Davacı tarafından 23.10.2014 tarihinde başlatılan icra takibinde 120.886-TL kira parasının tahsili talep edilmiş olup bu istek üzerine düzenlenen 13 örnek ödeme emri kiracıya tebliğ edilememiş, bila tebliğ iade olunmuştur. İ.İ.K.'nun 269. maddesinde ödeme emrinin tebliğinden sonra borçlunun itiraz sebeplerini icra dairesine bildirip yasal ödeme süreleri geçtikten sonra alacaklının merciden itirazın kaldırılması ve tahliye isteyebileceği öngörülmüştür. Ödeme emri tebliğ edilmediğinden henüz itiraz hakkı doğmamış olup, anılan maddedeki süreler işlemez. Borçlunun haricen takibi öğrenip, icra dairesine itiraz etmesi, yasanın emredici hükümleri karşısında sonuca etkili değildir. Mahkemece itiraz hakkı doğmadan, itirazın kaldırılması istenemeyeceğinden istemin reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır....
Ödeme emri borçlu kiracıya 05.01.2015 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı borçlu süresinde verdiği dilekçe ile borca itiraz etmiştir. Borçluya tebliğ edilen ihtarlı ödeme emrinde otuz günlük yasal ödeme süresi verilmiştir. Davacı tarafça tahliye istemli dava, İİK'nun 269/1.maddesi uyarınca, yasal 30 günlük süre beklenmeden 22.01.2015 tarihinde açılmıştır. Ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal otuz günlük ödeme süresi beklenmeden tahliye isteminde bulunulamaz....
tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu (iş mahkemesi) nezdinde itirazda bulunabileceği bilgidirilmiştir. 6183 sayılı Yasa hükümleri kamu düzenine ilişkin olup şeklidir. 58. maddede ki Ödeme emrine itiraz süresi olan 7 günlük hakdüşürücü süre öğrenme ile değil ancak ödeme emrinin tebliği ile başlayacağından ödeme emri davacı tarafa 7.12.2005 tarihinde tebliğ edilip dava 13.12.2005 tarihinde 7 günlük hak düşürücü süre içinde açıldığından mahkemece davacının borçlu şirketin hak edişlerinden 10.8.2005 tarihinde kesinti yapılması nedeniyle takibi 10.8.2005 tarihinde öğrendiği 7 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın 13.12.2005 tarihinde açıldığı, gerekçesiyle reddine karar verilmesi isabetsizdir....
KARAR Davacı alacaklı tarafından 19.11.2015 tarihinde haciz ve tahliye istekli olarak başlatılan icra takibi ile 18.01.2012 tarihinden 18.01.2016 tarihine kadarki kira alacağı 12.664,15 TL'nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 24.11.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu süresinde verdiği 30.11.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, takipte istenildiği gibi bir borcu bulunmadığını bildirerek borca, faize ve ferilerine itiraz etmiş, icra müdürlüğünce itiraz süresinde olduğundan takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde, davalı borçlu aleyhine ödenmeyen kira borçları nedeniyle takip başlattıklarını, ödeme emrinin tebliğ edildiğini, borçlunun ödeme emrini tebellüğ ettiğini, davalının itirazı ile takibin durduğunu, 30 günlük yasal süre içerisinde kira borcunu ödemediğini ileri sürerek, davalının temerrüt nedeniyle kiralanandan tahliyesi isteminde bulunmuştur....
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre temyiz eden davalı kiracının temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Alacaklı kiralayan, borçlunun itirazı üzerine, yasal 30 günlük ödeme süresi geçtikten sonra borçlunun itiraz dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren hak düşürücü süre olan 6 ay içerisinde icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunabilir. Altı aylık hak düşürücü süre itiraz varsa borçlunun itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğinden itibaren itiraz yoksa 30 günlük ödeme süresinin sona ermesinden itibaren başlar. İtirazın bulunması halinde, itirazın kaldırılması istenmeden tahliye istenemez....
İcra Ceza Mahkemesinin 27/03/2014 tarihli ve 2014/144 değişik iş sayılı kararının kesin olduğu gözetilmeksizin sanık tarafından yapılan itiraz üzerine karar tesisinde, 2- ......
Mahkemece; davanın kabulü ile, 24.163,00 TL'nin ödeme tarihi olan 15.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan istirdatına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin; 18.06.2014 tarih, 2014/1754 E.; 2014/9858 K. sayılı ilamıyla; bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulduğu ve davacının (borçlunun) ödeme emrine itiraz itiraz dilekçesindeki kısmi kabul beyanının bağlayıcı olduğu nazara alınmadan karar verildiği gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece borçluya yenileme emri tebliğ edilmesinin ona yeni bir itiraz hakkı bahşetmeyeceği kesinleşen takipte tekrar ödeme emrinin tebliğinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle, şikayetin kabulü ile, takibin durdurulmasına ilişkin 22.01.2022 tarihli müdürlük işleminin iptaline karar verilmiş ise de, takip dosyasında borçluya daha önce ödeme emri tebliğ edilmesine rağmen, davacı alacaklı vekilinin uyap sistemi üzerinden 22.12.2021 tarihinde borçlunun talepte belirtilen adresine ödeme tebliğ edilmesi talebinde bulunduğu, talep üzerine borçluya ikinci kez ödeme emri çıkartıldığı, bunun üzerine borçlu tarafın borca itiraz dilekçesini takip dosyasına sunduğu, icra müdürlüğünce genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine süresinde yapılan itiraz nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiği, ödeme emri icra müdürlüğünce talep olmaksızın, kendiliğinden yada sehven değil, alacaklı vekilinin...
Yapılacak iş; öncelikle davacının dava dilekçesini açıklatmak, hangi ödeme emirlerine itiraz ettiğini takip numaralarıyla belirlemek, sonrasında dava edilen tüm ödeme emirlerini asıl veya aslı gibi suretlerini ön ve arka yüzleri de okunacak şekilde dayanak belgeleriyle birlikte Kurumdan istemek, davaya konu ödeme emirlerinin tebliğ belgelerinin asıl veya aslı gibi suretlerini davalı Kurumdan istemek, davanın 6183 s....
Görüldüğü gibi; “menfi tespit” niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunlu olduğu gibi, kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun itirazları da üç nedenle sınırlandırılmıştır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 6183 sayılı Kanunun 58.maddesine göre; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi (7) gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtiraz etmezse borç kesinleşmiş olur. Diğer taraftan 6183 sayılı Kanunun 54. maddesi hükmü uyarınca da süresinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktarda mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi de maddede belirtilen cebren tahsil şekillerinden birisidir....


