A.Ş.de yönetim kurulu üyeliğinin 09/05/2006 tarihinde başlayıp 26/05/2009 tarihinde sona erdiği, 2015/19023 takip nolu ödeme emrinin davacının yönetim kurulu üyesi olmadığı bir kısım dönemler yanında yönetim kurulu üyesi olduğu dönemlere ilişkin borçların da olduğu (2009/1.,3.,4.,5. aylara ilişkin prim borçlarının toplamda 1632,92 TL asıl alacak 1.471,81 TL gecikme zammı), 2015/19024 takip nolu ödeme emrinin de davacının yönetim kurulu üyesi olmadığı bir kısım dönemler yanında yönetim kurulu üyesi olduğu dönemlere ilişkin borçların da olduğu (2009/1.,3.,4.,5. aylara ilişkin prim borçlarının toplamda 141,99 TL asıl alacak 127,98 TL gecikme zammı) olduğu anlaşılmaktadır. Şu halde bu dönemlere ilişkin tutarların hükümde eksik belirtilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nun 370/2. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır....
Diğer yandan davacının yönetim kurulu üyeliğinin ne zaman sona erdiğinin ticaret sicil müdürlüğü ile yazışma yapılarak öğrenilmesi yerine, bir yıl süre ile seçildiğinden yola çıkılarak yazılı şekilde mahkeme tarafından belirlenmesi yerinde değildir. Bu itibarla ticaret sicil müdürlüğünden gerekli araştırma yapılarak davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dönem tespit edilmeli, elde edilecek sonuca göre davacının ödeme emirlerinden sorumluluğu değerlendirilerek karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.06.2022 gününde oy birliği ile karar verildi....
Bu bilgiler çerçevesinde eldeki dava dosyası incelendiğinde öncelikle mahkemece, davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dava dışı şirketin ortaklık yapısı belirlenmeli, anılan şirket içinde, şirket tüzelkişiliği olarak başka bir şirketin yönetim kurulu üyeliğinin bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa ise tarihleri tespit edilmeli, bunun yanında davacının da şirket tüzel kişiliği olarak yönetim kurulunda yer alan şirketteki konumu belirlenmeli ve özellikle anılan şirkette yönetim kurulu üyeliğinin bulunup bulunmadığı hususu araştırılmalı, şayet davacının belirtilen şirkette yönetim kurulu üyesi olması halinde ise, davaya konu ödeme emirlerinin dönemi de dikkate alınarak sorumlu olabileceği hususu dikkate alınmalıdır....
Ağır Ceza Mah. 2013/199 esas sayılı dosyasında haklarında kamu davası açıldığını, davacının hiçbir şekilde hisseyi devir aldığına dair bir kaydının olmadığını, kooperatifçe 3 kez genel kurul yapıldığını, ..., ... ve ... isimli bu kişilerin yönetim kuruluna yeniden seçilmediklerini, benzeri şekilde birden fazla kişiye sahte üyelik tesis etmeye çalıştıklarını savunarak, haksız açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ : İlk derece mahkemesince, "Dava, kooperatif üyeliğinin tespiti ve aksi yöndeki yönetim işlemlerinin durdurulması talebine ilişkindir. Davacının iddiası; kooperatifte delil tarihi itibari ile yetkili ve görevli olduğu zannıyla yönetim kurul üyelerinden aldığını bildirdiği 1 adet kooperatif hissesini tanınması ve kooperatif üyeliğinin devam ettiğinin tespiti şeklindedir....
Konu 16/10/2016 günlü ... sayılı yönetim kurulu toplantısında görüşülerek istifası kabul edilmiş, hissesini devretmesi durumunda da borcu tahsil edilmek suretiyle devri uygun görülmüştür. Sonuç olarak; dosyaya sunulan istifa dilekçesi ve kooperatif yönetim kurulu kararı kapsamında davacının istifasının kabul edilmesiyle, kooperalif ortaklığı 16/10/2018 tarihi itibariyle sonlandığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davacı taraf daha sonrada istifa işlemini geri aldığını beyan etmişse de, kooperatif belgeleri üzerinde yapılan incelemelerde, davacının hissesini devrettiğine ya da çıkarılması sonrasında 3 aylık süre içerisinde çıkarılma kararına itiraz ettiğine dair bir tespitte bulunulmadığı gibi, çıkarma kararının kabul edildiğinin davacıya bildirildiğine dair bir tespitte de bulunulmamıştır. Bu nedenle davacının üyeliği sona erdiğinden ve dava tarihi itibariyle bulunmadığından kooperatif üyeliğinin tescili talebinin reddine karar verilmiştir....
M..) görüşü alınarak mahkeme kararıyla benzer amaçlı bir vakfa intikal edeceği, 27.09.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Vakıflar Yönetmeliğinin 19. maddesinde ise; amacının gerçekleşmesi imkânsız hale gelen ve değiştirilmesinde de olanak bulunmadığı takdirde, vakfın kendiliğinden sona ereceği, vakfın yönetim organı veya Genel Müdürlük vakfın amacının gerçekleşmesinin imkânsız hale geldiği kanısına varırsa dilekçe ile mahkemeye başvurarak durumun mahkeme siciline tescilini isteyeceği, mahkemenin, gereğine göre Genel Müdürlüğün veya vakfın yönetim organının yazılı düşüncesini alarak vakfın dağılması ve tasfiye kurulu oluşumu istemini karara bağlayıp dağılma kararını sicile tescil edeceği, sona eren vakfın kişiliğinin, ehliyeti tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere tasfiye sırasında da devam edeceği hüküm altına alınmıştır....
Davacının 26.11.2015 tarihinde olağan üstü genel kurul neticesinde, yönetim kurulu başkanvekili olarak seçildiği, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 03.06.2016 tarih ve 9089 sayılı nüshasında ilan edilen, 18.05.2016 tarihli genel kurul kararı ile 19.05.2016 tarihli yönetim kurulu kararlarının incelenmesinde, davacının genel kurulda yönetim kurulu üyesi seçilmediği ve böylece 18.05.2016 tarihinden itibaren yönetim kurulu üyesi olmadığı ve Bolu Ticaret Sicil Müdürlüğünün 10.04.2017 tarih ve 821 sayılı yazısında, davacının 04.12.2015 tarihinde başlayan yönetim kurulu üyeliğinin 24.05.2016 tarihinde sona erdiğinin belirtildiği belirgindir. Mahkemenin, davacının yönetim kurulunda bulunmadığı 2016/7. ay ve sonrası dönem yönünden, ödeme emrirlerinin iptali yerinde ise de, 2016/4. aya ilişkin Kurum alacağı yönünden prim borcunun doğduğu tarihte sorumlu olması gerekirken aksi kabul yerinde değildir....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Derneğin Kendiliğinden Sona Erdiğinin Tespiti Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1-Mahkeme kararı ve davalının temyiz dilekçesinin Cumhuriyet Savcılığına tebliğ edilmesi, 2-Dernek Tüzüğünün 19. maddesinde derneğe temsil yetkisi yönetim kuruluna verilmiş, bu hususta kendi üyelerinden birine veya birkaçına yetki verilebileceği belirtilmiştir. Davada derneği temsil eden ...’ya derneği temsile yetkili olduğuna ilişkin yönetim kurulunca verilmiş yetki belgesi veya yönetim kurulunca alınmış bir karar örneğinin eklenerek gönderilmesi için dosyanın yerel mahkemesine İADESİNE oybirliğiyle karar verildi.29.05.2008...
Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, müvekkil sendikanın işleminin, zaten kendiliğinden, hiçbir işleme gerek kalmaksızın sendika üyeliği ve merkez yönetim kurulu üyeliği sona eren davacının durumunun tespitinden ibaret olduğunu, davacının bakanlık müşaviri kadrosuna atandığını, davacının 662 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımı tarihine kadar genel müdür yardımcısı kadrosunda bu tarihten sonra ise bakanlık müşaviri kadrosunda olması sebebiyle mevcut sendika üyeliğinin ve dolayısıyla genel başkan yardımcısı görevinin sona erdiğine dair merkez yönetim kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davacı temyiz etmiştir....
in davalı Kooperatif Yönetim Kurulu ' nun... Karar sıra nolu 27/09/2023 tarihli üyeliğinin düşürülmesine yönelik kararın iptali ile mirasçılarının üyeliğinin devam ettiğinin tespitine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile davacıların miras bırakanı ...in davalı kooperatif yönetim kurulunun ......


