WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

Taşınmaza zilyet olanlar tapu kaydı veya bir hakka dayandığı takdirde TMK'nın 683. maddesindeki mülkiyet hakkının korunmasından yararlanarak istihkak davası veya elatmanın önlenmesini isteyebileceği gibi salt zilyetliğe dayalı olarak TMK'nın 981 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması hükümleri gereğince istemde bulunma hakkına da sahiptir. Davacı, dava konusu taşınmazın zilyedi olduğunu, davalının bu taşınmaza haksız olarak müdahale ettiğini, bu nedenle zilyedi olduğu taşınmazdaki davalının haksız müdahalesinin önlenmesini talep ettiği anlaşıldığına göre, davacının salt zilyetliğin korunmasına ilişkin olduğu, arkasında nesnel ya da öznel bir hakka dayalı olarak talepte bulunmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, salt zilyetliğin korunması istemine dayalı bir dava olduğundan, TMK'nın 981 ve devamı maddeleri uyarınca uyuşmazlığın çözümünde sulh hukuk mahkemesi görevlidir....

Taşınmaza zilyet olanlar tapu kaydı veya bir hakka dayandığı takdirde TMK'nın 683. maddesindeki mülkiyet hakkının korunmasından yararlanarak istihkak davası veya elatmanın önlenmesini isteyebileceği gibi salt zilyetliğe dayalı olarak TMK'nın 981 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması hükümleri gereğince istemde bulunma hakkına da sahiptir. Davacı, dava konusu taşınmazın kiracısı olduğunu, davalının bu taşınmaza haksız olarak müdahale ettiğini, bu nedenle kiracısı olduğu taşınmazdaki davalının haksız müdahalesinin önlenmesini talep ettiği anlaşıldığına göre, davacının kira ilişkisinden kaynaklanan şahsi hakka dayalı olarak elatmanın önlenmesi talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, dava salt zilyetliğe dayalı bir dava olmayıp, hakka dayalı bir davadır. O halde, konusu TMK'nın 981 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması davası olmadığına göre uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemesi görevlidir....

Bu davalar, TMK 981, 982 ve 983. maddeleri mal üzerinde zilyetlikten başka hiçbir hakkı bulunmayan kişilerin zilyetliğinin korunması için konulmuş hükümleri ihtiva etmektedir. TMK'nın 973. maddesinde zilyetlik "Bir şey üzerinde fiili hâkimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir" biçiminde tanımlanmıştır. TMK'nın 982 ve 983. maddelerinde zilyetlik herhangi bir hakka bağlı olmaksızın dava yoluyla korunmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki, zilyetliğin korunması davasıyla zilyet, zilyetliğin hakka dayandığını ispat külfetine katlanmadan sadece zilyetliğini öne sürerek Sulh Hukuk Mahkemelerinde uygulanan basit yargılama usulünün sağladığı kolaylıklardan yararlanır. Zilyet, zilyetliğinin arkasında bulunan nesnel veya kişisel bir hakka dayandığında ise dava, bir hak davası niteliğini kazanır; o takdirde mahkemenin görevi, yalnız zilyetliğin korunması davasından farklı olarak, dava olunan şeyin değerine göre belirlenir....

Bu durumda, uyuşmazlığın TMK.nın 981 ve devamı maddelerinde düzenlenen zilyetliğin korunması hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerektiğinden, HMK.'nın 4/1 c (HUMK.'nın 8/II-3) maddesi uyarınca, Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle;6100 sayılı HMK.'nın 21 ve 22.(1086 sayılı HUMK.’nın 25 ve 26.)maddeleri gereğince Çarşamba Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 11.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Başkanlığına resmi olarak tahsis edildiği, karar tarihi itibariyle iptal edilmiş ve davacılar adına oluşmuş bir tapu kaydınında bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dava; TMK'nin 981 vd. maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması isteğine ilişkindir. Zilyetliğin temeli hukuki bir durum niteliğinde olduğundan; TMK'nin 981 vd. maddeleri uyarınca açılan zilyetliğin korunması davalarıyla sadece görünüşün ve mevcut durumun korunması amaçlanır. Dava konusu taşınmaz arsa vasfı ile davalı ... adına kayıtlı olup diğer davalı kurum lehine tapuya tahsis edildiğine göre; davacıların zilyetliğinin herhangi bir mülkiyet hakkına dayandığı söylenemez. Başka bir ifade ile tapu kaydı ve tahsis açıklaması karşısında davacıların zilyetliklerine değer verilemez. Tüm bu açıklamalar karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir....

Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan araştırma ve inceleme sonucunda dava konusu .. parsel sayılı taşınmazda 17.284 m2 yönünden davanın kısmen kabulü ile davacının zilyetliğinin korunmasına ve iadesine, fazla isteğin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, TMK'nun 981 ve devamı maddeleri gereğince zilyetliğin korunması isteğine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de kurulan hükmün infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 297/2 maddesi hükmünde taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, -//- infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur....

Bu nedenle mahkemece teknik bilirkişi krokisinde yeşil ile taralı alan dışında kalan, ahşap baraka ve tuvalet olarak yararlanılan Hazineye ait çekek yeri niteliğinde olduğu belirtilen bölüme ilişkin olarak yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu bölüm için mahkemece yapılacak iş; TMK'nın 981 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması hükümleri çerçevesinde delillerin değerlendirilip gerçekleşecek sonucuna göre karar vermek olmalıdır. Temyiz edilen hükmün bu bölüme yönelik olarak açıklanan yönde işlem ve inceleme yapılmak üzere bozulmasına karar vermek gerekmiştir....

Davalı, davaya konu taşınmaz ile davalının zilyetliğinde bulunan taşınmazın, ölmeden önce tarafların murisinin zilyetliğindeyken vefatı ile taşınmazın haricen mirasçılar arasında taksim edildiğini, 27.03.2013 tarihli anlaşmaya göre inşaata başlandığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini açıklayarak, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın TMK’nin 981. maddesi gereği hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bilindiği üzere ve kural olarak, taşınmaza zilyet olanlar tapu kaydı veya bir hakka dayandığı takdirde TMK'nin 683. maddesindeki mülkiyet hakkının korunmasından yararlanarak istihkak davası veya elatmanın önlenmesi davası açabileceği gibi, salt zilyetliğe dayanan kişiler ise TMK'nin 981 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması hükümlerinden yararlanarak zilyetliğin korunması davası açabilirler....

Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacıların sınırlarını dava dilekçesinde belirtmiş oldukları taşınmazın, tapuda kaydı olmayan ve sınır ihtilafları dolayısı ile kadastro çalışmalarının yapılmadığı bir taşınmaz olduğu, davacıların dilekçelerinde; taşınmazı 100 yılı aşkın süredir kullandıklarını ancak davalıların kendi zilyetliklerinde olan bu taşınmazı kullanmalarına engel olduklarını belirttikleri anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazdaki bu belirlemeler ve dava dilekçesindeki açıklama dikkate alındığında, dava zilyetliğin korunmasına ilişkindir. TMKnun 981, 982 ve 983. ve devamı maddeleri uyarınca mal üzerinde zilyetlikten başka hiçbir hakkı bulunmayan kişilerin zilyetliğinin korunması için konulmuş hükümleri ihtiva etmektedir. TMKnun 973.maddesinde zilyetlik “bir şey üzerinde fiili hakimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir” biçiminde tanımlanmıştır. TMKnun 982 ve 983.maddelerinde zilyetlik herhangi bir hakka bağlı olmaksızın dava yoluyla korunmuştur....

Dava, TMK.nun 981 ve devamı maddeleri gereğince çözümlenmesi gereken zilyetliğin korunması isteğine ilişkindir. Davanın açıldığı tarihte, taşınmaz veya taşınmaz bölümleri üzerindeki üstün zilyetlik kimde ise kural olarak onun zilyetliğinin korunması ve olayda TMK.nun 984. maddesindeki hak düşürücü sürelerin gözönünde tutulması gerekmektedir. Dava konusu 283 parselin geldisi olan 91 parsel: Hazine adına tapuda kayıtlı iken, 4070 sayılı Kanuna göre, davalı ... Kılavuz'un satış isteği idarece kabul edilip, Vali oluru alındıktan sonra, ihale yoluyla, 2003 yılında, önce 283 ve 284 parseller olarak ifraz edilerek sonra ifraz edilen 283 parselin davalılardan Nimet'e satıldığı, davacılardan ...'un itirazı üzerine dava konusu idari işlemin iptaline karar verildiği, temyiz üzerine Danıştay 8.Dairesi tarafından kararın onandığı ve karar düzeltme talebinin reddedilerek idari yargı kararının kesinleştiği anlaşılmaktadır....

UYAP Entegrasyonu