WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu düzenlemenin esasen zorunlu aşı düzenlemesi sonuçlarını doğurduğu, Anayasa'nın 17. maddesi ile koruma altına alınan yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını, Anayasa'nın 23. maddesi ile korunan seyahat özgürlüğünü ve Anayasa'nın 27. maddesi ile koruma altına alınan bilim ve sanat hürriyetini ihlal ettiği, Anayasa'nın 13. maddesine göre temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, zorunlu aşı uygulamasına ilişkin düzenlemelerin kanunla yapılması gerektiği, Genelgenin yetki unsuru yönünden de hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir....

Dava konusu genelge incelendiğinde,COVİD-19 salgının toplum sağlığı açısından oluşturduğu riskin azaltılması amacıyla davalı idare tarafından, aşı sürecini tamamlamayan veya hastalığı geçirmemiş kişilerden konser, sinema ve tiyatro gibi kişilerin toplu olarak bulunduğu faaliyetlere katılanlar ile uçak, otobüs, tren gibi ulaşım araçları ile şehirler arası seyahat edenlere il ve ilçe hıfzıssıha kurulları tarafından alınan kararlara dayalı olarak negatif sonuçlu PCR testi ibraz etmesi zorunluluğunun getirildiği, genel yazının zorunlu aşı uygulaması yapılması yönünde herhangi bir karar içermediği anlaşılmaktadır. Dava konusu uyuşmazlık esasen COVİD-19 hastalığın tanı,tedavi ve kontrol altına alınması amacıyla yapılan PCR testinin, kişinin rızası dışında zorunlu olarak kendisine uygulanmasının vücut dokunulmazlığını ve dolayısıyla temel hak ve hürriyetleri ihlal edip etmediğine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 12....

ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, anılan madde ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, adli emanetin 2008/316 sırasında kayıtlı 1 adet sustalı bıçağın 5237 sayılı TCK'nun 54. maddesi uyarınca MÜSADERESİNE, II) Sanık ...'ın hakkında 4733 sayılı Yasaya muhalefet suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemi yönünden yapılan incelemede; Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'nin 17/07/2014 tarihli sağlık kurulu raporuna göre akıl hastası olan sanık ...'a 5271 sayılı CMK'nun 150/2. maddesi gereğince zorunlu müdafii tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kabul ve uygulamaya göre de; 1....

Gereken özeni göstermeyen vekil, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. --------- ve 25311 sayılı Resmi Gazete de yayımlanıp yürürlüğe giren ------- gelmiş olup, Sözleşme'nin ''amaç'' başlıklı 1. maddesinde ''Bu sözleşmenin tarafları tüm insanların haysiyetini ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayırım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına almakla yükümlüdürler", yine 4. maddesinde “...araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir” düzenlemesi mevcuttur. --- yazılı olan veya yazılı olmayan meslek kurallarına uygun müdahaleyi güvence altına almaktadır. Ayrıca, uygulamanın tedavi ya da yaşam kalitesinin yükseltilmesi amacına yönelmesinin zorunlu olduğu belirtilmektedir. Burada kastedilenin tıbbi standartlar olduğu konusunda bir duraksama bulunmamalıdır....

Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere sadece soruşturmada değil, kovuşturma aşamasında da müdafiinin bulunması ve tutukluluk hususunda görüşünün alınması zorunluluğuna işaret edilmiştir. Zira gözlem altına alınma ve tutuklamaya sevk gibi özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanma tehlikesinin doğduğu anda müdafii zorunluluğuna işaret eden kanun koyucu, tehlike gerçekleşip şüpheli veya sanık tutuklandıktan sonra müdafi gerekmez düzenlemesi yaptığı sonucunu çıkaraçak şekilde yorumlanmasının olanağıda yoktur. CMK. 188/1. maddesinde; "Duruşmada, hükme katılacak hakimler ve cumhuriyet savcısı ile zabıt katibinin ve kanunun zorunlu müdafiiliği kabul ettiği hallerde müdafiinin hazır bulanması şarttır." şeklinde duruşmada hazır bulunması gerekenler gösterilirken "zorunlu müdafiiyi" mahkeme heyetinden saymıştır....

Bu hükümlerle tutukluluk yargılamasında sadece soruşturmada değil, kovuşturma aşamasında da müdafiin bulunması ve tutukluluk hususunda görüşünün alınması zorunluluğuna işaret edilmiştir. Zira gözlem altına alınma ve tutuklamaya sevk gibi özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanma tehlikesinin doğduğu anda müdafii zorunluluğuna işaret eden kanun koyucunun, tehlikenin gerçekleşip şüpheli veya sanığın tutuklanmasından sonra müdafiinin gerekmeyeceği düşüncesiyle hareket ettiğinin kabulüne olanak yoktur....

(CMK m. 2/1-c) Müdafiilik ihtiyari veya zorunlu olabilir. 1412 sayılı CMUK, kişisel savunmada kural olarak ihtiyari müdafiilik sistemini benimsemiş, sınırlı bazı hallerde ise kişilerin kendilerini yeterince savunamayacakları ve kamusal bir kurum olan savunmanın zaafa uğrayacağı kabulünden hareketle zorunlu müdafiilik sistemini getirmiştir. 5271 sayılı CMK ise zorunlu müdafiilik sistemini, istisna olmaktan çıkararak adeta kural haline getirecek derecede genişletmiştir (CGK.17.02.2009 t.2008/1-172 E. 2009/26 K.). Şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir. Müdafiiyi kendisi yada kanuni temsilcisi seçebilir. Müdafii seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafii görevlendirilir. Bu haller isteğe bağlı müdafiiliktir. Kanunumuz bazı hallerde ise zorunlu müdafiiliği benimsemiştir. Bu durum Ceza Genel Kurulunun gündemine birçok kez gelmiştir....

Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının kesintisiz biçimde raporlu olduğu sürenin ihbar önelini altı hafta aştığı ve bunun üzerine işverence yasadan ... bildirimsiz fesih hakkını kullanarak iş sözleşmesinin sonlandırıldığı anlaşılmaktadır. Fesih sebebi ve feshin kanuni dayanağı itibari ile fesihten önce yazılı savunma alınma zorunlulğu bulunmadığı gibi personele yazılı fesih bildirimi yapılması da koşul değildir. Davacının iş sözleşmesi haklı sebeple feshedildiğinden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir....

davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin taktirinde yanılgıya düşülerek davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetsizdir.‘’ gerekçesiyle bozulmuş, davacılar vekilinin karar düzeltme istemi, Dairenin 24.09.2020 tarihli ve 2020/1992 E., 2020/4474 K. sayılı kararı ile reddedilmiştir. 3. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 20/05/2021 tarihli ve 2020/168 E., 2021/49 K. sayılı kararıyla; Osmaniye Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2005/1054 Esas sayılı vesayet davasında mirasbırakan ile yapılan görüşme sonucu alınan 31.07.2006 tarihli sosyal hizmet uzmanı raporuna göre; mirasbırakanın yalnız yaşadığı sırada kızı ... ve çocukları ... ve ......

Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, BK 394/1 maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Somut olayda,dosyada bulunan Adli Tıp Kurumu 3....

UYAP Entegrasyonu