Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/12/2013 tarih ve 2011/462-2013/557 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; bitkisel ürün sigorta poliçesi ile sigortalı olan kayısı ağaçlarının 2010 yılı mart ayında gerçekleşen don olayı nedeniyle zarar gördüğünü, zararın tespiti için alınan rapora göre zarar miktarının 72.000,00 TL olarak belirlendiğini ileri sürerek 72.000,00 TL'nin zararın meydana geldiği 17/03/2010 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Raporlu olunan dönemde çalışamayan sigortalının bu dönemde yoksun kaldığı ücreti kadar bir zararının oluşacağı ve bu zararın da maddi zarar içerisinde kabul edilmesi gerektiği açıktır. Sigortalının zararlandırıcı olay nedeni ile tedavisinin devam ettiği ve çalışamadığı sürelerdeki maddi zararı bu dönemde % 100 iş gücü kaybına uğradığı kabulüne göre yapılmalıdır. Bilirkişi aracılığıyla, bu kapsamda maddi zararın tespiti ile SGK Başkanlığı tarafından sigortalıya yapılan geçici iş göremezlik ödeneğinin rücuya tabi kısmının hesaplanan maddi zarardan düşülmesi ile elde edilecek sonuç, kazalının geçici iş göremezlik dönemi de denilen istirahatli dönemdeki karşılanmamış zararını ortaya koyacaktır. Hal böyle olunca da Mahkemece sürekli iş göremezlik oranı "%0" olan davacının istirahatli (raporlu) kaldığı dönem bakımından yoksun kaldığı ücret kaybının, yukarıdaki usul çerçevesinde hesaplanmadan yazılı gerekçe ile maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırıdır....
Mahkemece; davalının haksız eylemi neticesinde davacıların uğramış oldukları maddi zararın tespiti için alınan bilirkişi raporu ile hesaplanan maddi zarar doğrultusunda tazminat miktarı belirlenirken; davacıların duymuş olduğu elem ve üzüntü ile orantılı olarak davalının kusur durumu, tarafların sosyo-ekonomik durumu, hakkaniyet ilkesi ve sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermeyecek şekilde de manevi tazminat miktarı belirlenerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır....
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/148 D.İş sayılı dosyasında yapılan yargılama giderleri hüküm altına alınmış ise de; delil tespiti dosyasında yapılan yargılama giderlerine açıkça hesaplanıp dökümü yapıldıktan sonra karar verilmelidir. 3-Davalının temyizi yönünden; dava, yangın nedeni ile uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. Bilindiği üzere zarar, malvarlığında meydana gelen bir azalmayı yani eksilmeyi ifade eder. Bu eksilme, mal varlığının zarar verici eylemin işlenmesi sonucu içine düştüğü durum ile bu eylem olmasa idi mal varlığının bulunacak olduğu durum arasındaki farktan ibarettir. Nitekim tazminatın amacı da, mal varlığındaki eksilmenin giderilmesi ve onun eski duruma getirilmesinin sağlanmasıdır. Bir başka ifadeyle, tazminat miktarı hiçbir zaman gerçek zararı aşmamalıdır. Yerleşmiş Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere; meyveli ağaçların yaşamına son verilmesinden doğan zararın, bunların kaim değerinin tespiti suretiyle takdiri gerekmektedir....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2022/750 Esas KARAR NO: 2023/434 DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 27/09/2022 KARAR TARİHİ:18/05/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkiline ait ---- plakalı araç ile davalı sigorta şirketine sigortalı ----- plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı sigorta sürücüsünün kusurlu olduğunu, müvekkilinin davalı sigorta şirketine başvuru yaptığını ancak tazminat hakkını alamadığını, borcun tahsil etmek amacıyla 06/07/2021 tarihinde borçluyu temerüde düşürdüğünü, borcunu ------ nezdinde başvuru yaptığını, tahkim kararı sonucu elde ettiği ilam ile icra kanalı ile tahsil edebiliğini iddia ederek; davanın kabulü ile müvekkilinin alacağını zamanında tahsil edememesinden kaynaklanan belirsiz olan munzam zararın şimdilik 500,00 TL'sinin davalıdan avans faizi ile...
Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zarar, ancak bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşur. Bedensel zararın gelişim, gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir. Dava konusu olayda davacının 03.07.2000 tarihinde tespit edilen meslek hastalığı nedeniyle %83,50 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı ve 04.08.2000 tarihinden başlamak üzere 21.10.2002 onay tarihli gelir bağlandığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır....
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10/06/2020 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın yaya konumunda bulunan müvekkile çarpması neticesinde müvekkilin ağır şekilde yaralandığını, davacı kaza neticesinde Gaziantep ....Devlet Hastanesinde tedavi gördüğünü, davacının bu kaz nedeniyle ilerde çalışması zor ve kısıtlı olacağından ve tedavisi de halen devam ettiğinden çalışması mümkün olmadığını ve ilerde çalışma gücünün kaybından dolayı maddi zararlara uğrayacağını belirterek, trafik kazası nedeniyle davacının uğradığı gerçek zararın tespiti ile, davalıdan sürekli maluliyet için 100.00 TL'nin yargılama aşamasında tespit edilecek gerçek zararın davalılara başvur tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar...
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/74 D.İş sayılı dosyalarında yapılan delil tespiti raporlarında davalıların kusurlu bulunduğunu belirterek, uğradığı maddi zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu benimsenerek davanın kabulüne karar verilmiştir. 1-Davalılardan ... Belediye Başkanlığının temyiz itirazlarının incelenmesinde; İstemin ileri sürülüş biçimine göre davacı; davalıların hizmet kusuruna dayalı olarak tazminat talebinde bulunmaktadır. Davalı ... kamusal kurallar çerçevesinde faaliyet göstermekte olup eylem ve işlemleri de kamusal niteliktedir ve kamu hizmeti kavramı çerçevesindedir. Kamu hizmetinin görülmesi sırasında ve hizmet kusurundan doğan zararların gideriminde idari yargı görevlidir (2577 sayılı İYUK. m.2). Görev sorunu, kamu düzenine ilişkin olup açıkça veya hiç ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilir....
TMK'nun 1007. maddesi gereğince açılan tazminat davalarında davalı sıfatı ...nin olup, ... ile Mal Müdürlüğü'nün davalı sıfatı yoktur....
Sonuç olarak; idarenin eylemlerinden zarar görenin, anılan zararın tazmini talebiyle dava açabilmesi için; Kanun'da öngörülen ve hak düşürücü niteliği haiz olan; "bir ve beş yıllık sürenin" her durumda öğrenme ve/veya eylem tarihinden itibaren başlatılmasının mümkün olmadığı açık olup; somut olay bağlamında, öğrenmenin niteliği ve öğrenme tarihinin tespiti yolunda, zararın kaynağı ile zararın tüm unsurları ile tespit edilmesi gerektiği tartışmasızdır. Özellikle; eylem nedeniyle oluşan bedensel zararın bütün unsurları ile öğrenildiğinin kabul edilebilmesi için, eylemin doğurduğu zarar tüm unsurları ile oluşmalı ve sonlanmalıdır....


