Bu maddede her ne kadar "dava" değil,"itiraz" dan ve "itiraz komisyonu" ndan söz edilmekte ise de, 2576 sayılı yasanın "Değiştirilen deyimler" başlığını taşıyan 13.maddesinde, vergi mahkemelerinin göreve başlaması ile birlikte bu mahkemelerin görev alanına giren konularla ilgili olarak diğer kanunlarda yer alan "itiraz komisyonu" deyiminin "vergi mahkemesi", "itiraz" deyiminin de "vergi mahkemesinde dava açılması" anlamına geleceği belirtildiğinden, 6183 sayılı Yasanın 58.maddesinde yazılı yedi günlük itiraz süresinin özel dava açma süresine dönüştüğünü kabul etmek zorunludur. Başka bir deyişle, kendilerine ödeme emri tebliğ edilen kişilerin 20 Temmuz 1982 tarihinden itibaren 6183 sayılı Yasanın anılan maddesinde açıklanan koşullarla, 7 gün içinde yetkili Vergi Mahkemesinde dava açması gerekmektedir. Bu nedenlerle, temyiz isteğinin reddi ile, temyizi istenilen Vergi Mahkemesi kararının onanmasına karar verildi....
Ödeme emri tebliği üzerine davalı kiracı şirket temsilcisi süresi içinde vermiş olduğu itiraz dilekçesinde, ödeme emrine konu borç miktarının ödeme emrinde beyan edildiği miktarda olmadığını, borcun dayanaklarının alacaklıdan istenmesini, çıkacak meblağı ödemeyi kabul ettiğini bildirerek takibe itiraz etmiştir. İİK’nun 62/4.maddesine göre; borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi lazımdır. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır. Somut olayda davalı borçlu itirazında borca kısmen itiraz etmiş ise de, itiraz ettiği kısmın cihet ve miktarını bildirmediği görülmektedir. Bu itibarla geçerli bir itirazdan söz edilemeyeceğinden takibin kesinleştiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır....
İdare Mahkemesinin kesinleşen kararı ile itiraz komisyonunun 14.08.2009 tarih ve 143 sayılı red kararının (başka bir idari para cezasına ilişkin komisyon kararı) iptaline karar verildiği, oysa dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezasına itirazın reddine dair 05.10.2009 tarih ve 174 sayılı komisyon kararına karşı, yukarıda belirtilen şekilde dava açılıp açılmadığı, mahkemece irdelenmemiştir. O halde mahkemece öncelikle, söz konusu ödeme emrinin kesinleşip kesinleşmediği irdelenmeli, bu bağlamda, itirazın reddine ilişkin davaya konu 05.10.2009 tarih ve 174 sayılı komisyon kararına karşı idare mahkemesinde, süresinde dava açılıp açılmadığı araştırılmalı, kesinleşme söz konusu ise artık iş mahkemesinde menfi tespit ve itiraz davası açılamayacağı hususları gözden uzak tutulmamalı, ödeme emri iptali yönünden ise 6183 sayılı Yasanın 58. maddesinde sınırlı olarak sayılmış nedenlere dayalı olarak inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmelidir....
Somut olayda; davacı şirket, faturaya dayalı olarak, davalı şirket aleyhine19.08.2013 tarihinde ilamsız icra takibi başlatmış, ödeme emri davalı şirkete 01.10.2013 tarihinde tebliğ edilmiş, borçlu (davalı) şirket vekili 02.10.2013 tarihli itiraz dilekçesiyle borca ve faize itiraz etmiş, aynı gün icra hukuk mahkemesinde, dayanak belgelerin ödeme emrine eklenmediği gerekçesiyle ödeme emrinin iptali için dava açmış, bu sırada alacaklı vekili 21.10.2013 tarihinde temyize konu itirazın iptali davasını açmış, itirazın iptali davasının yargılaması devam ederken, icra mahkemesince 26.12.2013 tarihli ilamla, ödeme emriyle birlikte dayanak belge örneklerinin borçluya gönderilmediğinden bahisle, ödeme emrinin iptaline karar verilmiş, ödeme emrinin iptaline karar verilmesi nedeniyle huzurdaki itirazın iptali davası da reddedilmiştir. İtirazın iptali davasının görülebilmesi için usulüne uygun açılmış bir icra takibinin bulunması gerekir....
Anlaşılacağı üzere, "menfi tespit" niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının hak düşürücü nitelikte olan yedi günlük süre içerisinde açılması zorunludur. Görüldüğü gibi; “menfi tespit” niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunlu olduğu gibi, kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun itirazları da üç nedenle sınırlandırılmıştır. Kanun koyucu tarafından, tahsil edilmesi istenen alacak, kamusal nitelikte imtiyazlı olduğundan sürüncemede kalması önlenerek, hızla tahsilinin sağlanması istenmiş, bu nedenle kamu alacağına ilişkin takip kesinleştikten sonra, yeni ve ayrı bir menfi tespit davası açılması yönünde herhangi bir hüküm öngörülmemiştir....
Mahkemenin uyma kararı verdiği Dairemizin bozma kararında değinildiği üzere; 6183 sayılı Kanunun “Ödeme emri” başlıklı 55. maddesinin ilk fıkrasında; kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “Ödeme emrine itiraz” başlığını taşıyan 58. maddesinin birinci fıkrasında; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabileceği belirtilmiştir. Görüldüğü gibi; “menfi tespit” niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunlu olduğu gibi, kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun itirazları da üç nedenle sınırlandırılmıştır....
Görüldüğü gibi; “menfi tespit” niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunlu olduğu gibi, kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun itirazları da üç nedenle sınırlandırılmıştır. Kanun koyucu tarafından, tahsil edilmesi istenen alacak, kamusal nitelikte imtiyazlı olduğundan sürüncemede kalması önlenerek, hızla tahsilinin sağlanması istenmiş, bu nedenle kamu alacağına ilişkin takip kesinleştikten sonra, yeni ve ayrı bir menfi tespit davası açılması yönünde herhangi bir hüküm öngörülmemiştir....
Görüldüğü gibi; “menfi tespit” niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunlu olduğu gibi, kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun itirazları da üç nedenle sınırlandırılmıştır. Kanun koyucu tarafından, tahsil edilmesi istenen alacak, kamusal nitelikte imtiyazlı olduğundan sürüncemede kalması önlenerek, hızla tahsilinin sağlanması istenmiş, bu nedenle kamu alacağına ilişkin takip kesinleştikten sonra, yeni ve ayrı bir menfi tespit davası açılması yönünde herhangi bir hüküm öngörülmemiştir....
İ.İ.K’nun 269. maddesinde ödeme emrinin tebliğinden sonra borçlunun itiraz sebeplerini icra dairesine bildirip yasal ödeme süreleri geçtikten sonra alacaklının merciden itirazın kaldırılması ve tahliye isteyebileceği öngörülmüştür. Somut olayda; kiralayan alacaklı tarafından ... 2....
Genel haciz yoluyla takipte, İİK.nun 62. maddesi uyarınca borçlunun 7 günlük sürede itiraz etmesi halinde aynı Kanunun 66. maddesi gereğince takip durur. İİK.nun 8. ve İcra İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 22/2. maddesi gereğince, icra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vaki talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları ilgililer ve icra müdürü veya muavini veya katibi tarafından imzalanır. Buna göre, ödeme emrine itiraz dilekçesinin icra memuruna havale ettirilip icra tutanağına yazdırılmış olması gerekir. Çünkü ödeme emrine itiraz tarihi, itiraz dilekçesindeki tarih olmayıp, bu dilekçenin icra tutanağına geçirildiği tarihtir (HGK.13.5.2009 tarih ve 2009/12-185 E.-2009/182 K)....


