Borçlu, ödeme emri tebligatının usulsüz olduğunu iddia etmiş, mahkemece de tebligatın usulsüz olduğu saptanmış olup, bu durumda öğrenme tarihine göre tebligat tarihinin TK'nun 32. maddesi uyarınca düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, tebligatın iptaline hükmolunması doğru değil ise de, alacaklının temyiz dilekçesinde tebligatın iptaline yönelik bir temyizi bulunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Ancak HMK'nun ''Taleple Bağlılık İlkesi'' başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında; ''Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir'' hükmü yer almaktadır. Anılan Yasa maddesi gereğince talebin aşılması mümkün değildir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (İcra Hukuk) Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Sair temyiz itirazları yerinde değilse de ; Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, borçlunun, ödeme emri tebliğ işleminin usulüne uygun olmadığını ileri sürerek, usulsüz tebligatın iptali ile takip dayanağı bononun teminat senedi olduğu nedeniyle takibin durdurulmasını talep ettiği, mahkemece, tebliğ işleminin usulsüz olduğu kararın gerekçesinde kabul edilerek borca itirazın esasının incelenmek suretiyle, hüküm fıkrasında davanın reddi yönünde karar verildiği anlaşılmıştır....
Borçluya hacze ilişkin tebligat yapılmamış veya usule uygun yapılmamış ise borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, aksi ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Somut olayda, borçlunun meskeniyet şikayetinde bulunduğu taşınmazına 29/04/2010 tarihinde tapuda haciz şerhi işlendiği, şikayetinde tarafına çıkarılan kıymet takdiri ve satış ilanına ilişkin tebligatların usulsüz tebliğ edildiğini de iddia ettiği görülmüştür. O halde mahkemece, borçlu tarafından kıymet takdiri ve satış ilanı tebliğlerine ilişkin usulsüzlük iddiası da ileri sürülmüş olduğundan öncelikle bu şikayetinin incelenerek tebligatların usulüne uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, tebligatların usulsüz olduğu tespit edilirse meskeniyet şikayetinin, öğrenme tarihine göre yasal süresinde olup olmadığının incelenmesi, şayet istem süresinde ise işin esasının incelenmesine geçilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir....
Halbuki davacının davalı kefilden henüz alacağını talep etme hakkı doğmamıştır.Mahkemece, açıklanan bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, açıklanan yasa hükmü gözardı edilerek aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. 2-Kabule göre de, davalının sözleşmede gösterilen adresine tebligat yapılmadan ,icra dosyasında başka adreste oturan davalının annesine yapılan tebligat esas alınarak itirazın iptali davasında da aynı adrese yapılan tebligatın iade edilmesi üzerine Tebligat Kanununun 35.maddesine göre tebligat yapılarak usulsüz tebligat yapıldığı gibi davalının savunma hakkı kısıtlanarak yargılama yapılmıştır.Ayrıca davalı icra takibine yapılan itirazında böyle bir sözleşme imzalamadığını, imzanın kendisine ait olmadığını bildirdiğinden,itirazın iptali davasında davalı cevap dilekçesi sunmamış,yargılamaya katılmamış olsa dahi mahkemece davalının icra takibinde bildirdiği itiraz sebeplerinin incelenerek sonucuna...
Sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, yapılan icra dosyasından müvekkili şirkete birinci, ikinci ve üçüncü haciz ihbarnameleri gönderildiğini, icra dosyasından müvekkili şirkete tebliğ edilen haciz ihbarnameleri usulüne uygun yapılmadığını, müvekkili şirkete gönderilen haciz ihbarnamelerin Tebligat Kanunun 12 ve 13.maddeleri ile Tebligat Yönetmeliğinin 17.18., 21.maddelerine aykırı olduğunu, yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, müvekkili şirkete yapılan haciz aynı şekilde yapılan 89/2 haciz ihbarnamesininde iptali için davalar açıldığını, açılan davalarının kabul edildiği takdirde iş bu davalarınında konusuz kalacağını, usulsüz olarak yapılan tebligatlar sonucunda haciz ihbarnamelerinden haberdar olamayan müvekkilinin üçüncü haciz ihbarnamesini öğrenmesinden sonra iş bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, haciz ihbarnamesinde belirtilen borç miktarı ... sayılı takip dosyasında 1.079.385,70 TL gibi yüksek bir miktardan yaptıkları için iş bu davayı açmak için gerekli olan harcı...
Sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, yapılan icra dosyasından müvekkili şirkete birinci, ikinci ve üçüncü haciz ihbarnameleri gönderildiğini, icra dosyasından müvekkili şirkete tebliğ edilen haciz ihbarnameleri usulüne uygun yapılmadığını, müvekkili şirkete gönderilen haciz ihbarnamelerin Tebligat Kanunun 12 ve 13.maddeleri ile Tebligat Yönetmeliğinin 17.18., 21.maddelerine aykırı olduğunu, yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, müvekkili şirkete yapılan haciz aynı şekilde yapılan 89/2 haciz ihbarnamesininde iptali için davalar açıldığını, açılan davalarının kabul edildiği takdirde iş bu davalarınında konusuz kalacağını, usulsüz olarak yapılan tebligatlar sonucunda haciz ihbarnamelerinden haberdar olamayan müvekkilinin üçüncü haciz ihbarnamesini öğrenmesinden sonra iş bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, haciz ihbarnamesinde belirtilen borç miktarı ... sayılı takip dosyasında 1.079.385,70 TL gibi yüksek bir miktardan yaptıkları için iş bu davayı açmak için gerekli olan harcı...
Sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, yapılan icra dosyasından müvekkili şirkete birinci, ikinci ve üçüncü haciz ihbarnameleri gönderildiğini, icra dosyasından müvekkili şirkete tebliğ edilen haciz ihbarnameleri usulüne uygun yapılmadığını, müvekkili şirkete gönderilen haciz ihbarnamelerin Tebligat Kanunun 12 ve 13.maddeleri ile Tebligat Yönetmeliğinin 17.18., 21.maddelerine aykırı olduğunu, yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, müvekkili şirkete yapılan haciz aynı şekilde yapılan 89/2 haciz ihbarnamesininde iptali için davalar açıldığını, açılan davalarının kabul edildiği takdirde iş bu davalarınında konusuz kalacağını, usulsüz olarak yapılan tebligatlar sonucunda haciz ihbarnamelerinden haberdar olamayan müvekkilinin üçüncü haciz ihbarnamesini öğrenmesinden sonra iş bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, haciz ihbarnamesinde belirtilen borç miktarı ... sayılı takip dosyasında 1.079.385,70 TL gibi yüksek bir miktardan yaptıkları için iş bu davayı açmak için gerekli olan harcı...
Davacı vekili bu tebliğ tarihinden yaklaşık dört ay, (yasa ile öngörülmüş olan 7 günlük süre çok çok geçtikten) sonra 1.9.2006 tarihinde dava açarak derece kararının büroda olmadıkları sırada, o sırada büroda bulunan ...’e tebliğ edilmiş olduğu, ...’in büroda çalışmadığını bu nedenle yapılan tebligatın usulsüz olduğunu tebligattan Adli tatilde dosyaları düzenledikleri sırada 31.08.2006 tarihinde haberdar olduklarını bildirerek usulsüz tebligatın yapılmamış sayılmasına ve sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı tebligatın usulüne uygun olduğunu, davanın süresinde açılmadığını bildirmiştir. Mahkemece tebligatın, Tebligat Kanununun 17. maddesi uyarınca usulsüz olduğu gerekçesiyle tebliğin aynı yasanın 32. maddesi uyarınca 31.8.2006 tarihinde yapılmış olduğu kabul edilerek, davanın kabulüne derece kararının iptaline karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir....
Davalı Ayser'e dava dilekçesi ve duruşma gününün 7201 sayılı Tebligat Yasası'nın 21. ve Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddelerine uygun olarak tebliğ edilmemesi nedeniyle daha sonra aynı kişiye aynı Yasa'nın 35. maddesine göre tebligat yapılmasının da usulsüz olduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır. Bu hal savunma hakkının kısıtlanmasına yol açan esaslı bir usul hatası olduğundan, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün (BOZULMASINA), bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.02.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Bu nedenle gerekçeli karar usulsüz olarak tebliğ edilen davalının bilinen en son adresine Tebligat Kanunu 21/1 uyarınca gerekçeli kararın tebliği gerekmektedir. 2) Davalı ...’a mernis adresi olduğu halde kanuni şartları oluşmadan Tebligat Kanunu’nun 35.maddesine göre gerekçeli kararın tebliğ edildiği; tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine aykırı olduğu anlaşıldığından; gerekçeli kararın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nu ve Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine göre usulüne uygun olarak tebliği ile temyiz süresinin beklenmesi gerekmektedir. 3)Birleşen ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesi 2005/251 Esas sayılı dava dosyasında; haciz lehtarı ...’a ait mirasçılık belgesinin ilgilisinden temini ile dosya arasına eklenmesi gerekmektedir....


