Takip dosyasında, haczin kaldırılması kararına ilişkin 26.04.2013 tarihli tutanaklarda, 3. kişinin istihkak iddiasından vazgeçtiğine ya da alacaklının bu iddiayı kabul ettiğine ilişkin bir beyan da bulunmamaktadır. Borç, ihtirazi kayıtla ödenmiş olduğundan, menkuller üzerindeki haciz kalkmış olsa dahi, dava ödenen bedel üzerinden devam edeceğinden, yargılamaya devam edilerek, deliller toplanıp işin esasına girilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, ortada istihkak iddiasına konu menkul haczi bulunmadığından bahisle, yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir....
Mahkemece; dava konusu aracın hacizden önce noter satış sözleşmesi ile davacı 3.kişiye satıldığı ve mülkiyetin geçtiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, yargılama giderlerine yönelik olarak davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir. Mahkemece, davalının davaya sebebiyet vermediğinden bahisle yargılama giderleri davacı taraf üzerinde bırakılmış ve davacı taraf yararına vekalet ücreti takdir edilmemiş ise de; mahcuz araç üzerine haciz konulmasından sonra, davacı 3.kişi tarafından istihkak davası açılmış, duruşma davetiyesi davalı alacaklı tarafa tebliğ edilmiştir. Dosya kapsamına göre, davalı alacaklı davanın açılmasından sonra mahcuz araç üzerindeki haczin kaldırılması için herhangi bir girişimde bulunmamıştır....
Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : İcra Memur Muamelesini Şikayet Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi 3.kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Şikayetçi 3. kişinin İcra Mahkemesine başvurusunda; 31.10.2019 tarihinde hacizli olarak satın aldığı taşınmazlara 30.04.2019 tarihinde konulan hacizlerin, İİK.’nun 106. ve 110. maddeleri gereğince süresinde satış istenmediğinden düştüğünü belirtilerek kaldırılması için İcra Müdürlüğüne müracaat ettiğini, İcra Müdürlüğünce 3.kişinin dosyada taraf olmadığı ve dosya borçlusu olmadığı gerekçeleri ile talebinin reddedildiğini, 26.10.2020 tarihinde tekrar emsal karar sunmak suretiyle taşınmazların üzerindeki hacizlerin kaldırılmasını talep ettiğini ancak Müdürlükçe...
Vergi Usul Kanunu kapsamındaki vergi ve buna bağlı alacaklarda şirketin kanuni temsilcisinin 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesine göre takibi gerekmekte olup, bir tüzel kişinin kanuni temsilcisinin sorumlu tutularak, sözü edilen hüküm uyarınca takip edilebilmesi için kamu alacağının sorumlu sıfatıyla kendisinden tahsil edileceğinin temsilciye duyurulmasından önce borcun tüzel kişiye usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesi, uyuşmazlık yaratılmak suretiyle ya da uyuşmazlık yaratılmaksızın kesinleşmiş bulunmasına rağmen vadesinde ödenmemiş olması, bu nedenlerle tüzel kişinin 6183 sayılı Kanun'un 54, 55 ve müteakip maddeleri uyarınca takip edilmesi ve bütün bunlara rağmen kamu alacağının tüzel kişinin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilememiş olmalıdır....
İİK'nun 89. maddesi uyarınca gönderilen haciz ihbarnamesine karşı üçüncü kişi bankanın, borçluya ait mevduat hesabı üzerinde rehin hakkının olduğunu ileri sürmesi, itiraz niteliğinde olup, alacaklı İİK'nun 89/4. maddesi uyarınca üçüncü kişinin cevabının aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü kişinin İİK'nun 338/1. maddesi hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. (HGK'nun 28.3.2012 tarih ve 2011/12-849-242 sayılı kararı). Üçüncü kişinin haciz müzekkeresine karşı mevduat hesabı üzerinde rehin hakkı bulunduğunu ileri sürmesi ise, İİK'nun 96/1 uyarınca istihkak iddiası niteliğinde olup, icra müdürünün istihkak prosedürünü düzenleyen İİK'nun 96-97 maddelerinde yazılı kurallara göre işlem yapması gerekir....
Mahkemece toplanan delillere göre: “trafik kaydına 22.10.2009’da haciz konulan araçların üçüncü kişi tarafından noterde yapılan sözleşme ile 11.03.209’da satın alındığı, mülkiyetin hacizden önce davacıya geçtiği, araçların borçlu adına kayıtlı olması nedeni ile alacaklı tarafın davanın açılmasında kusurunun bulunmadığı “ gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı alacaklı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir. İstihkak davalarında, İİK’nun 97/11. maddesi hükmünce, genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulü uygulanır....
Kayden ve hukuken aracın 3/4 maliki şikayet eden olduğu halde aracın tamamının haczedilmesi yasaya aykırı olduğundan" bahsedilerek davacının şikayet davasının kabulüne, hisse üzerine konan haczin kaldırılmasına karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 33. maddesi uyarınca Türk Hukuku'nu re'sen uygulamakla yükümlü olan hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Bu ilke ışığında, dava dilekçesi içerisindeki anlatımdan ve talep sonucundan uyuşmazlığın, üçüncü kişinin İİK'nun 96 ve devamı maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına dayalı olarak ileri sürdüğü istihkak iddiasına ilişkin olduğunun kabulü gerekir....
Olayda, dava konusu edilen hususun; 6183 sayılı Kanun'a göre tesis edilen haciz işleminin unsurlarındaki bir hukuka aykırılık iddiası olmayıp, davacının edindiği taşınmaz malın tapu kaydında yer alan sınırlamanın kaldırılması isteğine, dolayısıyla mülkiyet hakkının muhafazasına yönelik olduğu, hacze konu borcun borçlusunun dava dışı Hamit Karaca, alacaklısının ise Vergi Dairesi Müdürlüğü olduğu, davacının uyuşmazlık konusu taşınmazın mülkiyetini tapu iptali ve tescil davası ile kazandığı, anılan ilamda taşınmazın üzerindeki hacizlere ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı, önceki malikin vergi borcu nedeniyle tapu kaydına konulmuş olan haciz şerhlerinin, taşınmazın yeni maliki olan davacıya karşı etkisinin ve haczin kaldırılması konusunun değerlendirilmesine ilişkin olduğu anlaşıldığından, davaya konu taşınmaz mülkiyeti ile ilgili uyuşmazlığı çözmekle görevli olan yargı kolunun adli yargı mahkemeleri olduğu açıktır....
Olayda, dava konusu edilen hususun; 6183 sayılı Kanun'a göre tesis edilen haciz işleminin unsurlarındaki bir hukuka aykırılık iddiası olmayıp, davacının edindiği taşınmaz malın tapu kaydında yer alan sınırlamanın kaldırılması isteğine, dolayısıyla mülkiyet hakkının muhafazasına yönelik olduğu, hacze konu borcun borçlusunun dava dışı …, alacaklısının ise Vergi Dairesi Müdürlüğü olduğu, davacının uyuşmazlık konusu taşınmazın mülkiyetini tapu iptali ve tescil davası ile kazandığı, anılan ilamda taşınmazın üzerindeki hacizlere ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı, önceki malikin vergi borcu nedeniyle tapu kaydına konulmuş olan haciz şerhlerinin, taşınmazın yeni maliki olan davacıya karşı etkisinin ve haczin kaldırılması konusunun değerlendirilmesine ilişkin olduğu anlaşıldığından, davaya konu taşınmaz mülkiyeti ile ilgili uyuşmazlığı çözmekle görevli olan yargı kolunun adli yargı mahkemeleri olduğu açıktır....
Olayda, dava konusu edilen hususun; 6183 sayılı Kanun'a göre tesis edilen haciz işleminin unsurlarındaki bir hukuka aykırılık iddiası olmayıp, davacının edindiği taşınmaz malın tapu kaydında yer alan sınırlamanın kaldırılması isteğine, dolayısıyla mülkiyet hakkının muhafazasına yönelik olduğu, hacze konu borcun borçlusunun dava dışı Hamit Karaca, alacaklısının ise Vergi Dairesi Müdürlüğü olduğu, davacının uyuşmazlık konusu taşınmazın mülkiyetini tapu iptali ve tescil davası ile kazandığı, anılan ilamda taşınmazın üzerindeki hacizlere ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı, önceki malikin vergi borcu nedeniyle tapu kaydına konulmuş olan haciz şerhlerinin, taşınmazın yeni maliki olan davacıya karşı etkisinin ve haczin kaldırılması konusunun değerlendirilmesine ilişkin olduğu anlaşıldığından, davaya konu taşınmaz mülkiyeti ile ilgili uyuşmazlığı çözmekle görevli olan yargı kolunun adli yargı mahkemeleri olduğu açıktır....


