WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

Taşınmaz 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığına göre TMK.nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 18. maddeleri gereğince zilyetlik edinilmeleri mümkün bulunmamaktadır. Ancak somut olayda, taşınmaz üzerindeki korunmaya değer üstün zilyetliğin hangi tarafta olduğunun belirlenmesi gerekir. Buna bağlı olarak TMK.nun 984. maddesinde yer alan 2 ay ve 1 yıllık hak düşürücü sürelerin geçip geçmediğinin somut olayda tartışılması zorunludur....

Mahkemece; kamu malı niteliği taşıyan taşınmaz üzerinde muhdesat için müdahalenin önlenmesinin talep edilemeyeceği, paydaşlar arasındaki ilişki açısından ise fiili taksimin gerçekleşmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Gerek davacının gerek davalının hakka dayalı zilyetlikleri bulunmadığından, bu davada öncelikle çözüme kavuşturulması gereken husus; davacının somut olayda, davalıya karşı üstün ve korunmaya değer zilyetliğinin bulunup bulunmadığıdır. TMK’nun 973 ve devamı maddeleri uyarınca, zilyetliğin korunmasına ilişkin işbu davada, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 09.10.1946 tarih, 1946/6-12 Esas ve Karar sayılı kararında aynen “…MK’nun 896 (TMK’nun 983) maddesi uyarınca bir taşınmazda zilyetliği tecavüze uğrayan kimsenin bu hakkının korunması için açacağı davada; şey’e malik olduğunu veya zilyetlik hakkını beyana lüzum olmadan sadece zilyetlik sıfatını değiştirerek tecavüzü ispat etmesi yeter....

ten davacılara kaldığı ve davacıların zilyetliğinde olduğunun tespitine, taşınmazın kalan kısmının bir bölümünün kayalıkla kaplı olup kullanıcısının olmadığı, bir bölümünün genel yol olarak, bir bölümünün de farklı miktarlarla davalılar tarafından kullanıldığı, davacının zilyetliğinde olmadığı anlaşıldığından fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava zilyetliğin tespiti ve korunması isteğine ilişkindir. Bilindiği üzere ve kural olarak, taşınmaza zilyet olanlar tapu kaydı veya bir hakka dayandığı takdirde TMK'nun 683. maddesindeki mülkiyet hakkının korunmasından yararlanarak istihkak davası veya elatmanın önlenmesi davası açabileceği gibi, salt zilyetliğe dayanan kişiler ise TMK'nun 981 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması hükümlerinden yararlanarak zilyetliğin korunması davası açabilirler....

Mahkemece, davalının kesinleşen elatmasının önlenmesi kararı uyarınca dava konusu taşınmaza yaptığı inşaat temelini kaldırması gerekirken, karara uymayarak söz konusu temeli kaldırmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı tarafından yaptırılan ... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki temel imalatının masrafları davalı tarafından karşılanmak suretiyle kaldırılmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Zilyetliğin temeli hukuki bir durum niteliğinde olduğundan; TMK'nın 981 vd. maddeleri uyarınca açılan zilyetliğin korunması davalarıyla sadece görünüşün ve mevcut durumun korunması amaçlanır. Kal (yıkım) kararı ise, mevcut durumun korunması kapsamında olmayıp; taşınmazın aynına ilişkin bir tasarruf niteliğindedir. Dava konusu taşınmaz mera vasfında olduğuna göre; davacının zilyetliğinin herhangi bir mülkiyet hakkına dayandığı söylenemez....

Dava; TMK'nin 981 vd. maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması ve kal isteğine ilişkindir. 1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapasımı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı vekilinin kal’e ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Zilyetliğin temeli hukuki bir durum niteliğinde olduğundan; TMK'nin 981 vd. maddeleri uyarınca açılan zilyetliğin korunması davalarıyla sadece görünüşün ve mevcut durumun korunması amaçlanır. Kal (yıkım) kararı ise, mevcut durumun korunması kapsamında olmayıp; TMK'nin 684. maddesi uyarınca taşınmazın aynına ilişkin bir tasarruf niteliğindedir....

Davalılardan Hayati’nin de diğer davalının damadı olup, taşınmaz ile bir ilgisinin bulunmadığını ve onun yönünden de davanın reddi gerektiğini, 4. Davacılar hakkında 3091 sayılı Yasa gereğince üç kez men kararı verilerek taşınmazın Hazineye teslim edildiğini, 5. Vekil edenlerinin zilyetliğinin mahkeme kararı ile tespit edildiğini, 6. Mahallinde 2013 ve 2017 yıllarında yapılan keşif ile dava konusu taşınmazın kullanılmadığı ve üzerinde 1,5 metre uzunluğunda yabani otlar olduğunun belirlendiğini, 7. 2014 yılından bugüne değin yerin Osman Şimşek tarafından kullanılarak ecrimisil bedelinin de onun tarafından ödendiğini, 8. Davanın konusuz kaldığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, TMK'nun 981 ve devamı maddeleri gereğince zilyetliğin korunması isteğine ilişkin olup, uyuşmazlık, davanın kısmen kabul kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk a....

Dava; TMK. nun 981 ve devamı maddelerinde düzenlenen zilyetliğin korunması isteğine ilişkindir. Taşınmaz üzerinde zilyetlikten başka hakkı bulunmayan kişiler anılan maddeler uyarınca zilyetliklerinin korunmasını isteyebilirler. Zilyetliğin elden alınması ya da saldırıya uğraması halinde korunma dava yolu ile istenebilir. Ancak TMK. nun 984. maddesi hükmü uyarınca “dava hakkı zilyedin fiili ve failini öğrenmesinden başlayarak 2 ay ve her halde fiilin üzerinden 1 yıl geçmekle düşer.” Davacı dava dilekçesi ve yargılama oturumlarında, 05.07.2007 tarihinde davalı Belediyenin taşınmaza elattığını, köylülerin haber vermesi üzerine 19.07.2007 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Davalı tarafça tecavüzün 05.07.2007 tarihinde yapıldığı ve davacının tecavüzü 19.07.2007 tarihinde öğrenildiği açıklandığına göre Kanun hükmünde açıklanan süre kaçırıldıktan sonra 07.11.2007 tarihinde eldeki dava açılmıştır....

ın zilyet olduğunun tespitine, davalının davacının zilyetliğine yapmış olduğu müdahalenin önlenmesine, davacının taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin korunması ile davacıya teslimine karar verilmesi üzerine hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1- Dosya kapsamına dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, mahkemece deliller değerlendirilerek karar verildiğine ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının aşağıda belirtilen hususlar dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine, 2- Davacı, dava dilekçesinde dava konusu taşınmazda davalının tecavüzünün önlenmesine, evin kendisine teslim edilmesini istemiştir. Davacının dava konusu taşınmazda zilyetliğinin tespitine ilişkin bir talebi bulunmayıp, esasen dava, TMK'nun 981 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması isteğine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nun 26. maddesine (HUMK'un 74-76. maddeleri) göre; “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez....

Davacının evine giriş yerine demir kapı ve set yapılmak suretiyle müdahalede bulunduğuna göre TMK’nun 981 ve devamı maddeleri gereğince davacının bu tür davayı açmakta hukuki yararının olduğunun da kabulü gerekmektedir. Uygulama gereğince hukuki yarar ilkesi dava şartlarından olup, başlangıçta kendiliğinden gözönünde tutulur. Hukuki yararı olan bir kişinin yine dava şartlarından olan taraf ehliyetinin olduğunun da kabulü zorunludur. O halde TMK’nun 981 ve devamı maddeleri gereğince davanın zilyetliğin korunması davası olduğu kabul edilerek iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır....

Somut olayda; davacı talebinin, davada taraf olmayan Burhanettin ve Adil Kanun'a ait olan taşınmaz üzerinde bulunan evin zilyetliğinin kendisine ait olduğu ve taşınmazın boşandığı eşi tarafından fuzûli olarak işgal edildiği iddiasıyla vaki elatmasının önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. 4721 sayılı TMK'nın 981 (743 sayılı TMK'nın 894) ve müteakip maddeleri, mal üzerinde zilyetlikten başka hiçbir hakkı bulunmayan kimsenin zilyetliğini korumak üzere konulmuş hükümleri ihtiva etmektedir. Davacı sadece zilyetliğini ileri sürdüğüne ve zilyetliğin arkasında ayni (nesnel) veya şahsi (kişisel) bir hak ileri sürmediğine göre davanın, zilyetliğin korunması kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre uyuşmazlığın, 6100 sayılı HMK'nın 4/1-c maddesi uyarınca, Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Mersin 2....

UYAP Entegrasyonu