türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkâr tazminatının miktarının somut davada ödeme yapan davalılar aleyhine hükmedilmesinin söz konusu olmadığı, bu nedenle dava dosyasının incelenmesinde davalılar vekilinin icra takip dosyasına itiraz içeriğinde yalnızca davalılardan ...Ltd Şti yönünden borca itiraz ettiği, diğer davalılar yönünden dosya kapak hesabı yaptırılarak 12/12/2018 tarihi itibariyle icra dosyasındaki tahsilat makbuzundan anlaşıldığı üzere kapak hesabındaki miktarın icra dosyasına yatırıldığı görülmekle, davacının takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle davalılardan ......
İcra Müdürlüğünün 2012/21950 E. sayılı ilamsız icra takibi başlattığını, takip dosyasında gönderilen ödeme emrine karşılık davalı tarafın ödeme yapmadığını, borca itiraz da etmediğini ve takip dosyasının kesinleştiğini, ardından İİK’nın 43. maddesi uyarınca takip yolunu değiştirme hakkını kullanarak borçluya karşı genel iflas yolu ile takibe geçildiğini, iflas yolu ile takibe geçilmesi ile borçluya ödeme emri gönderildiğini, ödeme emrinin 20.07.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, gönderilen bu ödeme emrine karşılık da ödeme ve itiraz yapılmadığından dosyanın kesinleştiğini ileri sürerek, İİK’nın 173. maddesi gereğince borcunu ödemeyen borçlunun iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, İİK’nın 156/4 maddesi uyarınca davanın ödeme emrinin davalıya tebliğ tarihinden itibaren bir yıllık süre içinde açıldığı, İstanbul 7....
Borçlunun takibe konu alacağı haricen ödemesine rağmen icra müdürlüğüne verdiği itiraz dilekçesinde ödemeden bahsetmeksizin borç ve ferilerinin tamamına itiraz etmesi karışısında takip tümüyle durmuş olduğundan icra müdürlüğünün tahsilat yapılmış gibi kapak hesabı yapıp borcun ferileriyle ilgili davalı borçluya ayrıca muhtıra tebliği imkanı da kalmamıştır. Davacı yanın davaya konu yaptığı ve yanlar arasında uyuşmazlığa esas teşkil eden husus ödenen tutarla ilgili olarak ödeme tarihine kadar işlemiş faiz tutarı, icra vekalet ücerti, harç ve takip giderlerine yöneliktir....
Borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerekse kendisinin iflasa tabi kişilerden bulunmadığına dair bir itirazı varsa, bu itirazın da ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde bir dilekçe ile icra dairesine bildirilmesi lüzumu da ödeme emrinde yer alır (Muşul, Timuçin: İcra ve İflas Hukuku Esasları, Ankara 2015, s. 684). Borçlu ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren yedi içinde ödeme emrine itiraz edebilir. Borçlu anılan süre içinde ödeme emrine itiraz etmezse ödeme emri kesinleşir. Ödeme emrine itiraz etmeyen borçlu, borcunu ve iflas takibinin harç ile giderlerini öderse iflas takibi son bulur; ödemezse alacaklı ticaret mahkemesinde borçluya karşı iflas davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, İstanbul 2004, s. 950).Genel iflas yoluyla takipte borçlu, ödeme emrini tebellüğ ettiği tarihten itibaren yedi gün içinde bir dilekçe ile icra dairesine başvurup takip konusu borca itiraz ettiği takdirde, takip durur (m. 155, m. 156/3)....
Buna göre itirazın iptali ilamı itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlayan bir ilamdır. Bu nedenle eda hükmü içeren kısımları dışında ayrı bir takibe konu edilemez. İcra takibinin esasını takip talebi ve buna uygun düzenlenerek borçluya tebliğ edilen oluşturur. İtirazın iptali ilamında takip talebinde ve ödeme emrinde istenen alacak miktarından daha fazla alacak üzerinden itirazın iptaline karar verilmiş olması bu durumu değiştirmez. Böyle bir durumda itirazın tümden iptal edildiği kabul edilerek, icra müdürlüğünce ödeme emrine uygun olarak dosya alacağı hesaplanmalıdır. Somut olayda da.... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 13.01.2015 tarihli, 2010/310 Esas – 2015/8 Karar sayılı ilamının itirazın iptaline ilişkin kısmı eda hükmünü içermeyip itirazla duran takibin devamını sağlayan bir karar niteliğindedir. Kaldı ki eda hükmü içerdiği düşünülse bile ödeme emrinde istenen miktarları aşan kısım yönünden alacaklının yeni bir takip yapması gerekirdi....
İcra Müdürlüğü'nün 2010/5447 Esas sayılı takibine yapılan itirazının 8.174 TL vekalet ücreti, 500 TL karşı taraf vekalet ücreti, 920 TL yapılan harcama, 2.820 TL akdi faiz olmak üzere toplam 12.414 TL alacak yönünden itirazın iptaline, asıl alacağın %40’ı inkar tazminatı, avukatlık ücreti ve yargılama giderlerine karar verildiği görülmüştür. İİK. nun 66.maddesi uyarınca icra takibi olduğu yerde durur. Alacaklının duran takibin devamını sağlayabilmesi için icra mahkemesince verilmiş bir itirazın kaldırılması kararı(İİK. m.68) ya da genel mahkemece verilmiş itirazın iptali ilamı(İİK. m.68) sunmalıdır. Buna göre itirazın iptali ilamı itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlayan bir ilamdır. Bu nedenle eda hükmü içeren kısımları dışında ayrı bir takibe konu edilemez. İcra takibinin esasını takip talebi ve buna uygun düzenlenerek borçluya tebliğ edilen oluşturur....
Buna göre itirazın iptali ilamı itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlayan bir ilamdır. Bu nedenle eda hükmü içeren kısımları dışında ayrı bir takibe konu edilemez. İcra takibinin esasını takip talebi ve buna uygun düzenlenerek borçluya tebliğ edilen oluşturur. İtirazın iptali ilamında takip talebinde ve ödeme emrinde istenen alacak miktarından daha fazla alacak üzerinden itirazın iptaline karar verilmiş olması bu durumu değiştirmez. Böyle bir durumda itirazın tümden iptal edildiği kabul edilerek, icra müdürlüğünce ödeme emrine uygun olarak dosya alacağı hesaplanmalıdır. Somut olayda da Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 13.01.2015 tarihli, 2010/310 Esas – 2015/8 Karar sayılı ilamının itirazın iptaline ilişkin kısmı eda hükmünü içermeyip itirazla duran takibin devamını sağlayan bir karar niteliğindedir. Kaldı ki eda hükmü içerdiği düşünülse bile ödeme emrinde istenen miktarları aşan kısım yönünden alacaklının yeni bir takip yapması gerekirdi....
Buna göre itirazın iptali ilamı itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlayan bir ilamdır. Bu nedenle eda hükmü içeren kısımları dışında ayrı bir takibe konu edilemez. İcra takibinin esasını takip talebi ve buna uygun düzenlenerek borçluya tebliğ edilen oluşturur. İtirazın iptali ilamında takip talebinde ve ödeme emrinde istenen alacak miktarından daha fazla alacak üzerinden itirazın iptaline karar verilmiş olması bu durumu değiştirmez. Böyle bir durumda itirazın tümden iptal edildiği kabul edilerek, icra müdürlüğünce ödeme emrine uygun olarak dosya alacağı hesaplanmalıdır. Somut olayda da Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 13.01.2015 tarihli, 2010/310 Esas – 2015/8 Karar sayılı ilamının itirazın iptaline ilişkin kısmı eda hükmünü içermeyip itirazla duran takibin devamını sağlayan bir karar niteliğindedir. Kaldı ki eda hükmü içerdiği düşünülse bile ödeme emrinde istenen miktarları aşan kısım yönünden alacaklının yeni bir takip yapması gerekirdi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından avukatlık ücret sözleşmesine dayalı olarak genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine başlandığı, borçlunun yasal sürede itirazı üzerine takibin durduğu, alacaklının Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 13.01.2015 tarihli, 2010/310 Esas – 2015/8 Karar sayılı itirazın iptali kararının sunarak, ilamda belirtilen alacak miktarları ve asıl alacağa akdi faiz uygulanarak borçluya icra emri çıkartılması talebinin icra müdürlüğünce reddine karar verilmesi üzerine, alacaklının memurluk kararının iptali talebiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetinin kabulüne karar verildiği...
ve dava dışı borçlular aleyhine genel kredi taahhütnamesine dayalı alacağın tahsili için icra takibine başlanıldığı, davalılar tarafından ödeme emrine 01.03.2007 tarihinde (süresinde) itiraz edildiği, ödeme emrine itiraz dilekçesinin takip alacaklısına tebliğ edilmediği, takip alacaklısı dava dışı Akbank T.A.Ş. tarafından icra dosyasındaki alacağın, 03.06.2008 tarihli “Alacak Temlik Sözleşmesi” ile davacıya temlik ettiği, davacı tarafından da 07.07.2014 tarihinde itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmaktadır. 28. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, itirazın iptali davası, bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gereken bir dava olup, açık kanunî düzenlemeye göre dava açma süresi itirazın tebliği ile başlar. Ödeme emrine itiraz, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak takip alacaklısına tebliğ edilmez ise dava açma süresi başlamaz....


