Genel haciz yoluyla takipte, İİK.nun 62. maddesi uyarınca borçlunun 7 günlük sürede itiraz etmesi halinde aynı kanunun 66. maddesi gereğince takip durur. İİK.nun 8. ve İcra İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 22/2. maddesi gereğince, icra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vaki talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları ilgililer ve icra müdürü veya muavini veya katibi tarafından imzalanır. Buna göre ödeme emrine itiraz dilekçesinin icra memuruna havale ettirilip icra tutanağına yazdırılmış olması gerekir. Çünkü ödeme emrine itiraz tarihi, itiraz dilekçesindeki tarih olmayıp, bu dilekçenin icra tutanağına geçirildiği tarihtir (HGK.13.5.2009 tarih ve 2009/12-185 E.-2009/182 K)....
İcra takip dosyasının incelenmesinde borçluya ödeme emrinin 17.06.2015 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 25.06.2015 tarihinde İİK'nun 62.maddesinde öngörülen yasal süreden sonra icra müdürlüğüne verdiği dilekçe ile borca itiraz ettiği, aynı vekilin 09.07.2015 tarihinde ise icra mahkemesine yaptığı başvuruda hem ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürdüğü hem de müvekkilinin mazeretini beyanla gecikmiş itirazda bulunduğu görülmüştür. Borçlunun dilekçesinde; gecikmiş itirazdan söz etmesi HMK'nun 33. maddesi gereğince, hukuki tavsifin hakime ait olması nedeniyle sonuca etkili olmayıp, başvuru bu haliyle 7201 sayılı Kanunun 32.maddesine dayalı tebligat usulsüzlüğü şikayetidir (HGK. 5.6.1991-1991/12-258 E-344 K.). Ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğü iddiası İİK'nun 16.maddesi kapsamında şikayet olup, aynı maddenin 1.fıkrası uyarınca öğrenme tarihinden itibaren yedi günlük sürede icra mahkemesine yapılmalıdır....
Dosya kapsamından ödeme emrinin borçlu davalı Bakanlığa 14.09.2012 tarihinde tebliğ edildiği, Hazine vekili Av.....tarafından verilen 20.09.2010 günlü dilekçe ile hakkında takip yapılan tüm kamu kurumları adına borca itiraz edilerek durdurulmasının istendiği, bu dilekçenin İcra Müdür Yardımcısı.....rafından 22.09.2010 tarihinde havale edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece icra dairesine yazılan yazıya verilen 13.02.2012 ve 20.03.2012 günlü cevabi yazılarda da icra takibine tüm borçlular tarafından süresi içinde itiraz edildiği bildirilmiştir. İcra müdürlüğünce takibe tüm borçlular tarafından süresi içinde itiraz edildiği kabul edilerek takip durdurulduğuna göre açılan itirazın iptâli davasının esasının incelenmesi gerekirken ödeme emrine usulüne uygun şekilde itiraz edilmediğinden bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmamış, kararın açıklanan nedenlerle taraflar yararına bozulması gerekmiştir....
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40 ıncı ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18 inci maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede, 1. Davacı vekili tarafından sunulan 24.01.2022 tarihli ıslah dilekçesi ve harç makbuzu ile bu dilekçesinin davalı tarafa tebliğine ilişkin belgelerin, 2. Davalı ... nezdinde açılan (ibraname ile sonuçlanan ve 11.665,43 TL ödeme yapıldığı ifade edilen) hasar dosyasının (poliçe, hasar dosyası kapsamında alınan raporlar, davacı tarafından sunulan raporlar ve belgeler, ödemenin neye ilişkin olduğu ile ödeme dekontları, ibraname ve ödeme belgelerinin) dava dosyası içerisinde ve UYAP ile oluşturulan elektronik ortamda bulunmadığı belirlenmiştir....
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlular hakkında kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatmış olduğu icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine davalı borçluların yasal süresinde itiraz etmesi üzerine davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur....
-KARAR- Davacı vekili, davalının kooperatif üyesi olduğunu, aidat ödeme yükümlülüğü bulunduğunu, hakkında başlatılan takibe itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının takibe kısmi itirazda bulunduğunu, yanlızca benim bu kadar borcum yoktur ibaresini kullandığını, kısmi itirazda, itiraz edilen miktarın ayrıca ve açıkça belirtilmesi gerektiğini, belirtilmez ise itirazın geçerli olmayacağını, hiç itiraz etmemiş sayılacağını,hüküm ifade etmeyeceğini, davacının takipte belirtilen miktar tutarınca sorumlu olduğunu, ödeme emrinde belirtilen miktarın aylık ödenecek aidat tutarlarının toplanması suretiyle borç miktarı olarak yansıtıldığını ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir....
KARAR Davacı alacaklı 14.12.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 01.01.2014 – 01.12.2015 tarihleri arasındaki kira alacağı 11.750,00 TL’nin tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 17.12.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 21.12.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, dosya alacaklısına böyle bir borcu bulunmadığını bildirerek dosyadaki asıl alacağa, faize ve diğer tüm giderlere itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Genel haciz yolu ile yapılan ilamsız icra takibinde, borçlu, icra mahkemesine başvurusunda; takip talebi ve ödeme emri içeriğinde borcun sebebinin gösterilmediğini, dolayısıyla bu durumun İİK'nun 58. ve 60. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürerek ödeme emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece; icra müdürlüğüne yapılan itiraz ile takibin durdurulduğu, borçlunun icra mahkemesinde itiraz nedenlerini tekrarlaması ve ödeme emrinin iptalini talep etmesinde hukuki menfaati bulunmadığından bahisle şikayetin reddine karar verildiği görülmüştür....
Somut olayda borçlunun ödeme emri tebligatı olmadan haricen öğrenme üzerine 06.05.2010 tarihinde icra dairesine başvurarak borca itiraz dilekçesi verdiği, bu tarihten sonra 10.11.2010 tarihinde yenileme emrinin, 28.07.2011 tarihinde de iş bu dava açıldıktan sonra ödeme emrinin tebliğ edildiği görülmektedir. Görüldüğü üzere mahkemeye müracaat tarihinden önce borçluya herhangi bir ödeme emri gönderilmediği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, itirazın süresinde olduğu kabul edilerek, itiraz nedenlerinin esası incelenip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 24/01/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Görüldüğü gibi; “menfi tespit” niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunlu olduğu gibi, kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun itirazları da üç nedenle sınırlandırılmıştır. Kanun koyucu tarafından, tahsil edilmesi istenen alacak, kamusal nitelikte imtiyazlı olduğundan sürüncemede kalması önlenerek, hızla tahsilinin sağlanması istenmiş, bu nedenle kamu alacağına ilişkin takip kesinleştikten sonra, yeni ve ayrı bir menfi tespit davası açılması yönünde herhangi bir hüküm öngörülmemiştir....


