"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından başlatılan adi kiraya ve hasılat kiralarına ait takipte, borçluya 13 örnek ödeme emrinin 21/01/2014 tarihinde tebliğ edildiği, yasal süresi içinde itiraz yapılmaması nedeni ile takibin kesinleştiği ve borçlu aleyhine haciz işlemi yapıldığı görülmüş, borçlu icra mahkemesine başvurusunda diğer itirazlarının yanında icra takibine dayanak olan yazılı kira aktinde taraf olarak bulunmaması nedeni ile aleyhine takip yapılamayacağını belirterek takibin ve ödeme emrinin iptali talebinde bulunmuş, mahkemece, fiili olarak kiracı kiralananı başkasına (alt kiracıya) devir etmiş...
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1- Dosya kapsamına, toplanan delillere hükmün dayandığı gerekçelere ödeme emrinin 23.01.2013 tarihinde tebliğ edilip, temerrüt nedeniyle tahliye davasının 30 günlük yasal süre dolmadan 20.02.2013 tarihinde açılmış bulunmasına göre davacı vekilinin tahliyeye ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacı vekilinin alacağa ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Davacı tarafından 20.10.2012 başlangıç tarihli kira akdine dayanılarak 17.01.2013 tarihinde başlatılan icra takibinde 18.500-TL kira alacağı ile işlemiş faizin tahsili istenilmiştir. Ödeme emrinin tebliği üzerine davalı borçlu, yasal süresinde takibe ve borca itiraz etmiştir. İİK.67. maddesi uyarınca takip talebine itiraz edilen alacaklı itirazın tebliğ tarihinden itibaren 1 sene içerisinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dahilinde alacağının varlığını ispat etmek suretiyle itirazın iptalini talep edebilir....
İcra İflâs Yasası'nın 62/1. maddesi uyarınca "borçlu ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine itirazını bildirmeye mecburdur" Aynı Yasanın 66/1. maddesine göre "müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur, itiraz müddetinde değilse alacaklının talebi üzerine icra müdürü takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder"İİK. hükümleri gereğince, icra takibi sırasında borçlu tarafından, ödeme emrine yapılan itiraz ile icra takibi kendiliğinden durur. Alacaklının, icra takibine devam edebilmesi için, genel mahkemelerde itirazın iptali davası açması gerekecektir. Bu dava borçlunun itirazının, alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıl içinde açılması gerekir. Bu bir yıllık süre, hak düşürücü süre olup, mahkemece, kendiliğinden gözetilecektir....
İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır....
İcra Müdürlüğünün 2012/9838 Esas sayılı, 08.10.2012 tarihinde başlatılan icra takip dosyası içeriğinden; icra ödeme emrinin davalı borçluya 05.11.2012 tarihinde tebliğ edildiği, itirazın 13.11.2012 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. İcra ve İflas Kanunu 62. maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde itirazın yapılması gerekirken yasal süre geçtikten sonra yapılan itiraz takibi durdurmaz. Bu durumda itirazın iptali davasının açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Açıklanan gerekçeyle hukuki yarar bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması doğru değildir. Hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı şikayet yoluyla icra mahkemesine yaptığı başvuruda; borçlu şirket hakkında başlattığı genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine karşı borçlunun yasal süresi içinde borca itiraz etmediğini ileri sürerek icra müdürlüğünün takibin durdurulmasına yönelik verdiği kararın iptali isteğinde bulunmuştur. Genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde İİK'nun 62. maddesi hükmüne göre; borçlunun itirazını ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren yedi günlük süresi içerisinde icra dairesine bildirmesi halinde İİK'nun 66. maddesi uyarınca icra müdürü takibi durdurur....
Hal böyle olunca; her ne kadar İlk Derece Mahkemesinin ödeme emrinin iptaline yönelik kararı yerinde ise de, mükerrerlik şikayetinin esasının incelenmesi hatalı olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle, borçluların İİK’nın 58 ve 61. maddelerine dayalı şikayetlerinin kabulü ile ödeme emrinin iptaline, ödeme emrinin iptali sebebiyle sair şikayet nedenlerinin incelenmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde öncelikle mükerrerlik iddiası incelenerek takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23....
Somut olayda, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda diğer talepleri ile birlikte borca itiraz ettiği ve ödeme emrinde işletilen faiz oranının belirtilmediği iddiasıyla ödeme emrinin iptalini talep ettiği, mahkemece bu hususlarda bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir. O halde mahkemece, HMK'nun 297/2. maddesi gözeltilmek suretiyle borçlunun borca itirazı ve ödeme emrinin iptali talebi incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlarda olumlu veya olumsuz karar verilmemesi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.12.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi....
DAVA Borçlu vekili dilekçesinde; ilam niteliğinden olmayan belgeye dayalı olarak aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi başlatıldığını, döviz kredisi ve taksitli ticari kredi alacağı genel mahkemede yargılamayı gerektirdiğinden ilamlı takibe konu edilemeyeceğini, hesap kat ihtarnamesinin tarafına tebliğ edilmediğini, kat ihtarnamesine itiraz etmesinden ötürü aleyhine takip başlatılamayacağını, ipotek limitini aşar şekilde alacak talebinde bulunulduğunu, takip konusu alacak kalemlerine ve faizin başlangıç ve bitiş tarihlerine itiraz ettiğini beyan ederek icra emrinin/ takibin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Alacaklı vekili cevap dilekçesinde; kredi borcunun ödenmemesinden ötürü usul ve yasaya uygun takip başlattığını beyan ederek talebin reddini istemiştir. III....
İcra müdürlüğünce düzenlenen takip talebine aykırı ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmediği gibi yasaya ve talebe aykırı düzenlenen ödeme emrinin bir icra müdürü işlemi olması nedeniyle icra müdürlüğünce düzeltilerek yeni bir ödeme emri düzenlenip gönderilmesinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Yine yerleşik yargıtay uygulamaları ile ödeme emrinin tebliğinden önce borca yapılan itirazlar geçerlidir. Somut olayda 05/06/2024 tarihinde düzenlenen ve kendisine tebliğ edilmeyen ödeme emrinden haberdar olup borca itiraz eden borçluya, aynı takip dosyası üzerinden 06/06/2024 tarihinde düzenlenen aynı alacağa ilişkin ödeme emrinin tebliği üzerine bu ödeme emrine itiraz etmesi gerektiği yolundaki görüş borçlunun icra dairesi kanalı ile hataya düşürülerek itiraz konusunda yanıltılıp adil yargılanma hakkının ihlali anlamını taşır....


