Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Kişisel İlişki Düzenlenmesi - Velâyetin Kaldırılması - Çocuk Mallarının Korunması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı anne tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Hüküm davalı anne tarafından duruşmalı temyiz edilmiş ise de, HMK 369. maddesinde kişisel ilişki kurulmasına ilişkin davaların temyizinin duruşmalı inceleneceğine dair hüküm olmadığı gibi, acele işlerden olduğundan duruşma talebinin reddine karar verilmiştir. 2-Mahkemece, torunla kişisel ilişki kurulması davasının yapılan yargılaması sonucunda, davacı ile 2010 doğumlu küçük Ecrin arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiş, hüküme karşı davalı anne tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş ve bölge adliye mahkemesince davalı annenin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir....
Mahkemece alınan 29.01.2016 tarihli bilirkişi raporunda “davalı annenin şahsi ilişki konusundaki motivasyonu, mevcut yaşam koşulları ile sağlık durumu hakkında yeterli bilgi edinilememiş olması sebebiyle anne ile çocuk arasında ilk aşamada yatılı olmayan ve tarafların müşterek olarak uygun göreceği bir yetişkinin eşliğinde şahsi ilişki kurulmasının, anne ve çocuğun yalnız olarak görüşmesinin daha sonraki dönemlerde değerlendirilmesinin uygun olacağı” yönünde kanaat bildirilmiştir. Mahkemece, kararın kesinleşmesinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde yatılı olmayacak şekilde, 1 yıl bitiminde ise yatılı olmayı da kapsayacak şekilde kademeli kişisel ilişki tesis edilmiştir. Kişisel ilişki düzenlemesinde esas olan çocuğun üstün yararı olup ana ve babalarıyla düzenli şekilde ve gözetim olmaksızın kişisel ilişki kurma ve sürdürme hakları mevcuttur....
Davalı annenin boşanma davasından sonra yeniden evlendiği, yeni evlendiği eşi hakkında müşterek çocuk Beren'e karşı işlediği ileri sürülen cinsel istismar suçundan cezalandırılması talebi ile açılan bir ceza davasının bulunduğu ve yargılamasının devam ettiği de anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında boşanma hükmü ile verilen kişisel ilişki tedbiren durdurulmuş, çocuk ile anne arasındaki iletişimin devamı açısından yatılı olmayacak şekilde uzman nezaretinde haftada bir gün kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiştir. Tedbiren ara karar ile kurulan kişisel ilişkinin tesisi sırasında görevli uzmanlar tarafından tutulan tutanaktan; müşterek çocuğun davalı anneye tepkili olduğu, kişisel ilişki süresince ağladığı ve anne ile görüşmek istemediği anlaşılmaktadır. Ayrıca yargılama sırasında görüşü alınan uzman bilirkişi de raporunda; çocuğun anneye karşı tepkili olduğu ve görüşmek istemediği belirtilmiştir....
Aile Mahkemesinin 2017/309 Esas sayılı dosyasında mahkemece "... babanın müşterek çocuğun velâyeti tedbiren anneye verilmesine rağmen ... zamandan beridir yanında tutması ve annesi ile görüştürmemesi nedeni ile ... ile çocuk arasında kişisel ilişki tesisine yer olmadığına..." karar verildiği, ... tarafından bu karara karşı istinaf ve temyiz talebinde bulunulduğu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf talebinin esastan reddine karar verildiği ve ardından kararın temyiz incelemesi sonucu onanarak 09.02.2021 tarihinde kesinleştiği, babanın çocuğun kaçırılması ve alıkonulması nedeniyle mahkumiyetine karar verildiği, yine çocuk teslimine muhalefet nedeniyle hakkında tazyik hapsine karar verildiği, babanın boşanma aşamasında çocuğu tedbiren verilen kişisel ilişki kararına rağmen anneye teslim etmemesi nedeniyle kendi kusurundan kaynaklanan sebeplerle kişisel ilişki kurulmamasına sebep olduğu, çocuk ile kişisel ilişki kurulması mahkemenin de gerekçesinde belirttiği üzere ... için bir hak olduğu...
Çocukla, ana veya baba arasında düzenli kişisel ilişki kurulması ve bu ilişkinin sürdürülmesi çocuk için bir hak olduğu gibi, düzenli kişisel ilişki elde etme ve sürdürme ana veya baba için de bir haktır. Kişisel ilişki tesisinden beklenen amaç, çocukla ebeveynleri arasında aile bağlarını geliştirmek ve bu suretle çocuğun sağlıklı gelişimini sağlamaktır. Bu bakımdan kişisel ilişki tesis edilirken çocuğun bedeni, fikri ve ruhsal gelişimi esas alınarak, amacı gerçekleştirici bir düzenleme yapılmalıdır. Bu da çocuğun menfaatine aykırı düşmedikçe ve geçerli bir sebep olmadıkça çocukla diğer taraf arasında yatılı olarak kişisel ilişki kurulmasını gerektirir. Bu bakımdan, velayeti babada bulunan çocuklarla anne arasında kişisel ilişki tesis edilirken, çocukların anne yanında, ayın belirli hafta sonları, yatılı da kalacak şekilde bir düzenleme yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır....
Bu tür kişisel ilişki çocuğun sadece üstün yararları gerektirdiği takdirde veya ana ve babanın bu haklarını amacına aykırı kullanmaları halinde kısıtlanabilir veya engellenebilir (Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi md.4/2). Kişisel ilişki kurulması ile ilgili kararlar taraflar arasında kesin hüküm oluşturmayıp, değişen şartlara göre her zaman yeniden düzenlenebilir. Tüm dosya kapsamından bu aşamada çocuk ile davalı arasında uzun süreli yatılı olacak şekilde kişisel ilişki kurulması çocuğun psikolojik olarak olumsuz etkilenmesine neden olacağı ve yüksek yararına uygun düşmeyeceği anlaşıldığından, davalı anne ile küçük arasında yatılı olmayacak şekilde kişisel ilişki kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir....
Dosya kapsamından kişisel ilişki kurulması talep edilen çocuk ...’ın anne ve babası arasında boşanma davasının devam ettiği ve çocuğun velayeti hakkında henüz bir karar verilmediği, babanın yurt dışında yaşadığı ve çocuk ile babanın kişisel ilişki kurmadığı, babaannenin 12.06.2013 doğumlu torunu ile kişisel ilşki kurmak istediği anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 325. maddesinde "Olağanüstü haller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlarına da tanınabilir" denilmektedir. Ortada davacıya kişisel ilişki hakkı tanınmasını gerekli ve haklı kılan olağanüstü bir durum bulunmamaktadır. O halde davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış bozmayı gerektirmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı baba tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı anne, evlilik dışı doğan, davalı baba tarafından tanınan ve fiilen babanın yanında bulunan 20.11.2013 doğumlu müşterek çocuk Umut Kaan ile görüşemediğini iddia ederek çocukla görüşmesinin sağlanması ve kişisel ilişki kurulmasını talep etmiş, mahkemece davacı anne ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiştir. Ana ve baba evli değilse velayet anneye aittir (TMK m.337/1). Olayları açıklamak taraflara hukuki nitelendirme hakime aittir (HMK m.33). Davacı annenin, müşterek çocukla görüşmesinin sağlanması yönündeki isteği çocuğun teslimi talebini de içerir....
Dosya kapsamındaki sosyal inceleme raporları ve idrak çağındaki çocukların görüşleri dikkate alındığında anne ile ortak çocuklar ... ... ve ... arasındaki kişisel ilişkinin sınırlandırılması talebinin kabulü doğru ise de, özellikle yaz tatilinde çocukların anne yanında kısa süre de olsa yatılı olarak kalacak şekilde kişisel ilişki tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çocukların davalı baba tarafından yönlendirildiği, ezberlenmiş beyanlarda bulundukları, anneye karşı negatif duygular içerisine girdikleri ve bununda yanında bulundukları yetişkinlerin yönlendirmesi sonucu ortaya çıktığı, davacı annenin kişisel ilişki kurulmasına engel bir halinin olmadığı, çocukların anne ile ile olan ilişkisini engelleyecek nitelikte bir durumun olmadığı, tanık anlatımlarının evlilik birliği içerisinde yaşanan olaylar olduğu, davacı annenin kişisel ilişkiye engel olacak şekilde bir eyleminin olmadığı, evliliğin sona ermesinden bu zamana kadar geçen sürede bir araya gelmeyen anne ve çocuklar arasında duygusal bağın koptuğu, anne ile yeniden iletişim kurulması halinde anneye karşı olan negatif duyguların değişeceği ve çocukların yaşları itibari ile anne sevgisine ihtiyaçları olduğu bir dönemde olmaları, bu haliyle anne ile kurulacak kişisel ilişki neticesinde annenin çocukların...


