WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Haziran 2026

Hal böyle olunca da mahkemenin değinilen çelişkiyi gidermesi ve taşınmaz malikinin isminin gerçekten yanlış yazıldığı hususunda kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık ve net bir kanaate ulaşılması halinde davanın kabulü yoluna gitmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Karar bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 26.06.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi....

Buna göre, taşınmazdan iyi niyetle yararlanan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu kimseye karşı bu yüzden tazminat ödemek zorunda olmadığı gibi, kaybedilmesinden, yok olmasından ve hasara uğramasından sorumlu değildir. Saptanan bu olgular karşısında, davalı-karşı davacı lehine taşınmaz üzerinde daha önce bulunduğu iddia edilen ağaçların bedeline ilişkin tazminata hükmedilmesi de doğru görülmemiştir....

Hukuk Dairesinin 25.01.2018 tarihli ve 2015/13303 Esas, 2018/156 Karar sayılı kararıyla; uyuşmazlığın çözümünde hava fotoğraflarından yararlanılmadığı, davacının zilyetlik yolu ile iktisap edebileceği taşınmaz miktarı üzerinde durulmadığı, yetersiz ve tek kişilik ziraat bilirkişi raporu ile yetinildiği, komşu parsellere ait tutanak ve dayanakların getirtilmediği ve uygulanmadığı, taşınmaz üzerinde kimin hangi tarihten beri ne sebeple zilyet olduğunun kesin olarak belirlenmediğine değinilerek, komşu olan taşınmazların kadastro tutanakları, varsa tespite dayanak belgeler ve kadastro sonucu oluşan tapu kayıtlarının onaylı örneklerinin, dava konusu taşınmazların tescil tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğraflarının getirtilmesi, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, teknik bilirkişi ve 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulu huzuruyla yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınması, komşu taşınmazların dayanak...

Hal böyle olunca mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 804 parsel sayılı taşınmazın davacılar adına tapuya tesciline, ancak; taşınmaz üzerinde 1946 yılında yapılmış olan binanın davalı Durmuş mirasçıları adına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19. maddesi hükmünce kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesi gerekirken, bu konuda yanlışa düşülerek yazılı biçimde karar verilmesi isabetsiz, davacı tarafın bu nedenlerle yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün ( BOZULMASINA ), SONUÇ : Yargıtay duruşmasında kendilerini vekille temsil ettiren davacı tarafın yararına takdir ve tesbit olunan 150.000.000 lira vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 30.9.2003 gününde oyçokluğu ile karar verildi. KARSI OY YAZISI : 1- İncelenen dosya örnek olarak gönderilen bir dosya olup, bunun dışında halen görülmekte olan bini aşkın dosya olduğu anlaşılmaktadır....

, davacının taşınmaza en az 45 yıldır aralıksız ve çekişmesiz olarak malik sıfatıyla zilyet olduğu, davacı lehine kazanma koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, fen bilirkişileri ... ve ......

DAVA Davacı vekili, hudutlarını dava dilekçesinde belirttiği rızai Taksim Sözleşmesinde ... renkte boyanan, yaklaşık 8.000 m² yüzölçümlü tarım arazisinin davacının zilyetliğinde olduğunu, bu yer üzerinde halen sebze üretimi yapıldığı, dört adet sebze serası ile bu yer ile bağlantılı davacıya ait ev ve müştemilatı bulunduğunu, ev ile seraların bulunduğu alan arasında yol şeklinde görünen bağlantının umuma açık yol olmayıp sadece davacının kendi seralarına gitmek için kullandığı bir bağlantı alanı olduğunu, davacının dedesi ile babası zamanından beri bu yere aynı amaçlı zilyet edildiğini, davacının babasının da 2003 yılında ölmesi ile kendisinin zilyetliği devam ettirdiğini, yani dedesi ile babasının eklemeli zilyetliğini sürdüregeldiğini, davacının dedesinin zamanında daha geniş alanı kapsayacak şekilde zilyet edinildiğini, aynı babadan gelen akrabaların bu geniş araziyi Rızai Taksim Sözleşmesi uyarınca aralarında bölüştüklerini ve her bir zilyetin kendisine fiilen tahsis olunan yerleri...

Mahkemece dava konusu taşınmaz bölümleri başında yapılan keşif sonucu dosyaya ibraz edilen 05.10.2015 havale tarihli üç kişilik ziraatçi bilirkişi heyeti raporuna ekli taşınmazlara ait fotoğraflardan çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetliğin bulunmadığı görülmüş, yine 31.12.2015 tarihli iki kişilik jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporunda da 1973, 1974, 1982 ve 1984 tarihli hava fotoğrafları üzerinde yapılan incelemede ise taşınmaz bölümlerinin zemin kullanım durumları ve sınırlarında gözle görülen herhangi bir değişikliğin bulunmadığı belirtilmiştir. Bu haliyle taşınmaz bölümlerinin ham toprak niteliğinden farklı bir nitelikte bulunmadığı, herhangi bir imar-ihyanın yapılmadığı ve taşınmaz bölümleri üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunmadığı anlaşılmaktadır....

CEVAP Davalılar vekili, davaya konu taşınmazın tapulu olduğunu, tapulu taşınmazların olağanüstü zamanaşımı ile kazanılmasının mümkün olmadığını, davacının dava dilekçesinde sadece 54 yıldır iyiniyetli olarak malik sıfatıyla zilyet olduğunu belirttiğini, başka herhangi bir açıklama yapmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 01.07.2015 tarihli ve 2014/566 Esas, 2015/447 Karar sayılı kararıyla, dava konusu taşınmazın tapuda davalıların kök murisi ... oğlu ... adına kayıtlı iken mirasçılarına kaldığı, davacının bu yere olağanüstü zamanaşımını aşacak şekilde zilyet olması ya da davalılara ait tapulu taşınmaz üzerindeki eski binayı yıkıp 1960'lı yılların sonuna doğru mevcut binayı yapmış olması ve fiilen bu yerde hayatını bugüne değin sürdürmesi talebini haklı kılmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1....

Davacı ... vekili taşınmazın taşlık, kayalık ve çalılık olup imar ihyanın gerçekleşmemiş olduğu, davasız ve aralıksız 20 yıldan fazla zilyet edilmediğini belirterek tapu kaydının iptali Hazine adına tesciline karar verilmesi talebiyle, dava açmıştır. Medeni Kanunun 713 ve devamı maddeleri ile 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince orman sayılmayan devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetlerine tahsis edilmeyen araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek, tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar davasız ve aralıksız 20 yıl süre ile ve malik sıfatıyla zilyet edilmesi halinde imar ihya edenler adına tapuya tescil edilebilir....

Açıklanan bu hükümlerin istisnası niteliğindeki 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19. maddesinin birinci fıkrasında ise, tapuda kayıtlı taşınmaz malın zilyet lehine tespitinde, mevcut ve her türlü takyit ile sınırlı ayni hakların saklı tutulacağı, eski tapu kayıtlarındaki bu tür hak ve mükellefiyetlerin kadastro tutanağında belirtilerek yeni kütüklere aynen geçirileceği, ikinci fıkrasında da taşınmaz üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterileceği belirtilmiştir....

UYAP Entegrasyonu