Sulh Mahkemesi Velayet ve vesayet hukukuna ilişkin olarak açılan davada Zonguldak 1.Aile ve 1.Sulh Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Dava, evlat edinilen küçüğün velayetinin evlat edinen davalıdan kaldırılarak, öz anne ve babası olan davacılara verilmesi istemine ilişkindir. Aile Mahkemesince, evlatlık ilişkisinin kaldırılması davası hak düşürücü süreden red edilerek, velayetin kaldırılarak davacıların vasi olmasına hakkındaki dava tefrik edilerek, Sulh Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesi ise, davanın evlatlık ilişkisinin kaldırılması ve kişisel ilişki kurulması davası olduğu gerekçesiyle, görevsizlik kararı verilmiştir. Velayet altında bulunmayan her çocuk vesayet altına alınır.(TMK 409. m.)...
Bu sebeplerle baba ile ortak çocuk arasında düzenlenen kişisel ilişkinin çocuğun yaşı da gözetildiğinde babalık duygularını tatmin edecek yeterlilikte ve anne ile kişisel ilişki günleri ile çakışmayacak şekilde kurulması gerekir. Ne var ki bu husus ilk inceleme sırasında gözden kaçırıldığından, davalının karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 25.04.2017 tarih E.2017/943-K.2017/4811 sayılı sayılı düzelterek onama ilamının kaldırılmasına ve hükmün yukarıda belirtilen ilkelere uygun şekilde aşağıda belirtildiği üzere düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir....
Somut uyuşmazlıkta, davacı babanın ortak çocuk ile arasında kişisel ilişki kurulması davasının kabul edilmesi doğru olmuş ise de, dosyanın tetkikinden ortak çocuk Işıl ile baba arasında doğumundan bu zamana kadar kişisel ilişki kurulmamış olması olması, çocuğun yaşının küçük olması ve özel sağlık sorunlarının bulunması dikkate alındığında baba ile çocuk arasında kurulan kişisel ilişkinin süresi fazladır. Bölge Adliye Mahkemesince tarafların ortak çocuğu ile davacı baba arasında daha uygun süreli kişisel ilişki kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı anne vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kişisel ilişkinin süresi yönünden BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....
Davalı annenin bu iddiaları karşısında mahkemece, davacı ile torunu arasında kişisel ilişki kurulması talebine ilişkin koşulların varlığını tespit yönünden Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair 4787 Sayılı Yasanın 5. maddesi gereğince uzman veya uzmanlar görüşü alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilip kişisel ilişki konusunda buna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17.11.2015 (Salı)...
O halde; müşterek çocuklarla anne arasında çocuğun yatıya kalacağı şekilde kurulacak kişisel ilişki; küçüklerin güven duygusunun ve anne sevgisinin gelişmesi bakımından onların üstün yararının gereği olduğu gibi; annelik duygusunun tatminini de sağlayacaktır. Açıklanan nedenlerle; mahkemece, küçükler ile anne arasında, yatılı olacak şekilde kişisel ilişki düzenlemesi yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Ne var ki; bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün bu bölümünün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir (HUMK md. 438/7)....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çocuğun babasının vefat etmiş olması nedeniyle çocuk ile davacılar arasında kişisel ilişki tesisi için gerekli olağanüstü koşulun oluştuğu, taraflar arasında yaşanan olayların çocuğun davacılarla kişisel ilişki kurmasına engel teşkil etmeyeceği, uzman raporlarında kişisel ilişkinin çocuğun yüksek yararına uygun olduğunun belirtildiği, çocuğun davacılar ile akrabalık bağının oluşabilmesi, sağlıklı ve düzenli bir ilişki kurabilmesi amacıyla, yaşı ve psiko-sosyal gelişimine yönelik ihtiyaçları gözetilmek suretiyle, yatılı olmayacak şekilde kişisel ilişki kurulmasına karar vermek gerektiği gerekçesiyle; davanın kabulü ile davacılar ile çocuk arasında her ayın birinci hafta sonu cumartesi günleri saat 12.00'den 18.00'e kadar, dini bayramların ikinci günü saat 12.00'den 18.00'e kadar, ilk üç görüşmede uzman eşliğinde, sonraki görüşmelerde ise uzman eşliği olmaksızın kişisel ilişki tesisine...
Anne ve babasından veya bunlardan birinden ayrılan çocuğun anne veya babasıyla düzenli kişisel ilişki kurması ve sürdürmesi, çocuk için bir hak olduğu gibi anne veya baba için de bir haktır. Kişisel ilişkinin düzenlenmesinde çocuğun bedeni ve fikri gelişimi yanında annelik veya babalık duygularının tatmini de önemlidir. Somut olayda, davacı anne ile davalı babanın 2010 yılında boşandıkları, müşterek çocuğun velayetinin davacı anneye verildiği, davalı babayla müşterek çocuğun yaklaşık dokuz yıldır kişisel ilişki kurmadığı, çocuğun babasını hatırlamadığı, aralarında kurulması gereken duygusal bağı kuramadıkları, küçüğün babasını zihninde canlandırmakta zorlandığı, bu nedenle babası ile görüşmekten kaçındığı anlaşılmaktadır....
Anne ve çocukla görüşülerek düzenlenen ilk sosyal inceleme raporunda kurulacak yatılı ilişkinin çocukta travma oluşturabileceği ,aşamalı olarak ilişkinin artırılmasına yönelik rapor düzenlendiği, daha sonra alınan 3 kişiden oluşan uzman heyeti ise uzun süreli ilişki tesisinin şu aşamada çocuk üzerinde travmatik sonuçlar doğurabileceği, talimat mahkemesi aracılığı ile davacı baba yönünden düzenlenen sosyal inceleme raporunda ise davacının çocukla kişisel ilişki kurmasına engel bir hal saptanmadığı, ikametler arası mesafe gözetilerek sık biçimde kişisel ilişki kurulması yolu ile baba ile çocuk arasındaki bağın gelişmesinin teşvik etmenin müşterek çocuğun yüksek yararına olacağı beyan edildiği, bir kısım uzman raporlarındaki kısa süreli yatılı kişisel ilişki kurulması önerisinin, özellikle çocuğun babayı tanımaması gözetildiğinde yetersiz kalacağı, çocuk ile babanın ayrı şehirlerde yaşıyor olması nedeniyle çocuğun baba yanında daha uzun süreli yatılı kalmasının babasıyla olan aile bağlarını...
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından; kişisel ilişki yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Velayeti anneye bırakılan 2012 doğumlu ortak çocuk .... .. ile davalı baba arasında her hafta Pazar günü saat 14:00 ile saat 18:00 arasında anne veya annenin belirleyeceği refakatçi eşliğinde kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiştir. Gözetim altında kişisel ilişki, çocuk ile velayet kendisinde olmayan baba arasındaki bağların güçlendirilmesi amacına aykırı düşeceğinden yazılı şekilde kişisel ilişki kurulması uygun görülmemiştir. Ancak bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün bu yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir (HUMK m.438/7)....
ile ortak çocuklar arasında kişisel ilişki kurulmaması yönünde karar verilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise Adıyaman ilinde olmamak ve her seferinde anne gözetiminde olmak üzere karar verilmesini talep etmiştir....


