değer vergisi ve vergi ziyaı cezasına ilişkin ihbarnamenin ise asıl borçlu şirketin tüzel kişiliği sona erdikten sonra asıl borçlu şirkete ilanen tebliğ edildiği, tüzel kişiliğin sona ermesinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi, bu tarihten sonra, adı geçen şirketin haklara sahip olması, borçlu kılınması ve temsili hukuken olanaklı olmadığından, söz konusu ihbarnamenin tebliğinin usulsüz olduğu dolayısıyla değinilen amme alacağının da zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ödeme emirleri iptal edilmiştir....
Davacı vekili 03/09/2014 tarihli dilekçesi ile; taraflar arasında akdedilen protokol anlaşmalarının yetkisiz ve hukuka aykırı şekilde tanzim edildiğini ve bu sözleşmelerin geçersiz olduğunu, sözleşmelerin geçersizliğinin tespitine ve bu sözleşmelere bağlı olarak ödenen 114.300,00 TL.nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davalıya 114.000 TL ödeme yapılmadığını, davalının her iki odaya da üye olması nedeni ile ve iki aracı olduğundan bu araçlar için toplamda 76.200 TL ödeme yapması gerektiğinden 76.200 TL'yi almayıp mahsuplaşmayı teklif ettiğini, idare mahkemesinin iptal kararına rağmen minibüsçülerin aynı hatlarda kapasite artırımı yaptıkları araçları ile usulsüz yolcu taşımaya devam ettiklerini savunarak, davanın reddini savunmuştur....
açık olduğu, dolayısıyla, usulsüz tebliğle vergi alacağının doğduğu 2011 yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde (en son 31/12/2016 tarihine kadar) tarh edilmesi gereken vergiler için zaman aşımının dolmasına üç gün kala 28/12/2016 tarihinde takdir komisyonuna sevk edildiğinden 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 114. maddesi gereği duran zaman aşımı, takdir komisyonu kararının davalı idareye tevdi tarihi olan 02/11/2017 tarihinde yeniden işlemeye başlayacağından bu tarihten başlayarak üç gün içerisinde 05/11/2017 tarihine kadar yasal düzenlemelerdeki usule uygun şekilde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen dava konusu ihbarnamelere konu 2011/Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Kasım ve Aralık dönemleri için re'sen tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin, davacının öğrendiği tarih itibarıyla zamanaşımına uğradığı sonucuna varıldığından, hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu cezalı tarhiyatların kaldırılmasına karar verilmiştir....
C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusunun 1992/1-2003/11 arası aylara ait prim vs. borçlara ilişkin ait olup, ödeme emirlerinin 5 ve 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, Kurum alacaklarının zamanaşımına uğradığı, davacının dava dışı ... Mobilya Dekorasyon San. ve Tic. Ltd....
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacı adına yapılan tarhiyata ve kesilen cezalara ilişkin ihbarnameler, Tebligat Kanunu hükümleri çerçevesinde tebliğ edilmeye çalışılmış ise de 213 sayılı Kanun'da, vergilendirme ile ilgili hüküm ifade eden bilimum vesikalar ve yazıların hangi esaslara göre tebliğ edileceği belirlenmiş olup, vergilendirme ile ilgili hüküm ifade eden vesika ve yazıların tebliğinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerinin değil, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nu hükümleri uygulanması gerekmektedir. Bu durumda, dava konusu vergi ve cezalara ilişkin ihbarnamelerin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun tebliğe ilişkin hükümleri uyarınca tebliği gerekirken 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca 30/12/2015 tarihinde mahalle muhtarına teslim edilmek suretiyle yapılan usulsüz tebliğin öğrenildiği 07/01/2016 tarihi itibarıyla salınan vergi ve kesilen cezaların zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından, Vergi Mahkemesince yazılı gerekçeyle, tarhiyatın, Tasfiye Halinde ......
5. maddesinde yer alan "Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır" şeklindeki düzenleme uyarınca ceza zamanaşımı süresinin kalan ceza miktarı esas alınarak hesaplanması gerektiği, somut olayda hükümlünün infaz etmesi gereken kalan cezası 5 yıldan az olduğundan 10 yıllık ceza zamanaşımına tabi olacağı ve hükümlü hakkında yakalama emrinin çıkarıldığı 05.12.2003 tarihinden itibaren herhangi bir kesilme nedeni de bulunmadığından, 10 yıllık ceza zamanaşımı süresinin 05.12.2003 tarihinde dolmuş olduğu cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumlu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 29.06.2015 gün ve 94660652-105-34-3776-2015-13308/42915 sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak dairemize gönderilmiştir...
dönemi katma değer vergisi ve ferileri ile aynı ödeme emrinin 9. ve 10. sıra numaralarında yer alan 2009 yılının Ocak-Mart dönemi vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi alacağının şirketin sahte belge düzenleme eyleminden kaynaklı komisyon gelirleriyle ilgili olduğu, şirket adına düzenlenen … tarih ve … ile … sayılı ihbarnamelerin 28/08/2015 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre muhtara bırakılmak suretiyle tebliği 213 sayılı Kanun'a uygun düşmediğinden ve belirtilen usulsüz tebliğ neticesinde 2009 yılında doğan vergi 31/12/2014 tarihine kadar usulüne uygun bir şekilde tarh ve muhatabına tebliğ edilmeyerek tarh zamanaşımına uğradığından değinilen borçtan davacının sorumlu tutulamayacağı, … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin 2 ve 3. sıra numaralarında bulunan ve muhtasar beyanname verilerek tahakkuk eden 2008 yılının Ekim-Aralık dönemi gelir (stopaj) vergisi ve ferilerinin 26/01/2009 tarihinde vadesinde ödenmediğinden bahisle şirket adına düzenlenen … tarih ve … takip...
Davalı ... vekili; davacının belirli süreli sözleşeme ile çalıştığını, önceki dönemden sorumlu tutulamayacakalrını, davacının haftada 6 gün çalıştığını, asgari geçim indirimi, ödendiğini, ulusal bayram ve genel tatil çalışmasının bulunmadığını, ücretlerin hakedişler glince hemen ödendiğini, alacakların zamanaşımına uğradığı, asıl işveren sıfatıyla sorumluluğun davalı idareye ait olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshetttiği, yıllık izin ve fazla çalışma ücretinin bulunduğu gerekçesiyle kıdem, yıllık izin ve fazla çalışma ücreti alacakalrının kabulüne diğer taleplerin reddine karar vermiştir. Temyiz: Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir....
Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda, Mahkemelerince 22/12/2021 tarihinde verilen ara kararına davalı idarece sunulan bilgi ve belgelerden, davacının e-tebligat sistemine başvurusunun, internet vergi dairesinden elektronik tebligat talep bildirimi oluşturarak yapıldığı ve ... tarih ve ... sayılı internet hizmetleri kullanım başvuru formunu imza karşılığı teslim aldığı, davacıya yapılan e-tebligatlara ilişkin elektronik tebligat aktivasyon işlemleri, olay kayıtları ve işlem zaman bilgisi gibi kayıtların yer aldığı e-tebligat delil kayıtları sorgulama dökümlerinin dava dosyasına sunulduğu, buna karşılık davacının mükellefiyetinin, davacının 11/10/2016 tarihli dilekçesine istinaden 30/09/2016 tarihi itibarıyla terkin edildiği, ancak, davacı adına yapılan cezalı tarhiyatlara ilişkin düzenlenen vergi/ceza ihbarnamelerinin 29/09/2020 ve 17/10/2020 tarihlerinde e-tebliğ yoluyla davacıya tebliğ edildiği ve ilgili amme alacaklarının ödenmediği ve dava da açılmayarak...
Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile 16. maddesinde "Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır." düzenlemesi yer almaktadır. 6183 sayılı Kanunun “Ödeme emri” başlıklı 55. maddesinin ilk fıkrasında; kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “Ödeme emrine itiraz” başlığını taşıyan 58. maddesinin birinci fıkrasında; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabileceği belirtilmiştir....


