bahisle, 2918 sayılı Karayolları Kanunun 84.ncü maddesinde yer alan ve Asli sürücü kusurlarından sayılan L bendini (Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller kanun madde 84- Araç sürücüleri trafik kazalarında;.., l) Park için ayrılmış yerlerde veya taşıt yolu dışında kurallara uygun olarak park edilmiş araçlara çarpma, Hallerinde asli kusurlu sayılırlar. ) ihlal ettiği ve yine aynı kanunun diğer 47.nci maddesinin D bendinin de (Trafik işaretlerine uyma kanun madde 47- Karayollarından faydalananlar aşağıdaki sıralamaya göre; .... d) Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere, Uymak zorundadırlar. ) altı çizilerek belirtilen hükümlerine riayet etmediği, yine aynı kanunun 52.nci maddesinin B bendindeki (Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak kanun madde 52 – Sürücüler; …., b) Hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği...
e ait 16.12.2019 tarihli sağlık durumunu gösterir heyet raporunundan, davacı araç sürücüsünün mevcut ehliyeti ve sağlık durumunun Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 90. maddesinde düzenlenen sürücü belgelerinin trafik zabıtasınca geri alınması halleri kapsamında kalmadığı, ayrıca davacı araç sürücüsünün yenilemiş olduğu ehliyetinde iddiaya yönelik bir kısıtlamanın dahi olmadığı, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.4.maddesi gereğince gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kimseler tarafından taşıtın kullanılması sırasında meydana gelen zararlar, kasko poliçe teminatı dışında olduğundan davacı sürücüsünün mevcut ehliyeti ve sağlık durumunun Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 90. maddesinde düzenlenen sürücü belgelerinin trafik zabıtasınca geri alınması halleri kapsamında kalmadığı anlaşılmakla davanın kabulü ile 24.000,00-TL maddi tazminat alacağının davalı tarafa gönderilen ihtarnamenin tebliğ tarihi dikkate alınarak hesaplanan 08/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek...
Davalı vekili Tramer kaydındaki kusur tespitinde de kamera kayıtlarının esas alındığını bildirmiştir. Mahkemece davalı tarafın talebine göre kamera kayıtları araştırılmadan bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz....
Kabule göre de; tescil, idari bir işlem olup trafik kaydındaki tescilin iptali ile yeni kayıt ve tescile karar verilmesi, idareyi işlem yapmaya zorlayıcı bir karardır. Oysa adli yargı yerinde, idareyi işlem yapmaya zorlayıcı türden bir karar verilemez. Mahkemece, yalnızca mülkiyetin tespiti hususunda hüküm kurmakla yetinilmelidir, trafik tescil kaydının iptali ile yeni kayıt ve tescile karar verilmiş olması da doğru değildir. SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve davalı yararına takdir olunan 1.350,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 08/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Dava, mülkiyetin tespiti, yolsuz kaydın iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Davacı, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı aracın neden olduğu kaza nedeniyle zarar gören kişilere yapılan ödemenin rücuen tahsili istemine ilişkindir. 1-Davalı sigortalı ...’a dava dilekçesinin tebliği için çıkarılan tebligat adresinde tanınmaması nedeniyle iade edilmiş; mahkemece, davalıya ait aracın trafik sicil kaydındaki adresine Tebligat Kanunun 35. Maddesine göre 31.10.2007 tarihinde tebliğ edilmiştir.Ancak, dosyada mevcut..... plakalı aracın trafik sicil kaydında 6.6. 2005 tarihinde anılan aracın davalı tarafından satıldığı ve yeni malik adına tescil gördüğü anlaşılmaktadır. Dava tarihi ve tebliğin yapıldığı tarihte aracın davalı adına kayıtlı olmadığı anlaşılmaktadır....
Tescil, idari bir işlem olup, trafik kaydındaki tescilin iptali sonucunu doğuracak şekilde, yeni kayıt ve tescile karar verilmesi, idareyi işlem yapmaya zorlayıcı bir karardır. Oysa adli yargı yerinde, idareyi işlem yapmaya zorlayıcı türden bir karar verilemez. Mahkemece, davaya konu aracın mülkiyetinin, davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, aracın davacı adına sicile kayıt ve tesciline karar verilmiş olması doğru değildir. Ne var ki; bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. SONUÇ. Temyiz edilen kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle; hüküm fıkrasının 2. bendinin silinerek yerine “Davanın kabulü ile; davalı ... adına kayıtlı 2014 yılı ... benz marka ... plakalı, ... şasi nolu aracın, davacı ...'...
SAVUNMA:Davalı -------- Sigorta vekili Mahkememize sunduğu 27/12/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle: sigorta teminatı altına alınan -------- plakalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde bir kusurunun ve dolayısıyla müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan bir sorumluluğunun bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğini, kusur tespiti gerektiğini, davayı ve talebi kabul anlamına gelmemek kaydıyla, -------- plakalı araç için “gerçek zarar” miktarının tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin yargılama masrafları ve vekalet ücretinden sorumlu olmadığını beyan ile, öncelikle “zamanaşımı" itirazının değerlendirmeye alınarak huzurda açılmış bulunan davanın reddini, tüm delillerin toplanmasını takiben dosyanın, “kusur tespiti', “maddi hasar” ve zararının tespiti için ise konusunda uzman ve ehil bilirkişiler kanalı ile inceleme yapılmasını, talep edilen icra inkar tazminatının reddini, yargılama masrafları ve ücreti vekâletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep...
Tescil, idari bir işlem olup, trafik kaydındaki tescilin iptali sonucunu doğuracak şekilde, yeni kayıt ve tescile karar verilmesi, idareyi işlem yapamaya zorlayıcı bir karardır. Oysa adli yargı yerinde, idareyi işlem yapmaya zorlayıcı türden bir karar verilemez. Mahkemece, davaya konu aracın mülkiyetinin, davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, aracın davacı adına sicile kayıt ve tesciline karar verilmiş olması doğru değildir. Ne var ki; bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. SONUÇ. Temyiz edilen kararın, yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle; hüküm fıkrasının 1. bendinin silinerek yerine “Davanın kabulü ile; davalı ... tarafından, davacıya ödenen 40.000,00.TL'nin iadesi halinde, davalı ... adına kayıtlı 2009 model ... marka ... şasi nolu aracın, davacı ...'...
Sigorta Şirketi'nin cevabi yazısı ile hasar dosyası ve poliçenin gönderildiği görülmüştür.Mahkememizce kusur durumunun tespiti ve davacının aracında meydana gelen hasar bedelinin tespiti bakımından bilirkişi raporları aldırılmıştır. 09/01/2024 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde, 01/05/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasında dava konusu araç sürücüsü (----plaka sayılı araç sürücüsü) ----- %100 oranında (Yüzde yüz) kusurlu olduğu, kazaya karışan diğer araç sürücüsü (davacının) kusursuz olduğu kanaatine varılmıştır.Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; 01/05/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasına ilişkin mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesi ile söz konusu aracın kaza tarihi itibariyle 9.250,00 TL değer kaybına uğradığı, davalı ---- olayın vukunda % 100 nispetinde kusurlu olduğu, bu nedenle ---- plakalı araç sigortacısı davalı ---- sorumluluğunun bulunduğu, davaya konu olay sebebiyle ----- plakalı aracın değer kaybına ilişkin olarak 02.06.2023 tarihinde 19.215,00...


