Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, son kararla velayet değişikliğine ilişkin davanın kabulü ile ortak çocuğun velayetinin davacı babaya verilmesine, davalı anne ile çocuk arasında” Her ayın 1. ve 3. hafta sonları Cumartesi günü sabah saat 10:00'dan Pazar günü akşam saat 16:00 'ya kadar, dini bayramların 2. günü sabah saat 10:00'dan 3. günü akşam saat 16:00 'ya kadar, her yıl Temmuz ayının 1. günü sabah saat 10:00 dan 31. günü akşam saat 16:00 'ya kadar, her yıl sömestr tatilinin başladığı hafta sonu Cumartesi saat 10.00 dan ertesi Cumartesi saat 16:00'ya kadar davalı anne yanına bırakılması suretiyle kişisel ilişki kurulmasına” karar verilmiştir. Bu karar davacı baba tarafından ortak çocuğun anne yanına bırakılması suretiyle kişisel ilişki kurulması ve iştirak nafakasının kaldırılması tarihi bakımından temyiz edilmiştir....
un çocuğu görmesine engel olmadığı, taraflar arasında husumet veya anlaşmazlık bulunmasının çocukla kişisel ilişki kurulmasına engel oluşturmaması gerektiği, davacıların oğullarının ölümü ile birlikte torunları ile çocuklarının acısını hafifletebilmesi ve küçüğün babaanne ve dede ile olan bağının kurulması ve güçlenmesinin sağlanması için babaanne ve dedenin torunları ile kişisel ilişki kurmasının gerekli olduğu ve annenin davacıların alacaklıları yüzünden endişe duyması, çocuğun dede ve babaanneyi hiç tanımaması ve yaşının küçüklüğü de nazara alınarak yatılı olmaksızın kişisel ilişki kurulması uygun görüldüğü gerekçesi ile; davanın kabulü ile davacılar ve torunları ... arasında her ayın ilk haftası cumartesi günü saat 13.00 ile aynı gün saat 15.00 arasında anne refakatinde kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile ; velayeti davalı annede bulunan müşterek çocuk 10.07.2021 doğumlu olup, anne bakım ve şefkatine muhtaç olduğu, çocuğun yaşı dikkate alındığında, davacı baba ile kurulan kişisel ilişki süresi çok fazla olduğu, yatılı kalmayacak şekilde ve daha uygun süreli bir kişisel ilişki kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı gerekçesi ile davalının kişisel ilişki süresine yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, kararın ilgili bendinin kaldırılmasına, müşterek çocuk ile davacı baba arasında her ayın 1 ve 3. haftası Cumartesi günleri saat 12:00’den akşam saat 17.00'ye kadar görüştürülmek suretiyle kişisel ilişki kurulmasına, davalının sair istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B....
ortak çocuğun en az 2 ay süre ile davacı babanın yanında kalacak şekilde ve yine davacı babanın her türlü iletişim vasıtalarından faydalanmak suretiyle ortak çocuk ile kişisel ilişki kurulması talep etmiştir....
Velayet düzenlemesinde olduğu gibi kişisel ilişki tesisinde de asıl olan çocuğun yararıdır ve bu düzenlemede ana ve babanın yararı ile çocuğun yararı çatıştığı takdirde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gerekir. Bu durumda mahkemece müşterek çocuk ile davalı anne arasında yatılı kalmayacak şekilde kişisel ilişki düzenlemesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kişisel ilişki kurulması doğru bulunmamıştır..." gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava velayetin değiştirilmesi istemine ilişkindir....
Kişisel ilişkinin düzenlenmesinde çocuğun bedeni ve fikri gelişimi yanında ana ve/veya babalık duygularını tatmin de önemlidir. Çocuk ile annesi arasında yeterli kişisel ilişki kurulamadığı taktirde güven duygusunun oluşamayacağı açıktır. Çocukla anne arasında tesis edilen kişisel ilişki süresi, annelik duygularını tatmine elverişli olmadığı gibi, çocuğun da anne ... ve şefkatini tatmasına da yeterli değildir. Bu sebeple çocuk ile anne arasında iki haftada bir yatılı olacak şekilde yeniden kişisel ilişki düzenlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. Ancak bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün bu yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir (HMK m. 370/2)....
Kişisel ilişki sebebiyle çocukların huzurunun tehlikeye gireceğine veya davacı annenin bu hakkını amacına uygun ve yükümlülüklerine aykırı olarak kullanacağına ilişkin dosyada delil bulunmamaktadır. Pedagog ve psikolog tarafından düzenlenen 20.1.2006 tarihli rapor, çocuklar ve davacı anne ile yapılan görüşmeye dayanmamaktadır. Bunların belirledikleri ve raporda yer verdikleri olgular, maddi hadiselere ve çocuklar üzerinde yaptıkları gözleme dayanmamaktadır. Bu bakımdan rapor hükme dayanak yapılamaz. İsteğin kabulü ile çocuklarla davacı anne arasında uygun süreli kişisel ilişki tesisi gerekirken, isteğin reddi doğru değildir. Açıklanan sebeplerle kararın bozulması düşüncesiyle, sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyoruz....
Kişisel ilişkinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle, sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur (TMK m.182/2). Baba öldüğüne göre, dede ve babaanne torunları ile kişisel ilişki kurulmasını istemekte haklıdırlar. Kişisel ilişki tesis edildiğinde çocuğun huzurunun tehlikeye gireceği ve davacıların bu hakkı amacına aykırı kullanacaklarına dair dosyada delil de yoktur. Bu sebeple davacılar ile çocuk ... arasında kişisel ilişki kurulması isabetli ise de; kurulan kişisel ilişki süresinin uzun olduğu anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar doğrultusunda, küçüğün üstün yararları da dikkate alınarak daha uygun kişisel ilişki kurulması gerekmektedir. Ne var ki, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur (HMK m. 370/2)....
Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı baba tarafından açılan çocukla kişisel ilişki kurulması istemli davada, ilk derece mahkemesince verilen 29.04.2018 tarih 2018/1006 E. 2021/348 K. sayılı karar süresi içerisinde davalı anne tarafından istinaf edilmiştir....
Davalının istinaf dilekçesinde çocuk ile davacı anneanne ve müdahil anne arasında arasında tesis edilen kişisel ilişki yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmasına karşın bölge adliye mahkemesinin istinaf incelemesi sadece anne ile çocuk arasında tesis edilen kişisel ilişki yönünden yapılmış; çocuk ile anneanne arasında tesis edilen kişisel ilişkiye yönelik istinaf talebi incelenmemiştir. Çocuk ile anneanne arasında kurulan kişisel ilişkiye yönelik istinaf talebinin incelenmemiş olması doğru görülmemiş ve kararın bozulmasını gerektirmiştir. Kişisel ilişki düzenlenirken göz önünde bulundurulması gereken temel ilke, “Çocuğun üstün yararı"dır (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m. 1; TMK m. 339/1, 343/1, 346/1; Çocuk Koruma Kanunu m.4/b). Çocuğun üstün yararı belirlenirken onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir....


