Dava kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı borca ve yetkiye yapılan itirazın iptali ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçeye göre davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyizine gelince; Kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan tahliye istemli ilamsız icra takibi sırasında, borçlunun icra dairesinin yetkisine ve borca birlikte itiraz etmesi nedeniyle borca ve yetkiye yönelik itirazın iptali için genel mahkemede dava açılmıştır. Mahkemece icra dairesi yetkisiz kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. İtirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle Tetkik Merciinin yerine geçerek, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmak zorundadır....
Eldeki davada, avukat olan davacı vekili; müvekkili avukatın davalı tarafından vekil tayin edildiğini, daha sonra azledildiğini ve kendisine ödenmesi gereken avukatlık vekalet ücretinin de ödenmediğini belirterek alacağının tahsili istemi ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptalini talep ve dava etmiştir. Avukat olan davacının mesleki faaliyette bulunan kişi olması nedeniyle tüketici konumunda olmadıkları kuşkusuzdur. İşçi olan davalının ise işçilik alacağının tahsili için dava açmak üzere davacıya vekalet veren kişi olduğu, mesleki ve ticari faaliyetinden kaynaklanan bir hakkını dava etmek için vekaletname vermediği gözetildiğinde aralarındaki vekalet ilişkisi yönünden davalının 6502 sayılı Kanun anlamında tüketici kabul edilmesi ve bu olgunun sonucu olarak taraflar arasındaki vekalet ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir. Bu nedenlerle, uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir....
Eldeki davada, avukat olan davacı vekili; müvekkili avukatın davalı tarafından vekil tayin edildiğini, daha sonra azledildiğini ve kendisine ödenmesi gereken avukatlık vekalet ücretinin de ödenmediğini belirterek alacağının tahsili istemi ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptalini talep ve dava etmiştir. Avukat olan davacının mesleki faaliyette bulunan kişi olması nedeniyle tüketici konumunda olmadıkları kuşkusuzdur. İşçi olan davalının ise işçilik alacağının tahsili için dava açmak üzere davacıya vekalet veren kişi olduğu, mesleki ve ticari faaliyetinden kaynaklanan bir hakkını dava etmek için vekaletname vermediği gözetildiğinde aralarındaki vekalet ilişkisi yönünden davalının 6502 sayılı Kanun anlamında tüketici kabul edilmesi ve bu olgunun sonucu olarak taraflar arasındaki vekalet ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir. Bu nedenlerle, uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir....
Takip alacaklarının takside bağlanmış olması, vekalet ücreti alacağını ortadan kaldırmayacağı gibi, artık bu aşamada davacı avukatın yapması gereken bir hukuki yardım da söz konusu olmadığından, vekalet ücreti alacağının muaccel olduğunun kabulü gereklidir. Nitekim davalı Kooperatif tarafından cevap dilekçesinde, davacıya ait bir kısım ücretin ödendiği, bir kısım ücretin ise muhasebede bekletildiği, yine Kooperatif tarafından mahkemeye gönderilen 13.4.2005 tarihli yazıda da, “Avukat ... ...’in vekalet ücreti alacağının 2.716,84 YTL olduğu, kendisine bildirilmesine rağmen gelip almadığı” belirtilmek suretiyle, alacağın mevcut ve muaccel olduğu dolaylı olarak kabuk edilmektedir. Nitekim davalı tarafından ibraz edilen tediye fişlerinden, davacıya bir kısım vekalet ücretinin ödendiği de anlaşılmaktadır....
dan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına ve tahsili ile davacı kuruma ödenmesine c- Davalılar ..., ... ve ... tarafından yapılan 210,00 TL Tebligat ve posta giderinin kısmen kabul ve kısmen red oranlarına göre 138,94 TL sinin davacı Kurumdan tahsili ile davalılar ..., ... ve ...'a ödenmesine, d- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinden yürürlükte olan A.A.Ü.Tarifesi hükümleri uyarınca 2.814,82 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ..., ... den müşterek müteselsil tahsili ile davacı kuruma verilmesine bu ücretin 1.980,00 TL'sinden ..., ... ve ...'ın sorumlu tutulmasına müştereken ve müteselsilen tahsili ile Davacıya ödenmesine; e- Her ne kadar Davalılar ..., ..., ......
Davacı avukat,davalıya vekaleten dava dosyası yürüttüğünü,davalının kendisini haksız olarak azlettiğini ileri sürerek,hak ettiği vekalet ücreti ve masraf alacaklarının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine vaki davalının itirazının iptali istemiyle eldeki davayı açmıştır.Mahkemece azlin haksız olduğu,alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının 109,90TL alacağının olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin bu miktar üzerinden devamına karar verilmiştir.Davacı tarafından,ödenmeyen vekalet ücreti ve masraf alacağı talep edilmiş,mahkemece sadece masraf alacağı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilerek vekalet ücreti alacağı yönünden ise,21.9.2012 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen vekalet ücreti alacağı değerlendirilmemiştir.Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulamaz.Öyle olunca davacının vekalet ücreti alacağı yönünden de değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup...
Uyuşmazlık temerrüt nedeniyle tahliye ile kira alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece kiralanan yargılama sırasında tahliye edildiğinden, tahliye hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kira alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi ile ödenmeyen kira paralarının davalıdan tahsilini istemiştir. Tarafların beyanlarından kiralananın dava açıldıktan sonra 26.6.2009 tarihinde tahliye edildiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu husus mahkemenin de kabulündedir. Bu nedenle mahkemece de taşınmaz tahliye edildiğinden tahliye hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kira alacağının tahsiline karar verilmiş ancak, kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına yalnızca alacak yönünden vekalet ücretine hükmedildiği halde konusuz kalan tahliye davası için vekalet ücretine hükmedilmemiştir....
Mahkemece, davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin 24.05.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan miras payları oranında müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Dava, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkin olup, davacı avukatın davalıların murisi ... vekili olarak ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/346 esas sayılı dosyasıyla kira alacağının tahsili ve temerrüt nedeniyle tahliye, ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/76 esas sayılı dosyası ile kira bedelinin tespiti davası açtığı, yine ... 12. Sulh Hukuk Mahkemesinde muris ... aleyhine açılan vesayet davasında murisin vekili olarak davayı takip ettiği anlaşılmaktadır....
Mahkemece, davalı ... hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalı hakkında açılan davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Davacı, eldeki davada vekalet ücreti alacağının tahsili için açtığı alacak davasında bilirkişi raporu ile tespit edilen tutardan talep ettiği bedelden daha fazla olması nedeniyle bakiye alacağının tahsili istemi ile eldeki davayı açmıştır.Mahkemece, davacının .......
Davanın, 01.02.2008-01.08.2011 tarihleri arasında ödenmeyen yaşlılık aylıklarından şimdilik 15.000 TL’nin her bir aylığın ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkin olduğu, davaya konu dönemdeki yaşlılık aylıklarının yargılama aşamasında ödendiği, her bir aylığın ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işlemiş faiz alacağının hüküm altına alındığı anlaşılmış olup, davadaki asıl alacak miktarı üzerinden davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gereği gözetilmeksizin, yazılı şekilde hesaplanan faiz alacağı üzerinden de vekalet ücretine hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki; bu hususun düzeltilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen geçici 3. madde atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır....


