İcra İnkar tazminatı açısından ise; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunun 67/2 maddesi uyarınca İcra inkar tazminatına hükmedilmesi için öncelikle usulüne uygun olarak geçerli bir icra takibinin yapılması, borçlunun süresi içerinde ödeme emrine itiraz etmesi, itirazın iptali davasının 1 yıllık süre içerisinde açılması ve borçlunun haksızlığına karar verilmesi gerekir. Dosya kapsamında geçerli bir icra takibinin bulunduğu, 7 günlük itiraz süresi içerisinde davalının ödeme emrine itiraz etmiş olduğu ve yine itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Borçlunun haksızlığından kasıt ise alacak miktarının likit yani belirlenebilir olmasıdır. Borçlu şayet alacak miktarını belirlemek için bütün unsurları biliyor ise alacak likit sayılır. Ayrıca borçlunun icra takibine kötü niyetle itiraz etmesi şartı kanunda aranmamıştır....
Bu nedenle ödeme emrine yasada öngörülen 7 günlük itirazın son günü olan (resmi tatile denk gelmesi nedeniyle) 04.01.2016 tarihinden bir gün sonra 05.01.2016 tarihinde itiraz edildiği açıktır. Bu nedenle ödeme emri kesinleştikten sonra borca itiraz dilekçesi verildiğinden davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan HMK.nun 114/1-h ve 115.maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur....
Sayılı icra dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davalı borçlu şirket tarafından tebellüğ eden ödeme emrine borçlu vekilinin sunmuş olduğu itiraz dilekçesi ile takibe, borca, işlemiş ve işleyecek faize ve tüm ferilere yönelik yapılan tüm itirazların haksız olduğunu, davacı müvekkili şirketin alacağının tahsilini geciktirme gayesi ile borca ve ferilerine itiraz teşkil eder nitelikte olduğunu, tüm bu süreçler akabinde davacı müvekkili şirket adına dava şartı olan arabuluculuk başvurusunun da gerçekleştirilmiş olduğunu, kötü niyetli davalı borçlu ile anlaşma sağlanamadığını, davalı borçlunun müvekkili şirkete karşı ödeme emrinde belirtilen 545.668,30USD asıl alacak ve tüm feri'leri bakımından borçlu olduğunu, müvekkili şirket çalışanı ve davalı borçlu şirket kurucusu ...'...
İcra Müdürlüğü ...... Esas Sayılı dosyası ile davalı borçlu hakkında icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu icra dasyasına sunduğu haksız ve mesnetsiz itiraz dilekçesi ile borca ve itiraz etmiş olduğundan takip durduğunu, müvekkili haklı ve yerinde olan İcra takibine haksız ve mesnetsiz olarak itiraz eden borçlunun alacağın tahsilini geciktirmek, engellemek amacıyla kötü niyetle hareket ettiğini tahakkuk eden borcun tahsili için aleyhinde başlatılan icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz eden davalı borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. Bakırköy ....... İcra dairesi ..... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklının .........
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur....
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur....
İtirazın iptali istemine konu,----. İcra Müdürlüğünün-----Esas Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buluduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır....
Söz konusu icra dosyasında davacı tarafından davalı aleyhine 29/01/2021 tarihinde icra takibine girişildiği, davacı-alacaklı tarafından toplam 1.765.702,01 TL'nin davalı-borçludan tahsilinin talep edildiği ödeme emrinin davalı-borçluya 03/02/2021 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalı-borçlunun da yasal itiraz süresi içerisinde 05/02/2021 tarihinde borca itiraz dilekçesi verdiği, buna bağlı olarak icra müdürlüğünce icra takibinin durdurulduğu, takibin durdurulması kararının davacı/alacaklıya tebliğ edilmediği, davacının yasal süre içersinde bu davayı açtığı anlaşılmıştır....
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibari ile; ------ esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir. ----- esas sayılı esas sayılı dosyası celp edilmiş incelenmesinde; davacı-takip alacaklısı tarafından davalı-takip borçlusu aleyhine 30/10/2020 tarihinde asıl alacak + işlemiş faiz+KDV toplamı 2.037,83 TL tutarındaki alacağın, fer'ileriyle birlikte tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlu vekili tarafından verilen 10/11/2020 itiraz dilekçesi sunulduğu, itiraz dilekçesinde borca ve fer'ilerine itiraz edildiği; icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğu, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür.Mahkemece yapılan yargılama sırasında, taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır...
Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır....


