WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

İcra Müdürlüğü 2021/3995 Esas sayılı dosyasından gönderilen icra emrinde "Kamulaştırma bedelinin iadesi (...Kanuni Faizi ile birlikte)" ve "İşlemiş faiz" adı altında farklı miktarlardaki alacakların tahsili istenildiğini, 5-... 3. İcra Müdürlüğü' nün 2021/3995 Esas sayılı dosyasına dayanak gösterilen ......

HMK'nun 381(1).maddesinde yargılamanın iadesi davasının hükmün icrasını durdurmayacağı, ancak dava veya hükmün niteliğine ve diğer hallere göre talep üzerine icranın durdurulmasına ihtiyaç duyulması halinde yargılamanın iadesi talebinde bulunandan teminat alınmak şartıyla icranın durdurulması kararı verilebileceği düzenlenmiştir....

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; şikâyetçi icra kefili hakkında İİK’nın 39. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı, buradan varılacak sonuca göre icranın geri bırakılmasına karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. İcra kefaletleri, üçüncü şahısların kefil sıfatıyla, icra dairesi önünde, borçlunun takibe konu olan borcunu kısmen ya da tamamen ödemeyi üstlenmelerini öngören kefaletlerdir. İcra kefaletleri, esasen bir borçlar hukuku kurumu olan ve Borçlar Kanunu’nda düzenlemeye kavuşturulmuş bulunan kefalet sözleşmelerinin, icra hukukunda kazandığı görünümdür. Bu nedenle hakkında özel düzenleme bulunmayan konularda icra kefaletlerine de Borçlar Kanunu’nun kefalete ilişkin hükümleri niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanır (Tanrıver, S.: İlamlı İcra Takibinin Dayanakları ve İcranın İadesi, Ankara 1996, s. 128). 13. İİK’nın 38. maddesine göre icra dairesindeki kefaletler ilam niteliğindedir....

Yukarıdaki açıklamalar, daha çok, teminat karşılığında Yargıtay'dan icranın geri bırakılması kararı (m.36,HUMK m.443) alınmamış olması hali içindir. Yargıtay'dan icranın geri bırakılması kararı alındıktan sonra hükmün bozulması halinde de, icra takibi olduğu yerde durur (daha doğrusu durmakta devam eder). Bu halde, borçlunun başvurusu üzerine, hükmü vermiş olan mahkeme, bozmanın niteliğine göre (icranın geri bırakılması için) göstermiş olduğu teminatın borçluya geri verilip verilmeyeceğine kesin olarak karar verir (m.36,V). Mahkeme bozma kararına uyarak alacaklının davasının reddine karar verir ve red kararı kesinleşirse, o zaman, ilâmlı icra takibi son bulacağından, (bozma ile sadece durmuş olan) icra işlemleri (mesela, haciz) de son bulur (haciz kalkar). Bozma kararına uyan mahkeme, nitelik ve miktar itibariyle ilk (bozulan) karara uygun yeni bir karar verirse (yani, davayı yeniden alacaklı lehine karara bağlarsa), alacaklı, bu yeni ilamın da kesinleşmeden icrasını isteyebilir....

Bu bakımdan yargılamanın iadesi yolu, kesinleşmiş olan hükümlere karşı başvurulan istisnai ve olağanüstü bir yoldur. Yargılamanın yenilenmesi sebepleri HMK'nın 375. maddesinde sınırlı şekilde sayılmıştır. Bu sebeplerin kıyas yolu ile genişletilmesi söz konusu değildir. Yargılamanın iadesi talebi 374. ve devamı maddelerinde açıkça belirtildiği üzere, hukuki niteliği itibari ile bağımsız bir dava olup yargılamanın iadesine konu kesinleşmiş hükmün taraflarının bu davada yer alması ve yargılamanın mutlaka duruşma açılarak yapılması gerekir. Öncelikle yargılamanın iadesi davasının mesmu olup olmadığı incelenir. Bu aşamada genel dava koşullarından ayrı olarak yargılamanın iadesi davasının süresinde açılıp açılmadığı, teminat gösterilip gösterilmediği ve yasada sayılan yargılamanın yenilenmesi sebeplerine dayanılıp dayanılmadığının incelenmesi gerekir. Bu koşullardan birinin mevcut olmadığı sonucuna varılması halinde istem reddedilir....

Asliye Hukuk Mahkemesince ... aleyhine verilen tazminat hükmünün de hatalı olduğunun anlaşıldığını, yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle ele geçirilemeyen yeni bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olmasının yargılamanın iadesi sebebi olduğunu, bu nedenlerle kesinleşen kararın icrası için ... .... İcra Dairesinin 2015/997 Esas sayılı takip dosyası üzerinden başlatılan icranın durdurulmasına, yargılamanın iadesi talebinin kabul edilerek mahkemenin 2012/409 E. - 2013/265 K. sayılı kararının değiştirilerek ... tarafından açılan tazminat davasının reddine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece yargılamanın iadesi nedeni olarak ileri sürülen hususun ... .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/420 E. - 2007/510 K. sayılı dosyası yönünden yargılamanın iadesi sebebi teşkil edebileceği, ... .......

Somut olayda dosyada uyuşmazlıkla ilgili verilen nihai karar temyiz edilmeyerek icra dosyasına icranın geri bırakılması kararı için yatırılan teminatın iadesi talebinin reddine dair verilen ek karar temyiz edilmiştir. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu 36/5. maddesi uyarınca teminatın iadesine dair mahkeme tarafından verilen karar kesin karar mahiyetinde olup, kanun yoluna müracaat edilemeyeceği gibi HUMK 427. maddedeki düzenleme karşısında da verilen ek karar temyiz edilebilen nihai kararlardan olmadığından temyiz isteminin reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının ek karara yönelik temyiz isteminin REDDİNE, ödediği temyiz peşin ve Yargıtay başvurma harçlarının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 20.12.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Yerel mahkemece ipotek tesis edilen evin aile konutu olduğunun sabit olduğu, cebri icra ihalesi sonucunda mülkiyetin borca mahsuben yine davalı bankaya geçtiği, kimsenin kendi kusurlu davranışı ile lehine bir durum elde edemeyeceği, bankanın bu evin aile konutu olduğunu bilmesi, ipoteğin geçersiz olması sebebiyle kaldırılması halinde İcra ve İflas Kanununun (İİK) 40. maddesi gereğince icranın iadesi yoluna başvurulabileceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme hükmü davalı banka tarafından temyiz edilmiştir. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, aile konutu niteliğini haiz taşınmazın cebri icra suretiyle davalı bankaya satışının yapılması durumunda davacının TMK'nın 194. maddesinde yer alan düzenlemeden yararlanıp yararlanamayacağı, burada varılacak sonuca göre ipoteğin kaldırılması talebinin konusuz kalıp kalmayacağı noktasında toplanmaktadır....

Takip konusu alacaklar icra tehdidi altında ödendiğinden ve davanın redle sonuçlanması durumunda İİK'nın 40. maddesi uyarınca icranın iadesi mümkün bulunduğundan icra dosyasına yapılan ödemenin kesin ödeme olarak kabulü ve davanın ödeme nedeniyle konusuz kaldığı kabul edilemez. Başka bir deyişle; icra tehdidi altında yapılan ödeme, kabul mahiyetinde olmayıp uyuşmazlığı sona erdirmemektedir. Yapılan ödemeler icra dosyasında değerlendirilir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; bölge adliye mahkemesince yapılacak iş; istinaf yoluna başvuran davalıların istinaf sebeplerini değerlendirerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalılar ... (... İnşaat) ve... İnşaat ve Taahhüt-...'in bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir....

İcra emrini alan borçlu yedi gün içinde teslim etmez veya noksan teslim ederse ve Yargıtaydan,icra mahkemesinden veya yargılamanın iadesi yoluna başvurmuş ise yargılamanın iadesi davasına bakan mahkemeden verilmiş bir icranın geri bırakılması kararı göstermezse alacaklının talebi ile ilamda yazılı olan taşınır mal veya misli icra dairesi tarafından borçludan zorla alınarak alacaklıya teslim edilir. Kesinleşmeden icraya konulabilen ilamlardan olan taşınır teslimine ilişkin bir ilamın temyiz edilmiş olması kendiliğinden ilamın icrasını durdurmaz. Hükmü temyiz eden borçlunun kesinleşmeden icraya konulmuş işbu ilamın icrasını durdurmak için ilam konusu taşınır malı depo ederek icra dairesinden süre ve Yargıtaydan icranın geri bırakılması kararı almış olması gerekir. Diğer taraftan ilamda yazılı olan taşınır mal veya misli borçlunun elinde bulunmazsa borçlu artık aynen ifaya zorlanamaz. Bu halde taşınır mal teslim borcu, kanundan ötürü para borcuna dönüşür....

UYAP Entegrasyonu