davacı-davalı kadının "09.09.1997 tarihli boşanma kararından sonra 15 yıl süre ile davalı-davacı erkek ile birlikte yaşadıktan sonra boşanma kararını tebliğe çıkartması nedeniyle davalı-davacı erkek ile birlikte yaşamak istemediği, iyi niyetli olmadığı" vakıası kusur olarak yüklenmiştir....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin kadına şiddet uyguladığı, dosya kapsamı itibareyle davalı erkeğin zina eyleminin sabit olduğu, otel kayıtlarının taraflara tebliğ edilmemiş olması nedeniyle, otel kayıtlarına ilişkin müzekkere cevabının dosya arasına alınmış olduğuna dair tespitin tutanağa yazıldığı 01.04.2021 tarihli celsenin zina eyleminin öğrenilme tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle mahkememizce zina nedenine dayalı boşanma talebinin hak düşürücü süre dolmadan yapıldığının değerlendirildiği, boşanmaya neden olan olaylarda tam kusurlu olduğu gerekçesi ile 4721 sayılı Kanun’un 161 inci maddesi gereğince davanın kabulüne, tarafların boşanmalarına, velâyetin anneye verilmesine, çocuk ... yararına aylık 1.000,00 TL, çocuk ... yararına aylık 500,00 TL, karar tarihinden itibaren her bir çocuk yararına ayrı ayrı aylık 1.500,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına 1.500,00 TL tedbir...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkeğin; kadına fiziksel şiddet uyguladığı, kadının ise SİR'deki ikrar niteliğindeki beyanı ve soybağının reddi davası neticesinde çocuk Miray'ın erkekten olmadığının anlaşılması, sunulan mesaj kayıtlarından kadının devam eden ilişkisinin olduğunun anlaşılmasına göre zina eyleminin devam ettiğinden davanın süresinde açıldığı, bu haliyle tarafların eşit kusurlu oldukları anlaşılmakla asıl davanın kabulüne, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına; karşı davanın kabulüne zina nedeniyle tarafların boşanmalarına, tarafların tazminat taleplerinin reddine, çocuklar Muhammed Talha ve Ardıl'ın velâyetinin babaya verilmesine, anne ile kişisel ilişki tesisine, çocuklar Muhammed Talha ve Ardıl yararına tedbir ve iştirak nafakası talebinin reddine, kadın yararına aylık 300,00 TL tedbir ve aylık 400,00 TL yoksulluk nafakasına, kadının ziynet alacağı davasının tefrikine...
Davalı kadına kusur olarak yüklenen maddi vakıalar incelendiğinde, her ne kadar tanık anlatımları, CD, fotoğraf, bilirkişi raporu ile bu kusurlar ispatlanmış ise de, davacı tarafından dosyaya sunulan 12.08.2015 tarihli dilekçeyle "eşi ile barıştığını, eşini sevdiğini, eşinden boşanmak istemediğini, boşanma davasından vazgeçtiğini", yargılama sırasında alınan ifadesinde "boşanma davasından vazgeçtiğini, evliliğini devam ettirmek istediğini" beyan ettiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından sunulan bu dilekçe ve davacının yargılama sırasında alınan beyanı feragat mahiyetinde olup, mahkemece erkeğin davasının feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dinlenen tanık beyanları, dosyadaki belgeler, davacının yazdığı günlük kayıtlarına göre; davacı kadının 18.06.2016 tarihinde davalı eşinin başka bir kadınla olan ilişkisini bildiği, buna rağmen evliliğini devam ettirdiği, davalıyla birlikte daha sonra tatile gittikleri, 16.10.2018 tarihinde evden ayrıldığı, dosyada davalı erkeğin 05.10.2017 tarihli başka bir kadınla resimlerinin olduğu, bu tarihten sonra davalının kadınla ilişkisinin devam ettiğine dair belge, beyan ve delil olmadığı, davacı kadının 4721 sayılı Kanun'un 161. maddesine göre zina sebebini öğrenmesinden itibaren 6 ay içinde zina nedeniyle dava açmadığı, bu sebeple dava hakkı düştüğü, mahkemenin zina nedeniyle açılan davanın reddine karar vermesinde usul ve aykırı bir durum bulunmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesine dayalı davanın kabulünde ve kusur belirlemesinde isabetsizlik olmadığı belirtilerek davacı kadının manevî tazminat...
olarak bu şekilde davrandığı, bu kusurun kadına yüklenmesinin isabetsiz olduğu, belirlenen kusurlu vakıalara göre yine erkeğın ağır kusurlu olduğu, kadının zina sebebiyle boşanma davasının kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu, herhangi bir geliri ve malvarlığı bulunmayan, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği anlaşılan ve boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusurlu olmayan kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince bu hususta talep edilmemiş sayılmasına karar verilmesi yerinde olmadığı, kadın vekilinin 15.06.2022 tarihli celsedeki talebi birlikte değerlendirildiğinde kadın lehine aylık 400,00 TL yoksulluk nafakası ödenmesine karar verilmesi gerektiği, sair hususlarda herhangi bir isabetsizlik olmadığı, buna göre kadının kusur tespiti ile yoksulluk nafakasına yönelik istinaf başvurusu ile erkeğin kusur tespiti ve asıl davada kabul edilen 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesine dayalı boşanma davasına yönelik istinaf başvurularının kabulüne...
Dairemizin 10.11.2021 tarihli ve 2021/4568 Esas, 2021/8420 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince davalı-karşı davacı kadın vekiline, talebi olmasına rağmen, tahkikatin tümü hakkında açıklama yapmasına imkan tanınmadan sözlü yargılamaya geçilmesinin hukuka aykırı olduğu, bu ihlal karşısında tahkikatin sona ermiş olmasından bahsedilemeyeceği, davalı-karşı davacı kadın vekilinin 01.03.2021 tarihli ıslah dilekçesinin süresinde olduğunun kabulünün gerektiği, mahkemece davalı-karşı davacı kadın vekilinin ıslah dilekçesindeki terditli boşanma talebi göz önünde bulundurularak öncelikle 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesinde düzenlenen zina hukuki nedenine dayalı boşanma talebi hakkında, olmadığı takdirde 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma talebi hakkında karar verilmesi gerektiğinden bahisle sair temyiz itirazları incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesi'nin esastan ret kararının ortadan kaldırılmasına...
Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/1289 Esas, 2021/1383 Karar sayılı ilamı ile kadının vesayet altına alınmasının gerekmediğine karar verildiği, bu nedenle davalı-davacı kadının dava ehliyetinin bulunduğunun anlaşıldığı; asıl ve karşı boşanma davaları yönünden dosyada mevcut tüm delillerin değerlendirilmesi neticesinde; erkeğin; kadına fiziksel şiddet uyguladığı, kıskançlık nedeniyle kadının işten ayrılmasıını istediği, kadına hakaret ettiği; kadının ise evlendikten sonra “Evlilik bana göre değilmiş” dediği, erkeğe karşı soğuk davrandığı ve erkeğe “Senden tiksiniyorum” şeklinde sözler söylediği; kadının birleşen zina sebebine dayalı davası yönünden; dava dilekçesine ekli sosyal medya sitesinde yapılan düğün fotoğrafı paylaşımlarına göre erkeğin başka bir kadınla düğün yapmış olması, bu evlilikten çocuğunun bulunması ve tanıkların da bu durumu doğrulaması nedeniyle erkeğin zina fiilini işlediği belirtilerek; boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır kusurlu, kadının az kusurlu olduğu gerekçesiyle...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; tüm dosya kapsamı ve dinlenen davacı-davalı kadın tanıklarının beyanı ile davalı-davacı erkeğin başka bir kadınla ilişkisini olduğu yine özellikle de erkeğin birlikte yaşadığı iddia edilen dinlenen davalı-davacı tanığı ... nın beyanı ile davalı-davacının çocuğunun babası olduğunu beyan ettiği, ilk olarak davacı-davalının, davalı-davacı erkeği evden attığını sonra tarafların barıştıklarını, eşine döneceğini düşündüğünü ancak davalı-davacının eşinin elinden herşeyini aldığını bu sebeple eşine dönmeyeceğini beyan ettiğini ve çocuklarını da davalı- davacıyı baba olarak kabul ettiklerini ve bir de çocukları olduğunu beyan ettiği, davalı-davacı kocanın zina eylemi sebebiyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve evliliğin devamında korunması gereken bir fayda kalmadığı, bu nedenle davacı-davalı kadının zina nedenine dayalı boşanma davasının kabulüne, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına...
Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı tarafından açılan davanın reddine, davalının davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne kararın tamamının kaldırılmasına yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Gönderme kararı sonrasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, süresi içinde açılmayan karşı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen zina nedenine dayalı boşanma ve karşı boşanma davalarının kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir....


