İcranın eski hale iadesi için, borçlu lehine kesinleşen bir hükmün varlığı gereklidir. Bu maddenin hükmü, haksız yere para ödemiş olanların geri alma haklarını kolayca kullanabilmelerini sağlamak üzere konulmuştur. Bu maddenin verdiği hakkın sebepsiz zenginleşme esasları gereğince mahkemeye başvurularak kullanılması da mümkündür. Böyle bir davaya İİK. nun 40.maddesindeki hüküm engel teşkil etmez bu hüküm, emredici nitelikte değildir. (...... 5.10.1960 tarih E 3/12, k.12). Davacı, bir mahkemece hüküm altına alınan ilama konu alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibi sırasında takibe konu kararın Yargıtay'ca bozulması ve yeniden yapılan yargılama sonrasında önceki miktardan daha düşük bir miktara hükmedilmesi nedeniyle önceki ilama dayalı olarak ödenen paranın, sonraki ilam ile arasındaki farkın iadesini istemektedir. Sebepsiz zenginleşme esasları gereğince dava açma hakkı bulunmaktadır. Bu nedenlerle davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmaktadır....
KARAR Borçlu vekili, menfi tespit ilamına dayalı vekalet ücreti,yargılama gideri ve faizinin tahsili amacıyla takip başlatıldığını, ilam kesinleşmediğinden takibin iptaline karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece; takibe konulan ilamda borçlu olmadığının tespiti davasının reddine karar verildiği, İİK'nun 72/5.maddesinde kesinleşme şartının düzenlenmediği, menfi tespit davasının kabulü halinde icranın eski hale iadesi için kesinleşme koşulunun bulunduğu, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden eda hükmü içerdiğinden bahisle şikayetin reddine karar verilmiştir. Hüküm borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. Talep, İİK'nun 41. maddesi yollamasıyla İİK'nun 16. maddesine dayalı şikayete ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken HUMK.nun 443/1 (HMK. 367/1 m.) maddesi gereğince, temyiz kararın icrasını durdurmaz. Yani kural olarak kararın kesinleşmemiş olması, kararın yerine getirilmesini önlemez....
Konu ile ilgili olarak 6100 sayılı HMK’nın 375/1-ç.maddesine göre; “Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir…..h) Yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilmeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması " yargılamanın iadesi sebebi olarak kabul edilmiştir. Aynı kanunun "Süre" başlıklı 377. maddesinde ise; "(1) Yargılamanın iadesi süresi; ..c)Yeni belgenin elde edildiği veya hilenin farkına varıldığı, ... tarihten itibaren üç ay ve her hâlde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır." düzenlemesine yer verildiği anlaşılmaktadır....
Bu durumda, söz konusu iflas dairesi tarafından oluşturulan iflas masasındaki tasfiye somut davada olduğu üzere İİK 40.maddesi gereğince durdurulmuştur. 40.maddede, icranın iadesi düzenlenerek birinci fıkrada, bir ilamın Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılması veya temyizen bozulmasının icra muamelerinin olduğu yerde durdurulacağına yer verilmiştir. Müflis şirketle ilgili olarak yargılamanın devamı aşamasında yeni esas numarası altında ortadan kaldırılan iflas kararı neticesinde yeniden iflas kararı verilmiş ve müflis şirkete ilişkin iflas idaresi tarafından yeniden tasfiye işlemlerinin yürütüldüğü farklı bir esas numarası ile yasal görevli yeni masa oluşturulmuştur. İflas masasının kanuni mümessili iflas idaresi olup, söz konusu iflas dairesindeki iflas tasfiye dosyası ise iflas kararının kaldırılmış olması ile birlikte görevi sona ermiştir....
Nitekim davacının sulh ve ibra protokolü yapmaksızın icra veznesine ödeme yaparak, istinaf incelemesi sonucunda kararın kaldırılması akabinde İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen icranın iadesi prosedürünü işletmesi mümkün iken, hacizden vazgeçilmesi üzerine davalının banka hesabına ödeme yaparak bu sulh protokolüne imza atması ve borcu kabul etmesi, akabinde geçen süreye rağmen iptalini istemeyerek, istinaf kararı akabinde ödediği bedelin iadesini istemesi dürüstlük kuralı ile de bağdaşmamaktadır. Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.04.2022 Tarih ve 2019/11-557 Esas ve 2022/632 Karar sayılı kararında "Davacının 17.01.2003 tarihli bu beyanı, hakkında başlatılan icra takibinin kesinleşmesinden sonra verilmiş olup, ihtiyatî haciz sırasında verilmiş bir beyan da olmadığından mal beyanı dilekçesinin manevî baskı altında düzenlendiğinin kabulü de mümkün değildir....
Bu durumda, söz konusu iflas dairesi tarafından oluşturulan iflas masasındaki tasfiye somut davada olduğu üzere İİK 40.maddesi gereğince durdurulmuştur. 40.maddede, icranın iadesi düzenlenerek birinci fıkrada, bir ilamın Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılması veya temyizen bozulmasının icra muamelerinin olduğu yerde durdurulacağına yer verilmiştir. İflas masasının kanuni mümessili iflas idaresi olup, söz konusu iflas dairesindeki iflas tasfiye dosyası ise iflas kararının kaldırılmış olması ile birlikte görevi sona ermiştir. Bu durumda masaya dahil olan müflis mallarının defterinin tutulması, muhafaza işlemleri, ikinci iflas kararı ile birlikte yeni kurulan iflas tasfiye dosyasında ve ilgili masa tarafından yürütüleceğinden iş bu davada müflis şirketi temsilen iflas idaresinin masanın kanuni mümessili sıfatının sona ermiş olduğunun göz önünde bulundurulması gerekecektir....
Bu durumda, söz konusu iflas dairesi tarafından oluşturulan iflas masasındaki tasfiye somut davada olduğu üzere İİK 40.maddesi gereğince durdurulmuştur. 40.maddede, icranın iadesi düzenlenerek birinci fıkrada, bir ilamın Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılması veya temyizen bozulmasının icra muamelerinin olduğu yerde durdurulacağına yer verilmiştir. Müflis şirketle ilgili olarak yargılamanın devamı aşamasında yeni esas numarası altında ortadan kaldırılan iflas kararı neticesinde yeniden iflas kararı verilmiş ve müflis şirkete ilişkin iflas idaresi tarafından yeniden tasfiye işlemlerinin yürütüldüğü farklı bir esas numarası (2019/5 saylı iflas dosyası) ile yasal görevli yeni masa oluşturulmuştur. İflas masasının kanuni mümessili iflas idaresi olup, söz konusu iflas dairesindeki iflas tasfiye dosyası ise iflas kararının kaldırılmış olması ile birlikte görevi sona ermiştir....
Bu durumda, söz konusu iflas dairesi tarafından oluşturulan iflas masasındaki tasfiye somut davada olduğu üzere İİK 40.maddesi gereğince durdurulmuştur. 40.maddede, icranın iadesi düzenlenerek birinci fıkrada, bir ilamın Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılması veya temyizen bozulmasının icra muamelerinin olduğu yerde durdurulacağına yer verilmiştir. Müflis şirketle ilgili olarak yargılamanın devamı aşamasında yeni esas numarası altında ortadan kaldırılan iflas kararı neticesinde yeniden iflas kararı verilmiş ve müflis şirkete ilişkin iflas idaresi tarafından yeniden tasfiye işlemlerinin yürütüldüğü farklı bir esas numarası (2019/5 saylı iflas dosyası) ile yasal görevli yeni masa oluşturulmuştur. İflas masasının kanuni mümessili iflas idaresi olup, söz konusu iflas dairesindeki iflas tasfiye dosyası ise iflas kararının kaldırılmış olması ile birlikte görevi sona ermiştir....
Buna göre icra hukuk mahkemesi kararı gereği kötüniyet tazminatı ve yargı gideri ödendiği ,kararın kaldırılması nedeniyle icranın iadesi yapılacaktır.Yapılan ödemenin iadesi içinlacak ilama gerek bulunmadığından, konusu kalmayan bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.Elde ki dava çek istirdadına ilişkin olup, menfi tespit isteği bulunmamaktadır.Davacı şirket temsilcisinin imza örneklerinin alınması için gönderilen isticvap davetiyesine icabet etmediğinden cirodaki imzayı ikrar etmiş sayılacağına ilişkin gerekçe doğru bulunmamıştır....
"İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, yaşılılık aylığından yapılan haczin kaldırılarak Kurum’a borçlu olmadığının tespiti yapılan kesintilerin yasal faiziyle iadesi ve ödeme emirlerinin zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Tebligat Kanunun 16. maddesinde; " Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır." hükmü yer almakta olup maddede açıklandığı üzere birlikte oturanlara tebliğ için "adreste bulunmazsa" koşulunun gerçekleşmesi gerekir....


