilamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir" hükmüne yer verilmiş bulunmaktadır. Görüldüğü üzere, borçluların takibin kesinleşmesinden sonraki döneme ilişkin olarak İİK'nun 71/2. ve 33/a maddelerine dayalı zamanaşımı isteminin incelenmesi, bu istemin belli bir sürede ileri sürülmesi koşuluna bağlı değildir (HGK'nun 04/11/1998 tarih ve 1998/12-763 E., 1998/797 K. sayılı kararı.). Takip dayanağı belge kambiyo senedi niteliğinde bono olduğundan, davaya konu olayda takip dayanağı senedin tanzim ve takip tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nun 661, 662. ve 663. maddelerinin uygulanması gerekir....


