WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı erkeğin zina eylemine ilişkin vicdani kanıya ve zina eyleminin unsurlarına ulaşılıp, ispatı yapılamadığı, ezcümle Karşıyaka sahilde 29 Ekim tarihinde tanıklardan Hasibe'nin yeminli ifadesine göre bir bankta birlikte otururken gördüğü kadınla davalının ilişkisini inandırıcı ve makul gerekçelerle izah edemediği, bu hali ile eylemin güven sarsıcı davranış olarak nitelendirilmesi gerektiği, ayrıca birlik görevlerini ihmal eden, sürekli yakın çevreden borç istemek ve ödememek yoluyla eşini toplum içinde küçük düşüren davalının bu davranışlarının, davacı yönünden evlilik birliğinin katlanılması davacıdan beklenilemeyecek derecede temelinden sarsılmasına neden olduğu; davanın bu hali ile kabulü ile tarafların boşanmalarına, zina nedeniyle boşanma talebi ile açılan dava kanıtlanamadığından bu talebin reddine karar verildiği, evlilik birliğinden olma küçük ...'...

Davalı ile davacının eşi arasındaki duygusal ve cinsel ilişki, davacı yönünden Türk Medeni Kanunu'nda boşanma nedeni olarak kabul edilen "zina" fiilini oluşturur. Bu durumda davacı, Türk Medeni Kanunu'nun 185. maddesinde düzenlenen eşler arasındaki "birlikte yaşamak ve sadık kalmak" yükümlülüklerine aykırı davrandığından bahisle zina yapan kendi eşi hakkında Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesine dayanarak "zina" nedeniyle boşanma davası açabilir ve aynı yasanın 174/2 maddesine göre de manevi tazminat isteyebilir....

beyan ettiğini, yeminli olarak yaptığı tanıklığı sırasında davalı ile cinsel birliktelik yaşadığını açıkladığını, evlilik birliği devam ederken davalı kadın ile Y.A. arasında cinsel birliktelik yaşandığının kanıtlandığını, erkeğin bu durumu 19.09.2018 tarihinde duruşmada öğrendiğini belirterek öncelikle zina nedeniyle boşanma karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise genel boşanma nedeniyle boşanmaya karar verilmesini talep ederek davasını ıslah etmiştir. 3....

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kadın tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine, erkek tarafından ise birleşen dava ile zina hukuki sebebine dayalı olarak açılan boşanma davalarında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, kadının zina eylemini gerçekleştirip gerçekleştirmediği ile buna bağlı olarak erkeğin zina hukuki nedenine dayalı birleşen boşanma davası hakkında ret kararı verilmesine ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediği, kadın yararına tazminat ve nafaka verilmesine ilişkin koşulların oluşup oluşmadığı, oluştu ise bunların miktarlarının hakkaniyete uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2....

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ispatlanamadığından erkeğin zina nedeniyle boşanma talebinin reddine, bir kısım tanıkların geçimsizliğe tanık olmadıkları, bir kısım tanık beyanlarının davacıdan duyumdan ibaret olduğu, bir an için tanıkların beyanlarına itibar edilecek olsa dahi davacının babasının, davacının yaşananlardan sonra davalı ile barışıp Almanya'da birlikte yaşamaya devam ettiklerini beyan ettiği ve sonrasında tekrar ayrılmalarına ve davacının davalı kadını Almanya'dan Türkiye'ye getirip ailesinin yanına bırakmasına kadar geçen süre içerisinde gerçekleşen olaylara tanık olmadığı, bunun yanında bu süreçle ilgili görgüye dayalı itibar edilebilir başkaca tanık beyanının da söz konusu olmadığı, bu haliyle affedilen olaylardan dolayı da kadına kusur izafe edilemiyeceğinden ve dosya kapsamından da tarafların barıştıktan sonra tekrar ayrılmalarına kadar geçen süre içerisinde yaşananlara ilişkin bir delilin gösterilemediği...

Davacı-karşı davalı vekili 31.05.2016 tarihli ıslah dilekçesinde; yargılama aşamasında kadının sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını, ... isimli bir erkek ile birlikte olduğunu, bu erkeği ortak çocuk ile yaşadıkları eve aldığını, 04.12.2015 tarihinde ortak çocuğu görmek maksadıyla eve gittiği bir anda kadını belirtilen erkekle yatak odasında yakaladığını, bu nedenle davayı “zina nedeniyleboşanma davası olarak ıslah ettiklerini ileri sürerek tarafların zina nedeniyle boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: 7. ......

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından kendi davasında TMK md. 161 uyarınca zina nedeniyle boşanma kararı verilmemesi, erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi ve yararına hükmedilen tazminatların miktarı yönünden, davalı-karşı davacı erkek tarafından ise; kusur belirlemesi ve kadın yararına hükmedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Davalı-karşı davacı erkeğin "Kusur belirlemesine" yönelik temyiz dilekçesinin incelenmesinde; İlk derece mahkemesince bu yöne ilişkin olarak verilen hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından istinaf edilmeyerek kesinleşmiştir....

Temyiz Sebepleri 1.Davacı kadın vekili; müvekkilinin istinaf başvurusunun kısmen esastan reddinin hatalı olduğunu, erkeğin istinaf başvurusunun kısmen kabul edilmesinin hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince boşanma sebebinin değiştirilmesine ve müvekkili lehine yoksulluk nafakasına hükmolunmasına rağmen kararda diğer hükümlere yer verilmediğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 297 inci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla müvekkili lehine vekâlet ücreti belirlenmediğini, ön inceleme tutanağının karar kısmında zina sebebiyle boşanma talep edildiği hususunun yazılmamasının maddî hatadan kaynaklandığını, ön inceleme duruşmasında dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesini tekrarladıklarını beyan ettiklerini, davanın öncelikle 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesine dayalı olarak zina nedeniyle boşanma davası aksi takdirde 166 ıncı maddesine dayalı olarak evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma...

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı kadının, eşinin zina eyleminden 12.02.2017 tarihinden itibaren haberdar olduğu, dava tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, davalı erkeğin, sözlü, fiziki ve ekonomik şiddeti nedeniyle taraflar arasında geçimsizliğin bulunduğu ve evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının anlaşıldığı gerekçesi ile birleştirilen davanın kabulüne, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velayetinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki kurulmasına, çocuklar lehine ayrı ayrı aylık 200,00 TL tebdir, 250,00 TL iştirak nafakasına, davacı kadın lehine aylık 750,00 TL tebdir, 1.000,00 TL yoksulluk nafakası ile 20.000,00 TL maddî ve 20.000,00 TL manevî tazminata, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, davacı kadının zina nedeniyle boşanma davasının hak dürürücü süre yönünden usulden...

erkeğin, kadına nazaran ağır kusurlu olduğu, bu durumda, zina nedeniyle boşanma sebebinin oluştuğunun ve taraflar yönünden evliliğin çekilmez hal aldığının kabulü gerekeceği, tüm dosya kapsamı ile tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasında müşterek hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabit olduğu, olayların akışı karşısında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine ve de evlilik birliğinin devamında taraflar ve toplum için bir fayda kalmadığı anlaşıldığına göre, 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi gereğince kadının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verildiği, yoksulluk nafakası talebi yönünden yapılan değerlendirmede, dosya arasında bulunan tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile ilgili yapılan araştırma yazıları, tarafların yaşı, ihtiyaçları birlikte değerlendirilerek, kadının halen bir kamu kurumunda çalışıyor oluşu ve hakkaniyet ilkesi...

UYAP Entegrasyonu