Köyü çalışma alanında bulunan ... mevkii 105 ada 282 parsel sayılı taşınmaz, Hüseyin Hilmi oğlu ...'ın ceddinden intikalen ve taksimen geldiği, 20 yılı aşkın bir zamandan beri nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla zilyet ve tasarrufunda bulunduğu, taşınmaz üzerine 1998 yılında bir adet betonarme temel inşaa ettiği ve 1994 yılında zeytin fidanları dikerek zeytin bahçesi haline getirdiği belirtilerek, zeytin bahçesi vasfıyla davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, taşınmazın taşlık ve çalılık niteliğinde, tarıma elverişli alanlardan olmadığını, dolayısıyla zilyetlik yoluyla kazanılamayacağını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4....
Mevkii 264 ada 1 parsel sayılı 21.508,75 m2 yüzölçümlü tek katlı kargir ev fındık bahçesi ve tarla vasfındaki taşınmaz, senetsizden vergi kaydı bulunmamakla Halis oğlu ...’ın ceddinden intikalen ve taksimen geldiği ve 20 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla zilyet iken 1995 yılında tek katlı kargir ev inşa ettiği ve halen zilyetliğinde olduğu, taşınmazın ortamalı veya Hazineye intikali gereken yerlerden olmadığı, çalışma alanı içerisinde 5304 sayılı Kanun gereği yapılan orman kadastro çalışmaları neticesinde orman sınırları dışında bırakıldığı 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde belirtilen 40/100 dönüm sınırını da aşmadığı belirtilerek 23.10.2009 tarihinde Halis oğlu ... adına; aynı yer 266 ada 9 parsel sayılı 22.156,81 m2 yüzölçümlü iki katlı betonarme ev, ahır ve fındık bahçesi ve tarla vasfındaki taşınmaz ise, senetsizden vergi kaydı bulunmamakla ... oğlu ...’ın ceddinden intikalen ve taksimen geldiği ve 20 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla zilyet iken 1990 yılında iki katlı betonarme...
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre de, davalının dayanağı tapu kaydının dava dışı 102 ada 82 sayılı 2756,72 metrekare yüzölçümlü taşınmaza da revizyon gördüğü, bu taşınmazın davalı adına kesinleştiği ve davalının bu taşınmaz da zilyet olduğu anlaşılmaktadır. Kaydın revizyon gördüğü bu taşınmazın miktarı ve aradaki orman olan taşınmaz bölümünün miktarı dikkate alındığında dava konusu taşınmazı kapsaması mümkün bulunmamaktadır. Davacıların dayandıkları tapu kaydı çekişmeli taşınmaza uymasa dahi davacıların ve davacıların mirasbırakanı ......’un kadastro tespit tarihine kadar eklemeli olarak 20 yıldan fazla süre ile zilyet olduğu ve halen mirasçılarının nizalı taşınmazı kullandıkları açık olduğundan, davacılar yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde yer alan zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; Mahkemece, açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken...” gerekçesiyle bozulmuştur....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25/06/2015 gününde verilen dilekçe ile zilyet olunan taşınmazda elatmanın önlenmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23/06/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _ K A R A R _ Dava, zilyet olunan taşınmaza el atmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir....
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan 21.06.2016 gününde temyiz eden davacı vekili Av.... geldi. Aleyhine temyiz olunan davalılar adına gelen olmadı....
İlgili Hukuk 3.2.1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 maddesinde “Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.” 3.2.2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-b-c maddesinde “B) Kayıt sahibi veya mirasçılarından başkası zilyet bulunuyorsa; b) Zilyet, taşınmaz malı, kayıt malikinden veya mirasçılarından veya mümessillerinden tapu dışı bir yolla iktisap ettiğini, onların beyanı veya herhangi bir belge ile veya bilirkişi veyahut tanık sözleriyle ispat ettiği ve ayrıca en az on yıl müddetle çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla zilyet bulunduğu takdirde zilyet adına, c) (Değişik: 3/5/2012-6302/4 md.)...
ın kullanımında olduğu belirtilen 1728 parsel sayılı taşınmaz, 07.12.2011 ilâ 05.01.2011 tarihleri arasında ilân edilen 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanunla eklenen Ek-4. madde uyarınca yapılan orman sınır noktalarındaki fenni hataların düzeltilmesi ve güncelleme çalışmasında 2746 ve 2747 parsellere ifraz edilmiş, daha sonra 29.03.2011 ilâ 27.04.2011 tarihleri arasında ilân edilen aynı Kanunun 22/2-a maddesince yapılan çalışmada ise 2746 parsel sayılı taşınmaz 326 ada 12, 2747 parsel sayılı taşınmaz ise 326 ada 13 parsel sayısında tesbit görmüştür....
Bu maddelerde düzenlenen davalar ile, zilyet; zilyetliğinin bir hakka [dayandığını ispat külfetine katlanmadan yalnızca zilyetliğini öne sürerek, sulh mahkemelerinde dava açar ve bu mahkemelerde uygulanan basit yargılama usulünün sağladığı kolaylıklardan yararlanır. Zilyet, zilyetliğinin arkasında bulunan nesnel veya kişisel bir hakka dayandığında ise dava, bir hak davası niteliğini kazanır; o takdirde mahkemenin görevi, yalnız zilyetliğin korunması davasından farklı olarak, dava olunan şeyin değerine göre belirlenir. Diğer taraftan, Hazine'ye ait taşınmaz mal üzerine, izinsiz olarak, hafif yapı niteliğinde olmayan yapı kuran zilyetlerin, arsa maliki Hazine'den başka kişiler aleyhine açtıkları davalar, arkasında barındırdığı bir hakka dayanmakla, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 8/II-3. madde ve fıkrasında yazılı zilyetliğin korunması davası olmayıp, temelinde bir hak davasıdır....
DAVA Davacılar vekili; davacıların ...ili, ... ilçesi, ...köyünde kain 121 ada 24 ve 25 parsel sayılı taşınmazların uzun süreden beri malik sıfatıyla zilyedi olduklarını, taşınmaz üzerindeki evin davacıların mirasbırakanı olan ...'ya ait olduğu yönünde tapunun beyanlar hanesinde şerh bulunduğunu, ancak kadastro çalışmalarında taşınmazların hatalı olarak Hazine adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına miras payları oranında tescil edilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine temsilcisi; davanın reddini savunmuştur. Davalı ... Eğitim Bakanlığı vekili; davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.10.2021 tarihli ve 2015/375 Esas, 2021/462 Karar sayılı kararıyla; 20 yılı aşkın süredir zilyet olan davacıların malik değil icarcı sıfatıyla zilyet olduğu, bu kapsamda ......
ten taşınmaz üzerinde bulunan eski evi satın aldığını,satın aldığı tarihten bu güne taşınmaz üzerinde bulunan eski evi ...ailesinin kullandığını, hayvan toplanma yerini ise kimsenin kullanmadığına" dair beyanı, davalı tanıkları ... ve ...( in beyanları ile 25.06.2018 tarihli keşifte dinlenilen yerel bilirkişi İdris ve ...' ın beyanları birlikte gözetildiğinde, çekişmeli taşınmaz üzerinde kayıt malikinin ölüm tarihinden sonra ancak tespit tarihinden 20 yılın çok üzerinde olacak zaman öncesinde davacı ve murisi bakımından üçüncü şahıs konumunda bulunan davalıların murisinin zilyet olduğunun anlaşıldığı, bu halde davacının tutunduğu Haziran 1321 tarih ve 42 sayılı tapu kaydının intikal görmemesi, tapu kayıt malikleri ...çocukları ... ... ve ......


