Yapılacak keşif sırasında bilirkişi ve tanıklardan, varsa tevzi çalışmaları sırasında uygulanan kayıt ve belgelerin çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamadığı, çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, kime ait bulunduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim ya da kimler tarafından hangi tarihten itibaren ve ne şekilde kullanıldığı, öncesinin mera, yayla gibi özel mülkiyete konu olamayacak ya da kaçak ve yitik kişilerden kalıp kanunlar uyarınca Hazineye intikal eden yerlerden olup olmadığı, Hazine adına tapu kaydının oluştuğu tarihten geriye doğru davacı ya da maliki evvellerinin 20 yılı aşkın zilyetliğinin bulunup bulunmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve tespit dayanakları olan belgelerle denetlenmeli, zirai bilirkişiden çekişmeli taşınmazların bitişiğinde bulunan 102 ada 2 parsel nolu taşınmazın fiilen ne şekilde kullanıldığı, mera olması halinde çekişmeli taşınmaz ile arasında...
İdare Mahkemesinin 31.10.2008 tarihli kararı ile iptal edildiğini, dava konusu taşınmazın mülkiyetinin tekrar Hazine'ye geçtiğini, taşınmazın kumluk vasfında olduğu ve kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi gerektiğini, davalıların dava konusu taşınmazda haksız işgalci konumunda olduklarını ve taşınmazın zilyetliğinin vekil eden .... Köyü Tüzel Kişiliği'ne ait olduğunu, TMK 982 ve 983. maddeleri gereği müdahalenin meni davası açma haklarının bulunduğunu açıklayarak, davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile, tapuya tescili mümkün olan yerlerden ise vekil eden Köy Tüzel Kişiliği adına tesciline, davalı şirketin müdahalesinin menine ve muhdesatın kaline karar verilmesini istemiştir....
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez. O halde, mahkemece H.Y.U.Y.' nın 45 ve devamı maddeleri gereğince bu parsele karşı açılmış bulunan tüm dava dosyaları tespit edilip birleştirilmeli, dava edilen taşınmaz bölümlerinin ayrı ayrı ya da bir arada 6831 Sayılı Yasanın 17/2 maddesi gereğince orman içi açıklığı olup olmadığı denetlenip değerlendirilmeli, orman sayılmayan yer oldukları saptandığı takdirde bu bölümler ile kalan bölümlerinin yüz ölçümleri belirlenip infaza olanak sağlar biçimde krokisi düzenlettirilip bu doğrultuda hüküm kurulmalıdır. Değinilen yönün göz ardı edilmesi usul ve yasaya aykıdır....
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez. O halde; mahkemece, H.Y.U.Y.' nın 45 ve devamı maddeleri gereğince bu parsele karşı açılmış bulunan tüm dava dosyaları tespit edilip birleştirilmeli, dava edilen taşınmaz bölümlerinin ayrı ayrı ya da bir arada 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince orman içi açıklığı olup olmadığı denetlenip değerlendirilmeli, orman sayılmayan yer oldukları saptandığı takdirde bu bölümler ile kalan bölümlerinin yüz ölçümleri belirlenip infaza olanak sağlar biçimde krokisi düzenlettirilip bu doğrultuda hüküm kurulmalıdır. Değinilen yönün gözardı edilmesi usul ve yasaya aykıdır....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kabul kararı verilen taşınmaz kısmı yönünden davacının eklemeli zilyetliğinin bulunduğu ve orman sayılmayan tescil harici yerlerden olduğu, imar ve ihyanın gerçekleşmiş olduğu, il, ilçe ve kasabaların imar sahaları kapsamında kalmadığı, ret kararı verilen taşınmaz kısmı yönünden ise taşınmazın bu kısmı üzerinde yapraklı-ibreli tipinde orman bitki örtüsünün bulunduğu, batısındaki Devlet ormanının devamı niteliğinde olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 27.03.2018 havale tarihli bilirkişi raporu ve ekindeki kroki de 1 A harfi ile gösterilen ......
Toplanan deliller, uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından, çekişmeli taşınmazın resmi belgelerde resmi belgelerde açık alanda işaretlenmesine rağmen eğiminin % 25 olduğu, orman ve ... muhafaza özeliği taşıdığı, 8-10 yıldan beri kullanılmadığı terk edilmiş olduğu, orman tahdit haritasında doğu, kuzey ve batı yönden tahdit içindeki ormanlık alan ile çevrili olduğu, memleket haritasında tüm yönlerden iğne yapraklı ağaç rumuzlu alanlar ile çevrili olduğu, münhani eğrilerinin sık olduğu, eğimin yüksek olduğu, memleket haritasında yeşile ... olmayan alanlarda dahi iğne yapraklı ağaç rumuzunun bulunduğu, amenajman haritasında ise, ... alanların dahi orman toprağı rumuzu ile gösterildiği, bitişiğindeki 16 ve 15 nolu tahdit dışında bırakılan iç poligonlar ile birlikte orman içi açıklık konumunda olduğu saptandığından çekişmeli taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağı, bitişikteki ormanlık alanın devamı niteliğinde olduğu ve 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince orman içi...
İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 318, 319, 361, 362 nci maddeleri. 2. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un (TKHK) 50/9 ve 73/4 üncü maddeleri. 3. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 57 ve devam eden maddeleri. 4. Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin 2/3, 4/ğ, 15 inci maddeleri. 2. Değerlendirme (1) Numaralı Uyuşmazlık Yönünden: 1. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesine göre bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. 2. Kanun koyucu 362 nci maddede ise temyizi mümkün olmayan kararları sıralamıştır. Buna göre miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 362 nci madde uyarınca temyiz edilemez. 3....
Mah, ... parsel, ... sayfa, ... cilt numaralı taşınmazı üzerinde diğer davalı ... lehine 22/12/2011 tarihinde 150.000,00-TL’lik ipotek tesis işlemi yaptırmış olduğunu öğrendiklerini, söz konusu taşınmaz üzerine konan ipoteğin borcun doğumundan ve ödeme emrinin borçluya tebliğinden sonraki bir tarihte yapıldığını, davalılar arasında yapılan bu ipotek tesisi işleminin muvazaalı olup, ... ile diğer davalı ...’ın icra takibini sonuçsuz bırakmak amacıyla bu işlemi yaptıklarını, bu nedenle davalıların İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince iptale konu ipotek tesisi işleminin iptali gerektiğini, beyan ederek davanın kabulü ile davalılar arasında ipotek tesisi işleminin iptaline, taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi ve alacağın tahsili imkanının tanınmasına, dava konusu taşınmazın 3. kişilere devrinin önlenmesi için teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilerek taşınmazların tapu kaydına tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Uyuşmazlık ve hukuki niteleme Dava, kadastro tespitine itiraz (aktarılan) istemine ilişkindir. 2. İlgili hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6831 ... Orman Kanunu'nun (6831 ... Kanun) 1 inci ve devamı maddeleri, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 1 inci ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 ... Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ......
(Öğreti ve uygulamaya örnek olarak: Prof. Dr. Haluk Tandoğan, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Cilt: 2,Sevinç Matbaası, Ankara 1977, sayfa: 176 ve devamı; Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 4.3.l994 gün ve 1994/8557-2l38 sayılı kararı ve aynı doğrultudaki birçok başka karar.) Davacı ile davalı doktor ve özel hastane arasında vekil-müvekkil ilişkisi mevcut olup, davadaki talepler vekillerin vekalet görevini ifada özen borcuna aykırı davrandıkları iddiasına dayalı bulunmakla, uyuşmazlığa vekalet hükümlerinin uygulanması ve doğal olarak uyuşmazlığın da bu çerçevede değerlendirilmesi gerekir. Davacı 4077 sayılı kanun kapsamında tüketici olarak nitelendirilemeyeceği gibi, davalılarda satıcı olarak değrelendirilemez . Bu halde davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, çözümlenmesi gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK.’nun 21. Ve 22. maddeleri gereğince ... 1....


