Bu hüküm, kaynak ---- şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.---- uyarınca ispat külfeti, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa yüklenmiştir.Davacı taraf ayıplı ifa iddiasında bulunmakla hizmetin davalı tarafından gereği gibi ifa edilmediğini ,ayıplı ifa edildiğini ispatla mükelleftir.Davacı tarafından sunulan hasar dosyasında yer alan ekspertiz raporunun incelenmesinde ekspertiz raporunun Hasar Oluş Açıklama bölümünde,hasarın neden kaynaklandığı somut verilerle ortaya konmamıştır.Yapılan kşif ile alınan bilirkişi raporunda da hasarın kaynağının yanlış montajdan kaynaklanıpğ kaynaklanmayacağının bilinemeyeceği beliritlmiştir.Dolayısıyla davacı tarafından hasarın oluş nedeninin yanlış montajdan kaynaklandığının ispat edilemediği görülmekle davanın reddine karar verilmiştir....
Tüketici ve ... 1. Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, ayıplı ifa nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. .... 8. Tüketici Mahkemesince, dava satım sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olduğu ve bu davada asliye hukuk mahkemesi görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi ise dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir. Her ne kadar, üç adet konut için talepte bulunulmuş ise de, getirtilen tapu kayıtlarına göre davacı 87 ve 34 nolu bağımsız bölümlerin malikidir....
İlgili Hukuk 1. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un, "Ayıplı Hizmet" kenar başlıklı 4 üncü maddesinin A bendi şöyledir: "Sağlayıcı tarafından bildirilen reklam ve ilânlarında veya standardında veya teknik kuralında tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler, ayıplı hizmet olarak kabul edilir. Tüketici, hizmetin ifa edildiği tarihten itibaren otuz gün içerisinde bu ayıbı sağlayıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, sözleşmeden dönme, hizmetin yeniden görülmesi veya ayıp oranında bedel indirimi haklarına sahiptir. Tüketicinin sözleşmeyi sona erdirmesi, durumun gereği olarak haklı görülemiyorsa, bedelden indirim ile yetinilir. Tüketici, bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 4 üncü maddede belirtilen şartlar çerçevesinde tazminat da isteyebilir....
Dava ayıplı mal nedeniyle alıcıya ödenen bedelin rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalı ithalatçı firma tarafından ithal edilen telefonun ayıplı olmasından dolayı bedelin dava dışı 3. kişiye ödendiğini belirtmiş olup, davalı ise telefonun ayıplı olup olmadığının belirsiz olduğunu belirterek, telefonun ayıplı olduğu yönündeki iddiayı kabul etmemiştir. Bu durumda mahkemece dava konusu telefonun ayıplı olup olmadığı, bedelin iadesinin gerekip gerekmediği hususunun uzman bir bilirkişi vasıtasıyla tespit edilerek, ayıplı olduğunun tespiti halinde ise, birlikte ifa kuralı gereği dava konusu telefonun davalıya iadesine de karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde davalıya iadesine, 15/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı itirazlarının olduğunu, ayıplı ifa, bildirim külfetinin yerine getirilmiş olduğu ve zarara ilişkin ispat yükü davacı tarafta olduğunu, davacı tarafın sözleşme bedeline dair ödemeyi vaktinde yapmaması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, yukarıda açıklanan nedenle davanın usulden ve esastan reddine, yargılama gideri ve vekil ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Deliller; Bursa 14. İcra Dairesi'ne, Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, Bursa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne, Yazılan müzekkereye cevap verildiği cevabi yazının dosya arasında olduğu anlaşılmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ, HUKUKİ KABUL VE GEREKÇE Dava, eser sözleşmesinin gereği gibi ifa edilmemesinden kaynaklı iş sahibinin yükleniciden tazminat istemine ilişkindir....
Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir.” düzenlemesine yer verilerek, ürünün ayıplı çıkması halinde tüketicinin seçimlik hakları düzenlenmiştir. Bu yasal düzenlemeyle tüketiciye ayıplı mal nedeniyle tanınan seçimlik haklarından biriside ayıplı malın iadesi ve ödenen bedelin tahsilidir. Tüketici, yasayla kendisine tanınan dört seçimlik hakkından birini tercih etmekte özgürdür....
Mahkemece, davanın kabulüne, 2.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren 4.485,11 TL'nin ise ıslah tarihi olan 09.06.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı, davalı ve ihbar olunan tarafından temyiz edilmiştir. 1-Davalının temyizi yönünden, uyuşmazlık; dava konusu olayda “ayıplı ifa” mı, yoksa “eksik ifa”nın mı söz konusu olduğu; burada varılacak sonuca göre satıcının sorumluluğuna gidilebilecek ihbar ve zamanaşımı süreleri ile talep hakkının kapsamının ne olduğu noktalarında toplanmaktadır. Davacı tüketici olduğuna göre, tüketici hukuku ile ilgili ayıba ilişkin düzenleme, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK)’un 4. maddesinde yer almaktadır....
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesine dayalı ayıplı ifa nedeniyle genel hükümlere göre açılan rücuen tazminat davasıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 112. maddesi uyarınca "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür." -------- dosyası incelendiğinde; davacısının ---- olduğu, davalılarının eldeki davanın tarafları olduğu, Mahkemece ---- havale tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; satışa konu kazanın durumu itibariyle gizli ayıplı olduğu, söz konusu ihalede kazanın fiyatının---- -- olduğu,---- olduğu, kazanda meydana gelen hasarın kullanım kaynaklı olmadığı ve------ bu olayda kusursuz olduğu, kazanda meydana gelen hasarın imalata dayalı meydana geldiği ve davalıların tam kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır....
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesine dayalı ayıplı ifa nedeniyle genel hükümlere göre açılan rücuen tazminat davasıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 112. maddesi uyarınca "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür." -------- dosyası incelendiğinde; davacısının ---- olduğu, davalılarının eldeki davanın tarafları olduğu, Mahkemece ---- havale tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; satışa konu kazanın durumu itibariyle gizli ayıplı olduğu, söz konusu ihalede kazanın fiyatının---- -- olduğu,---- olduğu, kazanda meydana gelen hasarın kullanım kaynaklı olmadığı ve------ bu olayda kusursuz olduğu, kazanda meydana gelen hasarın imalata dayalı meydana geldiği ve davalıların tam kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır....
nolu taşınmazın tapusunu almış olmasına rağmen projenin hala iskanının alınmamış olması, taşınmazdaki bir kısım imalatların eksik ve hatalı olması, buna göre ayıplı teslim nedeniyle tazminat ve aynen ifa istemine ilişkin olduğu ve davanın derdest olduğu anlaşılmıştır. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 7. Dava; davacı tarafından, davalı yandan satın alınan dava konusu taşınmazın ayıplı olduğundan bahisle tazminat ve aynen ifa istemine ilişkindir. 8. Davaların birleştirilmesi kurumu HMK 166 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 9. Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. 10. Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır. 11....


