KA R A R Borçlu vekili İcra Mahkemesine başvurusunda, davalı alacaklı tarafından yapılan ilamlı takibin konusu olan müdahale'nin men'i ve yıkım kararının kesinleşmeden icraya konu edilemeyeceğini, bu nedenle takibin ve icra emrinin yasal şartları taşımadığı gerekçesi ile iptaline karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece icraya konu ilamdaki ihtilafın davacının iddiası gibi taşınmazın aynına ilişkin olmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiş, hükmün borçlu vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce kal'e ilişkin verilen kararların kesinleşmeden icrası halinde telafisi imkansız zararlar meydana geleceği nazara alınarak, bu konuda verilen kararların kesinleşmeden icra edilemeyeceğinden şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulması üzerine, bozma ilamına uyan mahkemece dayanak ilamın infaz edildiği gerekçesiyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup; hüküm alacaklı...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair karar, Dairemiz'in 27.04.2015 gün ve 2013/23417 Esas, 2015/9472 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti....
Köyü .../... ada parselde kayıtlı bulunan arsanın üzerinde icra ve ipotek şerhlerinin bulunması sebebiyle söz konusu amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsiline imkan bulunmadığı, bu nedenle 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesi uyarınca davacı adına ödeme emri düzenlendiği, bozma kararı sonrası İdare Mahkemesince verilen iptal kararında, asıl borçlu şirkete ödeme emri tebliğ edilmeden doğrudan kanuni temsilciye başvurulduğu gerekçesine yer verilmiş ise de asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin 27.05.2014 tarihli olduğu ve 12.06.2014 tarihinde şirkete tebliğ edildiği, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin ise 13.03.2015 tarihli olup 22.04.2015 tarihinde tebliğ edildiği, bu nedenle İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Yalnız avukatların yapabileceği işler" başlıklı 35. maddesinin 5728 sayılı Kanun'un 329 sayılı maddesi ile değişik 3. fıkrasında, "Dava açmaya yeteneği olan herkes kendi...
5.028,35 TL BSMV olmak üzere toplam 105.595,54 TL fazla talep olup, takip talebi /ödeme emrinin müteselsil kefil davalı ... açısından bu yönüyle düzeltilmesi gerektiği , (3) Davalı müteselsil kefil ...'...
Şti. aralarındaki dava hakkında Ankara 3.İcra Hukuk Mahkemesinden verilen 26.01.2010 gün ve 2008/1222-2010/53 sayılı hükmün Dairenin 25.10.2010 gün ve 2020/2709-8737 sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiş olup, süresi içinde davacı 3.kişi tarafından kararın düzeltilmesi istenilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü: - K A R A R - Dosya içeriğine, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve borçlu ve davacının birlikte aynı adreste faaliyette bulundukları, borçlunun haciz adresinden 20.11.2007 tarihinde nakil kararı almasına rağmen 02.12.2008 tarihinde ödeme emrinin aynı adrese tebliğ edildiği, bu nedenlerle hacizli malların borçlu ve davacı 3.kişinin birlikte elde bulundurduklarının kabulü gerektiği, İİK’nun 97/a maddesi 2.cümlesi gereğince karine aksinin davacı tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerektiği, davacının sunduğu faturalarda yer alan malların bir kısmında ayırt edici özellik yer alamadığı gibi faturaların kayıtlı...
A.Ş arasındaki dava hakkında ... 6.İcra Mahkemesinden verilen 12.06.2012 gün ve 2012/210 Esas ve 2012/516 Karar sayılı hüküm, Dairemizin 14.01.2014 gün ve 2012/11222 Esas-2014/204 sayılı kararı ile onanmış, süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü: - K A R A R - Dosya içeriğine, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davacı ve borçlu şirketler arasında organik bağ olmamakla birlikte, haciz adresinin borç kaynağı faturada belirtilen ve ödeme emrinin tebliğ edilen adres olması, davacının hacizli mallara ilişkin olarak sunduğu, borcun doğumundan sonra düzenlenen faturanın,borçlu ile aynı adreste faaliyette olan ve borçlu ile yakın organik bağ içinde bulunan şirket tarafından düzenlenmiş bulunmasına göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK'nin)'nun geçici 3.maddesi 2.fıkrası delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HUMK’nın)'nun 440.maddesinde...
Kanunu'nun 36. maddesi hükmüne göre; ilgili kanunlarda yer verilmemiş olsa dahi, Kurumun taraf olduğu davalar, icra kovuşturmaları ile ilamların harçlardan müstesna olduğu göz önünde bulundurulmaksızın, yargılama masrafına dahil edilmek suretiyle davalı Kurumun harçtan sorumlu tutulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, bu aykırılığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. S O N U Ç : Hüküm fıkrasının harca ilişkin (4) numaralı bendindeki "14,00 TL. başvurma harcı" ibaresinin silinerek hükümden çıkarılmasına, "87,12" rakamları silinerek yerine "82,50" rakamları yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Kurumun taraf olduğu davalar, icra kovuşturmaları ile ilâmlar, ... damga vergisi ve harçlar ile belediyelerde yürütülecek her türlü hizmet karşılığı alınan ücret ve katılım payından müstesnadır” hükmü gereğince harçtan müstesna olduğu göz önünde bulundurulmaksızın yargılama masrafına eklenmek suretiyle 24,45 TL. harçtan davalının sorumlu tutulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, bu aykırılığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Yasasının geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır....
İcra Müdürlüğü kanalıyla senedi icraya koyup tahsil ettiğinin iddia edildiği olayda; Sanığa yüklenen ve TCK 156. madde de düzenlenen “bedelsiz senedi kullanma” suçunun takibinin şikayete bağlı bulunduğu, TCK 73. maddesinde de şikayet süresinin “fiil ve failin öğrenildiği günden itibaren 6 ay” olduğu ve şikayetin süresi içerisinde yapılıp yapılmadığının yargılama şartı olarak kabul edildiği, bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, ödeme emrinin de katılana 22/11/2009 tarihinde tebliğ edildiği, dolayısıyla katılanın en geç bu tarihte bedelsiz kalan senedin aleyhine olarak icra takibine konulduğunu öğrenmiş sayılacağı, bu şekilde yapılan icra takibinden haberdar olan katılanın, altı aylık şikayet süresi geçtikten sonra 11/02/2011 tarihinde sanık hakkında şikayetçi olduğu anlaşıldığından, süresinde yapılmış bir şikâyetin bulunmaması nedeniyle verilen düşme hükmünde her hangi bir isabetsizlik görülmemiştir....
İcra Müd.'nün 2008/4719 E. sayılı dosyası ile icra takibine geçtiği, bu suretle sanıkların bedelsiz senedi kullanma suçunu işledikleri iddia olunan somut olayda; katılan şirketin bedelsiz kaldığını iddia ettiği senetlerin tahsiline yönelik başlatılan icra takibinin ödeme emrinin tebliğ tarihi olan 16/10/2008 tarihinde bu durumu öğrendiği, bu tarihten itibaren katılanın 6 aylık yasal şikayet süresi geçmesinden sonra 26/04/2010 tarihinde şikayette bulunduğu gerekçelerine dayanan mahkemenin kabulünde isabetsizlik bulunmamıştır....


