WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 21 Haziran 2026

Şöyle ki sözleşmenin açığa atılan imzaya yönelik şikayet KYOK ile neticelenmiştir. Bunun neticesinde işbu sözleşme taraflar arasında geçerli bir sözleşme olduğu sonucunu doğurmaktadır. Sözleşmedeki delil şartı da dikkate alındığında, talimatla alınan bilirkişi raporlarının dosya ile uyum derecesi de dikkate alındığında, Mahkememizce bu raporlara itibar edilmemiştir. Heyet halinde alınan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Mahkememiz dosyasına Doç. Dr. ... ve SMMM ... tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda; 1. Davacı ...Ş.'ne ait incelenen 2021 yılları ticari defterlerinin E-Defter olduğu, defterlerin GİB onaylı beratlarının usulüne uygun olarak alındığı şematron kontrolünden geçtiği bu durumun açılış ve kapanış tasdiki anlamına geldiği, ticari defterlerin birbirini teyit ettiği, TTK ve VUK hükümlerine uygun tutulduğu kendi lehine delil olarak kullanabileceği, 3....

dayanak alınan 3 no.lu kararın noter onayının bulunmadığını, yine vekaletname müstenidatına göre...’a yetki veren ...’in diğer adi ortak ...ne vekaleten imzaya yetkili olup adi ortaklığı temsile yetkili olmadığını, bu nedenle vekâletname, mevcut hali ile hukuken geçersiz/ hukuki sonuç doğuramayacak nitelikte olup söz konusu vekaletname ile yetkilendirilen ...’un imzasını taşıyan hiçbir belgenin de adi ortaklık yönünden geçerliliği bulunmadığını belirterek; mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir....

AŞ şirketini kurduklarını, davacı şirkete ait olan .....’un % 50 hissesini 07/01/2019 tarihinde 25.000 TL bedelle muvazaalı olarak satışını yaparak ele geçirdiklerini, davacı ve davalının ortak gayrimenkul alımının da ... tarafından sağlandığını, senetteki nakit ibaresinin senedin ve borçlanmanın dayanağı olmadığının en kuvvetli delili olduğunu, kefil kısmına da davacı şirketin kaşesinin basıldığını, senette hem borçlu hem kefil gösterilmesinin mümkün olmadığını, bu hususun iptal sebebi olduğunu, senedin ... tarafından verilmesinin akabinde 16/01/2020 tarihinde alacaklı vekili tarafından icra takibi başlatıldığını, ... ve ... tarafından takibe itiraz edilmediğini, talimat dosyasında taşınmazların değerini düşük gösteren bilirkişi raporlarına itiraz etmediklerini, açık arttırma tutanakları ve şartnameye itiraz etmediklerini, amacın şirket yönetimi elden gitmeden şirketin içini boşaltmak olduğunu, satış aşamasında da şirketin mallarını ele geçirdiklerini, taşınmazların davalı alacaklıya kaldığını...

Somut olayda, borçluya ödeme emrinin 21.05.2015 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun yasal beş günlük süreden sonra 01.06.2015 tarihinde icra mahkemesine başvurarak takibe konu senedin kambiyo vasfında olmadığına yönelik şikayet ile birlikte imzaya ve borca itirazda bulunduğu, başvurusunda usulsüz tebligat şikayetinde de bulunmasına rağmen mahkemece bu husus gözardı edilip imzaya itirazın esastan incelenerek sonuca gidildiği görülmektedir. Mahkemece, öncelikle usulsüz tebligat şikayeti yönünden inceleme yapılmalıdır. Ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edildiği sonucuna varılması halinde diğer şikayet ve itirazların süre yönünden reddi, ödeme emri tebliğinin usulsüz olduğunun tespiti halinde ise, TK'nun 32. maddesi gereğince tebliğ tarihi düzeltilerek, buna göre şikayet ve itiraz süresinde ise işin esasının incelenmesi, aksi takdirde istemin süreden reddi gerekir....

Borçlunun 16.12.2013 tarihli şikayet dilekçesinde, açıkca imzaya itirazı olmayıp, aksine ödeme emrinin tebliği ile imza inkarına dayalı dava açacağını beyan emiştir. Dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmadığı gibi, HMK.nun 176 ve devamı maddelerinde düzenlenen ve dava prosedüründe tatbiki mümkün olan ıslah müessesesinin imzaya itiraz hakkında uygulanma olanağı yoktur. O halde, mahkemece, şikayet dilekçesinde ileri sürülen hususlar ile bağlı kalınarak sonuca gitmek yerine, şikayet dilekçesinde açıkca imzaya itiraz bulunmamasına rağmen imza incelemesi yapılarak sonuca gidilmesi isabetsizdir....

Kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla takipte itiraz ve şikayeti düzenleyen İİK.'nun 172. maddesinde; “Ödeme emrine itiraz veya şikayet etmek istiyen borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde her türlü itiraz veya şikayetini sebepleri ile birlikte diğer tarafa tebliğ edilecek nüshadan bir fazla dilekçe ile icra dairesine bildirmeye mecburdur. Bu dilekçenin bir nüshası derhal alacaklıya tebliğ olunur.” denilerek itiraz ve şikayetin ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün içinde icra dairesine bildirilmesi gerektiği açıklanmıştır. İİK.'nun 173. maddesinde de itiraz ve şikayet olunmaması hali düzenlenmiştir. Somut olayda; kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla takipte borçlu mahkemeye başvurarak sair şikayeti ile birlikte imzaya itiraz iddiasında bulunmuş olup anılan itiraz ve şikayetlerin takip yoluna göre İİK.'nun 172. maddesi gereğince icra dairesine yapılması gerekir....

Somut olayda; borçlular mahkemeye sunduğu itiraz dilekçesinde yetki itirazında bulunmuş ise de, yetkili icra dairesini açıkça belirtmediğinden usulüne uygun bir yetki itirazından bahsedilemez. O halde, mahkemece; yetki itirazının reddi ile imzaya itirazın esasının incelenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Ceza Dairesi, itiraz üzerine aynı dosya üzerinden verdiği 13.05.2019 tarihli ek kararında; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 365, 367, 368, 370/2, 371/7 ve 373. maddelerine atıfta bulunarak; lehine itiraz edilen sanık ...'in, çek hesabı sahibi "Tavaş Yem San. ve Tic. A.Ş."...

imzaya itiraz dışındaki diğer talepler hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği anlaşılmaktadır....

Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçelerinde; raporun iddia ve savunmalarını desteklediğini, davacının imzanın sahte olduğu iddiasını adli tıp raporu ile çürüdüğünü, sözleşmenin her iki taraf yetkilisi tarafından imza altına alındığını, ... ile müvekkili tarafından imzalandığını, davacının yapmış olduğu şikayet sonucu ...'nin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyasında imzanın bizzat kendisi tarafından atıldığı yönünde açık beyanı bulunduğunu ve şikayetin takipsizlik kararı ile sonuçlandığını belirtmiştir.Mahkemece, tarafların beyanı, dava dışı ...'nin savcılık soruşturma aşamasında imzanın kendisine ait olduğuna dair kabulü ve yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine karar verilmiştir.Taraflar arasında, "Fesih Sözleşmesidir" başlıklı sözleşmenin geçerli olup olmadığı hususunda uyuşmazlık mevcuttur....

UYAP Entegrasyonu