"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Dava vekalet aktinin kötüye kullanılmasından kaynaklanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olmakla, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun Geçici 14. maddesi ve Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu'nun 2015/8 sayılı iş bölümü kararı uyarınca temyiz inceleme görevinin Yargıtay 1. Hukuk Dairesine ait bulunması nedeniyle görevli Dairenin belirlenmesi bakımından dosyanın, 6644 sayılı Kanunla değişik 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 60/2 maddesi uyarınca Hukuk İş Bölümü İnceleme Kurulu'na GÖNDERİLMESİNE, 10.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Taraflar arasındaki vekalet görevinin kötüye kullanılmasından ve muvazaadan kaynaklanan tapu iptal ve tescil ikinci kademede tazminat istemli davadan dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 27.02.2024 gün ve 2024/442 E., 2024/1137 K. sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı ... vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Taraflar arasındaki vekalet görevinin kötüye kullanılmasından ve muvazaadan kaynaklanan tapu iptal ve tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili ve davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Bu alacak isteği yönünden Daire'nin uyulan bozma ilamında "davacının talepleri içerisinde yer alan vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayanılarak açılan alacak isteği Borçlar Kanunu'na dayalı bir istek olup esasen bu talebin genel mahkemelerin görevinde olması sebebiyle mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerektiği düşünülebilir ise de davacının bununla elde etmek istediği alacağın, davacının diğer mal rejiminden kaynaklanan katkı ve katılma alacağı talebinin incelenmesi sırasında değerlendirilmesi ve her iki talep sonunda elde edilebilecek alacağı mükerrerlik teşkil etme ihtimali, davacının vekalet görevinin kötüye kullanılmasına dayalı açtığı davada elde edebileceği alacağın zaten mal rejiminden kaynaklanan alacak talebi içinde elde edebileceği, davaların makul süre içinde sonuçlandırılabilmesi, usul ekonomisi de gözetilmiş, vekalet görevinin kötüye kullanılması talebi ile ilgili görevsizlik yönünden bozma sevk edilmemiştir. " hususuna işaret edilmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Uyuşmazlık, vekalet akdinin kötüye kullanılmasından kaynaklanan tazminat isteminden ibarettir. 2797 sayılı Yargıtay Yasasının 14.maddesinde yapılan değişiklik uyarınca 01.03.2012 tarihinden itibaren; a) Borçlar Kanununun ikinci kısmında yeralan sözleşmelerden (İstisna akti hariç akdin muhtelif nevilerinden) kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların inceleme görevinin Yargıtay 13.Hukuk Dairesine ait olduğunun, b) 2797 sayılı Yasada belirtilen değişiklik sonucunda anılan Yasanın 14.maddesinde Asliye ayırımının kaldırılarak Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin Sulh-Asliye Mahkemesinden ittihaz olunan ve yukarıdaki sözleşmelere göre verilen kararların inceleme merciinin Yargıtay 13.Hukuk Dairesi olduğu belirlendiğinden; Yasanın amir hükümleri sonucunda kararın inceleme mercii Yargıtay 13.Hukuk Dairesinde yapılacağından temyiz incelemesi Dairemizin görevi dışındadır....
Aile Mahkemesi de, uyuşmazlığın vekaletin kötüye kullanılmasından doğan bir anlaşmazlık olduğunu belirterek, eşler arasında mal rejiminden kaynaklanan veya tasfiye talebi içeren bir ihtilaf bulunmadığı gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur. Somut olayda uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması iddiasına dayalıdır.Mal rejiminden kaynaklanan artık değere katılma alacağı (TMK 231-236 md. ), katkı payı alacağı veya değer artış payına ( TMK 227 md. ) yönelik bir istek mevcut değildir. Dava Borçlar Kanunu’ndan doğmakla genel görevli mahkemede incelenmesi gerekir. Bu durumda uyuşmazlığın, Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırlması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, HUMK.’nun 25. ve 26. maddeleri gereğince Kadıköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 19.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Diğer yandan davacının talepleri içerisinde yer alan vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayanılarak açılan alacak isteği Borçlar Kanunu'na dayalı bir istek olup esasen bu talebin genel mahkemelerin görevinde olması sebebiyle mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerektiği düşünülebilir ise de davacının bununla elde etmek istediği alacağın, davacının diğer mal rejiminden kaynaklanan katkı ve katılma alacağı talebinin incelenmesi sırasında değerlendirilmesi ve her iki talep sonunda elde edilebilecek alacağı mükerrerlik teşkil etme ihtimali, davacının vekalet görevinin kötüye kullanılmasına dayalı açtığı davada elde edebileceği alacağın zaten mal rejiminden kaynaklanan alacak talebi içinde elde edebileceği, davaların makul süre içinde sonuçlandırılabilmesi, usul ekonomisi de gözetilmiş, vekalet görevinin kötüye kullanılması talebi ile ilgili görevsizlik yönünden bozma sevk edilmemiştir....
Mahkemece, eldeki davanın velayet görevinin kötüye kullanılmasından kaynaklandığı, bu tür iddialarla açılan davalar bakımından Aile Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.Hemen belirtmek gerekir ki, iddianın yukarıda açıklanan içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davanın, velayet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasından kaynaklanmadığı, davada vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayanıldığı açıktır.Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 2. maddesinde ''Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir....
Temyiz Nedenleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ve somut olayda vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, dava dilekçelerinde vekalet görevinden kaynaklanan alacak talepleri de bulunmasına rağmen bu taleplerinin değerlendirilmediğini belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir. 6. Gerekçe 6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. 6.2. İlgili Hukuk 6.2.1. Bilindiği üzere, Borçlar Kanunu'nun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar. 6098 s. Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s....
Dava vekalet hakkını kötüye kullanmadan kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup hukuki niteliği bakımından Borçlar Kanununun 392. maddesinde belirtilen vekilin hesap verme yükümlülüğüne dayanmaktadır. BK.nun 392. maddesi, vekilin vekaleti ifa için veya ifa dolayısıyla aldığı şeyleri müvekkile verme borcu ile borç para borcu ise zamanında yerine getirilmemesi yüzünden faiz ödeme borcunu düzenlemiştir. Vekil, müvekkilden veya üçüncü kişilerden aldığı değerler, kendi ücret, masraf ve tazminat alacakları hakkında hesap vermek zorundadır. Taraflar arasındaki ilişkinin vekalet sözleşmesine dayandığı, mahkemenin de kabulündedir. Vekalet sözleşmesinin en önemli unsurları arasında; vekilin talimata uygun hareket etme borcu, özen borcu ve hesap verme borcu gelmektedir. BK.nun 392.maddesi hükmü gereğince, vekil, talep üzerine yaptığı işin hesabını vermeye ve müvekkili nam ve hesabına edindiği herşeyi iade etmeye, iade edinceye kadar da almış olduğu şeyleri saklamaya zorunludur....
a temlik ettiğini, tüm hususlardan davacının haberdar olduğunu, vekalet görevinin kötüye kullanılmasından söz edilemeyeceğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Davanın reddine ilişkin verilen karar, Dairece; ‘’ … davacının vekiline satış yetkisi vermiş olması, taşınmazın el ve işbirliği içerisinde hareket ederek (vekalet görevini kötüye kullanmak suretiyle vekil edeni zararlandırma amacıyla) bir başkasına temlik edilmesinin doğru olduğunun gerekçesi olamaz. Ne varki, temlik alan kişinin iyiniyetli olması durumunda Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi uyarınca edinimi korunur. Oysa mahkemece, bu hususlar üzerinde yeterince durulmamış, davalı ...’ın gösterdiği tanıklar da dinlenilmemiştir....


